INTELTURK

Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri

MİT, Dış İstihbarat ve Kayıp Yıllar

MİT, Dış İstihbarat ve Kayıp Yıllar

Dış istihbarat (ya da stratejik istihbarat), bir devletin diğer devletlere yönelik her türlü istihbari faaliyetlerinin bütünüdür. İstihbarat çarkının planlama, toplama, tasnif, değerlendirme, analiz, raporlama ve müşteriye sunma aşamalarından oluşmaktadır. Hedef ülkelerle ilgili siyasi, askeri, ekonomik, bilimsel, demografik , biyografik ve sair konularda açık ya da kapalı kaynaklardan açık ya da gizli bilgi ve belge toplanmasını, bu amaçla haber kaynağı bulunmasını, istihbaratçılar ve kaynakları arasında gizli haberleşme kanalları tesis edilmesini, toplanan bilginin değerlendirme ve analiz süreçlerinden sonra rapor halinde müşteriye ulaştırılmasını gerektirir. Devletler ulusal çıkarları doğrultusunda hedef ülkelerde çeşitli resmi veya özel kişi, grup, örgüt ile irtibat kurabilir, rejim değişikliği için faaliyet yürütebilir, örgüt kurdurabilir, bu örgütlere eğitim, lojistik, silah ve mali destek verebilir. Bu faaliyetin tek koşulu açığa çıkmamaktır. Aksi halde siyasi ve hukuki müeyyidelerle karşılaşmak mümkündür.

Dış istihbaratın faaliyet alanı tıpkı dış politika gibi yurtdışı olsa da planlama, hazırlık, tasnif, değerlendirme, analiz ve raporlama safhalarında yurtiçindeki ünitelerin ve kadroların rolü büyüktür. Yurtdışında haber toplamak ya da operasyonel çalışma yürütmek için istihbarat personelinin fiilen dışarıda görev yapmasına gerek bulunmamaktadır. Yurtiçi üniteler de uygun kaynaklar vasıtasıyla sınırların ötesinden bilgi derleme imkan ve kabiliyetine sahiptir. Bununla birlikte istihbari amaçlarla yurtdışına istihbaratçılar ya da istihbaratçıların sevk ve idare ettiği kaynaklar gönderilebilmektedir. İstihbarat memurları kısa ya da uzun süreli, açık ya da kapalı, resmi veya gayrı resmi görevler kapsamında yurtdışında istihdam edilebilmektedir.

Dış istihbarat devletin yurt dışına yönelik ulusal (güvenlik) çıkarlarını elde etmede başvurulan en önemli araçlardan ve yöntemlerden biridir. Kurumsal, fonksiyonel, operasyonel ve hukuki boyutları bulunmaktadır. Dış istihbaratı sadece, dış politikanın planlanması ve yürütülmesi sürecinde istifade edilecek bir araç ya da kurum olarak görmek, ulusal güvenlik çıkarları açısından son derece sakıncalıdır.

Devletler, dış istihbarat aracılığıyla ulusal güvenliklerine yönelik her türlü tehdidi (yabancı devletlerin politikaları, planları, stratejileri, gizli anlaşmaları, askeri harekat planları, insan, silah ve uyuşturucu kaçakçıları, çeteler, suç örgütleri, yıkıcı, bölücü, gerici terör örgütleri ile mücadele) sınırları ötesinde, oluşum anında ve yerinde tespit ve teşhis edebilir. Bilahare sözkonusu tehdit unsurlarına nüfuz ederek kontrol ve denetim altına alırlar ve gerektiği zaman etkisiz hale getirebilirler. Bilişim, iletişim ve ulaştırma alanlarında küreselleşen dünyada tehditlere karşı sürekli tetikte olmak gerekmektedir. Tehdidin doğup, gelişip yeterli güce sahip olmasını bekleyip ülke sınırları içerisinde mücadele etmek yeterli korumayı sağlayamayabilir. Zira günümüzde tehditler asimetrik niteliğe bürünmüş olup, bunlara karşı koymada geleneksel savunma yöntemleri ve araçları başarı sağlayamamaktadır.

Dış istihbaratın başarılı bir şekilde yürütülmesi, herhangi bir ülkenin insan kalitesi, stratejik zekası, ihtiyaçları, imkan-kabiliyetleri ve yönetim-planlama yetenekleri ile ilintilidir. Dış istihbarat ünitesinin müstakil bir birim olup olmaması esasen yapısal bir sorun olmakla birlikte ülkelerin istihbarat kültürüyle, istihbarat gücünün tek elde toplanmasının yaratacağı risklerle ve kurumlar arası rekabetin başarılı sonuçlar getirebileceği düşüncesiyle alakalıdır. İç ve Dış İstihbarat Teşkilatları’nın müstakil birimler haline getirilmesinin avantajı olduğu kadar dezavantajı da bulunmaktadır. Kurumlar arasında eşgüdüm sorunları kaynak israfına, dublikasyonlara ve tehditlerle mücadelenin zaafiyete uğramasına sebep olabilir.

Ülkemizde dış istihbarat Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve/veya ilgili diğer kurumlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Yurt dışından toplanan istihbari bilgiler açık kaynaklardan (gazeteler, dergiler, televizyonlar, ajanslar, elektronik kaynaklar), gözlem, müşahade, mülakat, sohbet ve dokümante yoluyla ya da kapalı kaynaklardan elde edilebilmektedir. Örneğin yabancı bir ülkede görevli Türk diplomat, askeri ataşe ya da istihbarat memuru açık kaynaklardan ve/veya meslektaşları, siyasetçiler, milletvekilleri, askerler, uzmanlar, bürokratlar, akademisyenler, stratejistler, bilim adamları, sivil toplum kuruluşları, mahalli yöneticiler, vakıf ve dernek görevlileri ve sair kişilerle görüşerek ihtiyaç duydukları bilgileri, yorumları ve mümkünse belgeleri elde etmeye çalışırlar. Öte yandan istihbaratçılar görev yaptıkları ülkelerdeki resmi veya özel, sivil veya asker devlet sırlarına erişme imkanı bulunan kişileri hizmete kazandırarak onlardan maddi-manevi menfaat karşılığında bilgi temin edebilirler. İstihbaratçıyı diğer resmi görevlilerden ayıran kaynağını bulmak, görev teklif etmek, hizmete kazandırmak, eğitmek, sevk ve idare etmek (irtibat sağlamak, görüşmek, talimat vermek ve bilgi almak) gibi aşamalarda gizli usul ve yöntemlere başvurma görevi, yetkisi ve sorumluluğu bulunmasıdır.

Dış istihbarat ile ilgili tartışmalar genellikle toplama ve değerlendirme/analiz birimlerinin tek elden mi yoksa ayrı ayrı mı yürütülmesinin faydalı olacağı, yurtdışına yönelik stratejik istihbarat, güvenlik istihbaratı ve istihbarata karşı koyma faaliyetlerinin birleştirilmesi veya ayrılması halinde nasıl verim alınacağı, bölünmenin coğrafi mi yoksa konu olarak mı yapılması gerektiği, yurt dışında veya dışarıya yönelik çalışacak personelin zaman içinde görev konularının değişip değişmeyeceği, yurtdışında görevli resmi istihbaratçılar, resmi kurumlarda maske görevi altında çalışanlar, uluslararası kuruluşlar, özel kuruluşlar veya şirketlerde görevli istihbaratçıların ve “illegaller” tarzı personelin hangisinden ne ölçüde yarar sağlandığı hususları ekseninde sürmektedir. Kuşkusuz son dönemde Türkiye’nin çevresinde rejim değiştirme yönünde münhasıran veya uluslararası çabalara verilen destek kapsamında dış istihbaratın operasyonel yönü artmış, faaliyet konusu ve niteliğinde zaman zaman değişiklikler olmuştur.

Türkiye’de dış istihbarattan birinci derece sorumlu olan kurum Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Kurum, yurtiçi ve yurtdışı üniteleri, personeli ve kaynakları vasıtasıyla verilen görevleri yerine getirmektedir. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın dış istihbarat konusunda başarılı olup olmadığı karargahı, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MGK Genel Sekreterliği tarafından yapılan istihbarat istekleri ve ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanamadığı ile ölçülmektedir.

Milli İstihbarat Teşkilatı yabancı ülkelerin hükümetlerine, silahlı kuvvetlerine, istihbarat teşkilatlarına, stratejik ve bilimsel kuruluşlarına nüfuz edebilmiş midir? Hedef ülkelerin siyasi ve askeri karar alma süreçlerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilmiş midir? Yurtdışından Türkiye’ye dönük dinci, bölücü, yıkıcı terör eylemlerini zamanında tespit edip, kolluk kuvvetleri ile eşgüdüm içinde önleyebilmiş midir? ABD, AB ve sair ülkelerin Ortadoğu’da, Afrika’da ve Türkiye’nin ulusal çıkarları bulunan diğer bölgelerde stratejik ve taktik planlarını tespit edip Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve Genelkurmay Başkanını bilgilendirmiş midir?

MİT’in dış istihbarat ünitesi, Mavi Marmara olayı öncesinde İsrail’in muhtemel hareket tarzını, Hava Kuvvetleri’nin Suriye’ye yönelik görev uçuşlarında karşılaşabileceği olası riskleri, Esat rejimini devirme çabalarının Türkiye’ye güvenlik sorunu olarak döneceğini, Rusya’nın ve İran’ın Esat rejimini her ne pahasına olursa olsun destekleyeceğini, ABD ve AB’nin herhangi bir zamanda pozisyon değiştirerek Türkiye’yi zor durumda bırakacağını, Suriye’deki savaş uzadıkça Şam rejiminin Kürtlerle işbirliği yapabileceğini, Suriye’nin kuzeyinde oluşacak güç boşluğunu Kürtlerin doldurabileceğini, ülkenin kuzeyinde kurulacak Kürt oluşumunun Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi ile birleşebileceğini, böylece İran’dan Akdeniz’e kadar bir Kürt kuşağı oluşabileceğini, Irak’ın kuzeyinden ve Suriye’den çıkarılan petrol ve doğalgazın Türkiye’ye ihtiyaç duyulmadan uluslararası pazarlara sevk edilebileceğini, dolayısıyla bölgede bağımsızlığa adım adım ulaşacak, nihayetinde Türkiye’nin güneydoğusunu da yörüngesine alacak bir Kürt devleti kurulmasının hedeflendiğini karar alıcılara bildirmiş midir? Dışişleri Bakanlığı’ndan ya da diğer kurumlardan MİT’e atanan Büyükelçiler, polisler, emekli askerler ve diğer bürokratlar altı yıl içerisinde kuruma, misyonuna ve vizyonuna ne gibi katkı sağlamışlardır? Yukarıda sıralanan risk ve tehditlerin çözümüne dönük neler yapmışlardır? Bu sorulara verilecek cevaplar ülkemizde dış istihbarattan sorumlu öncelikli kurum olan MİT’in başarılı ya da başarısız olduğunu kolayca açığa çıkaracaktır.

Sonuç olarak 2009-2010 yıllarından itibaren dış politika ve dış istihbarat alanlarında gerçekleştirilen büyük bütçe artışlarına, yasal, yapısal ve personel konularında yapılan iyileştirmelere, yurt dışı faaliyetleri destekleyecek çok sayıda resmi veya özel kurum-kuruluşun faaliyete sokulmasına rağmen dış istihbarat açısından başarılı olunduğunu söylemek mümkün değildir. Yasal ya da yapısal düzenlemeler köklü sorunlara çözüm bulmak için katkı sağlasa dahi tek başlarına yeterli olamamaktadır. Dış istihbaratın başarısı yüksek görev bilincine ve ahlakına sahip donanımlı üst düzey yöneticilere, nitelikli personel istihdamına, uygun ve yeterli eğitim programlarına, kısa ve orta vadeli gerçekçi planlamalara bağlıdır…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir