Milli İstihbarat Teşkilatı, Türkiye Cumhuriyeti devletine, ülkesine ve milletine karşı yurtdışından ve içinden yöneltilen her türlü tehditle mücadele ederken, en önemli görevlerinden biri casusluk[1] faaliyetlerine karşı koymaktır. Casusluk genel anlamıyla yabancı bir devlete yönelik siyasi, askeri, ekonomik ve diğer konularda gizli bilgi toplama faaliyetidir.

2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun görevleri düzenleyen 4. Maddesinin (g) bendiyle “İstihbarata Karşı Koymak” görevi MİT’e verilmiştir. MİT, casusluk faaliyetleri yürüttüğünden şüphelenilen kişilere yönelik çalışmaları sırasında genel zabıtaya tanınan hak ve yetkilerin tamamını bizzat kullanır. [2]

Casusluk suçlarını yargılama görevi ve yetkisi geçmişte Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi ve diğer Askeri Mahkemelere ait iken günümüzde bu yetki Ağır Ceza Mahkemelerine bırakılmıştır.

Casusluk, bir devletin istihbarat servisi memurları ya da ajanları vasıtasıyla hedef ülkenin siyasi, askeri, ekonomik vs. gizli bilgilerini elde etmek amacıyla yürütülen son derece hassas bir istihbari faaliyettir. Casusluğa karşı koyma[3] ise bir istihbarat teşkilatının ülkesine yöneltilen casusluk faaliyetlerine karşı koymak amacıyla yürüttüğü her türlü faaliyetin toplamıdır.

Geçmişte “Kontrespiyonaj Başkan Yardımcılığı” olarak faaliyet yürüten birim son yıllarda müstakil bir ünite haline dönüşmüş ve “İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığı” adı altında faaliyetlerini yürütmeyi sürdürmüştür. İKK Başkanlığı’nın görev alanı yeni bazı dairelerin kurulmasıyla genişlese de “istihbarat” kavramının gerektirdiği genişliğe ulaşılmamıştır. Zira istihbarat (intelligence) kavramının içerisinde espiyonajın dışında sabotaj, terörizm, yıkıcı ve bölücü faaliyetler de yer almaktadır. Dolayısıyla istihbarata karşı koyma faaliyetlerinin “kontrespiyonaj”dan “kontrentelijans” boyutuna çıkarılması gerekecektir. Yani bu ünitenin sadece casusluk faaliyetleri değil aynı zamanda sabotaj, terör ve sübversif faaliyetlerle (yıkıcı ve bölücü) mücadele etmesi gerekecekti. Halbuki bu konular Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı’nın sorumluluğunda bulunmaktadır.[4]

Ülkemizde Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumların istihbarat ve/veya İKK birimleri mevcuttur. Ancak bu kurumlar kendi binalarına, personeline ve bilgilerine yöneltilen istihbari faaliyetlere karşı tedbir almakla sorumludur. MİT ise kurumlar ve kişiler dahil bir bütün olarak devlete yönelik casusluk faaliyetlerini tespit etmek ve gerekli diğer işlemleri yapmaktadır.

Devletin Mahrem Alanı ve İKK

Kanunlarda devlet sırrı olarak nitelendirilen bilgi ve belgelerin yanısıra, gizli/çok gizli gizlilik derecesini haiz hükümet toplantıları MGK kararları, ikili ya da çok taraflı askeri-istihbari anlaşmalar, dış politika kararları, stratejileri, askeri harekat ve savunma planları, hükümetin her türlü politikaları, muhalefet partileri, güç odakları, sivil-askeri bürokrasi, ekonomik alan, bilimsel ve teknolojik yenilikler, ulaştırma imkanları ve demografik hususlar da servislerin ilgi alanında yer alır.

Barış zamanında devletlerin asker sayısı, silah gücü, harp araç-gereçleri, miktarları, haberleşme vasıtaları ve diğer bilgiler sivil ve askeri istihbarat birimlerinin genellikle bildiği hususlardır. Ancak asıl önemli olan savaş sırasında birliklerin hangi güçle hangi mevkilerde konuşlanacağı ya da düşmana karşı nereden, ne zaman ve ne büyüklükteki bir kuvvetle saldıracağı ve düşmanın hangi birliklerini, mevzilerini ve stratejik tesislerini hedef alacağını öğrenmektir.

Servisler, yukarıdaki bilgileri elde etmek için hedef ülkenin siyasileri, muhalefeti, medyası, sivil-asker bürokrasisi, sivil toplum kuruluşları, ticaret odaları vs. gibi ihtiyaç duyacağı her kesimden gerekli bilgileri temin edecek kişileri bulmaya çalışır. Bunların bazılarından hatır, bazılarından ideolojik ve siyasi yakınlık, bazılarından ise para karşılığı bilgileri alır. Daha üst düzeye erişim imkanı bulunan servisler hedef ülkenin politikalarını yönlendirebilirler. Kimi servisler ise rejim değişikliği yapacak kadar ileri gidebilirler.

Bir devletin gizlilik dereceli her türlü bilgi ve belgesinin, tesislerinin ülke içinden ve dışından yöneltilen istihbarat faaliyetlerine karşı korunması gerekmektedir. Devletin mahrem bilgilerine göz koyanlar ki bunlar genellikle yabancı istihbarat servisleridir- bizzat kendi memurları tarafından ya da bunlar vasıtasıyla yönlendirilen kişiler (ajanlar) ya da teknik yöntemlerle yasal olmayan yollardan bilgi ve belgelere erişmeye çabalarlar. Dolayısıyla ortada bilgi almak isteyen bir devlet, onun memuru ve/veya ajanı bir de kendine ait bilgi, belge ve tesislerini korumaya çalışan devlet bulunur. Ajanlar genellikle para karşılığı bu görevi kabul etmiş kişilerden oluşur. Bunlar ev sahibi ülkenin ya da bir başka ülkenin vatandaşı olabilirler. Bu faaliyetlerde personel, yöntem, zaman, süre farklılık gösterebilir. Bu konuda medyaya yansıyan pek çok olay yaşanmıştır.

Türkiye’de Casusluk Faaliyetleri

Ülkemizde bugüne kadar gerçekleşen çeşitli casusluk vakaları medyada yer almıştır. Sabahattin Savaşman ve Turan Çağlar vakaları 1970 ve 1980’lerde gerçekleştirilen tipik K/Espiyonaj operasyonları olarak tarihteki yerini almıştır.[5] Sonraki yıllarda İzmir’de görev yapan Yunanlı istihbaratçı Savvas Kalenderidis’in kimi askeri personel vasıtasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sırlarını (muhtemelen harbe hazırlık/ harekat planları ve diğer askeri bilgiler) elde ettiği ortaya çıkmıştır.[6]

Ağustos 2011 ayı içerisinde Iğdır’da bazı İranlı şahısların aralarında MİT Bölge Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü, askeri binalar ve bazı kamu kuruluşlarının fotoğraflarını çektikleri bilgisi üzerine bu kişiler gözaltına alınmışlardır. Yürütülen soruşturma sonucunda faaliyetle ilişkili olduğu değerlendirilen dokuz kişi 28 Ağustos 2012 tarihinde ise Iğdır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmış, bilahare Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iki İranlı ve onlara yardım eden bir Türk vatandaşı uzun süreli hapis cezasına çarptırılmışlardır.[7] MİT’in şahısların yakalanmasının ardından soruşturmaya dahil olduğu, hatta şahısların kameralarını incelediği anlaşılmaktadır.[8]

Ayrıca son zamanlarda MKE tarafından geliştirilen silah tasarımlarının özel sektöre satılması konusu gündeme gelmiştir. Bu kapsamda MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü Milli Piyade Tüfeği MPT76’ya ait çizim ve üretim planlarını 1.2 milyon TL’ye bir Amerikan firmasına satarken yakalanmıştır.[9] Savunma Sanayi alanındaki her türlü proje, tasarım ve ileri teknoloji ürünleri istihbarat servislerinin öncelikli görevleri arasındadır. Ancak bu tasarımı satın alan kişinin Amerika’da bir silah üreticisi firmanın yetkilisi olması ve silahın bu alanda çığır açmış bir tasarım ürünü olmaması sebebiyle ve son olarak ABD’nin dünyanın bir numaralı silah üretici ve ihracatçısı olduğu dikkate alındığında, bunun klasik bir casusluk faaliyetinden çok rüşvet ve görevi kötüye kullanma kapsamına gireceği değerlendirilmektedir. Zira konu Polise gelen bir ihbar üzerine yürütülen soruşturma sonucunda yargıya sevk edilmiştir.[10]

——————————————————————-
[1] Casusluk yani espiyonaj İngilizce espionage kelimesinden Türkçe’ye kazandırılmıştır.
[2] “Ülkemize yönelik casusluk faaliyeti yürüttüğünden şüphelenilen kişilerin takip altına alınması, suçüstü yapılarak yakalanması ve yargıya intikali sürecinde 2937 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatımız uyarınca genel zabıtaya tanınan hak ve yetkilerin tamamı MİT Müsteşarlığı görevlilerince bizzat kullanılmaktadır. Suçüstü uygulamasından sonra sanıklar, alınan ifadeler ve mevcut diğer delillerle birlikte düzenlenen bir fezleke ile casusluk suçlarına bakmakla yetkili ve görevli mahkemeye sevk edilmektedirler.”
http://www.mit.gov.tr/me_faaliyet.html
[3] Casusluğa karşı koyma ya da kontrespiyonaj İngilizce counterespionage kelimesinden Türkçe’ye kazandırılmıştır.
[4] MİT Müsteşarlığı Teşkilat yapılanması, https://www.mit.gov.tr/teskilat.html
[5] Zülfikar Ali Aydın, “34 yıllık casusluk dosyası açılıyor!”, 28 Haziran 2011, Habertürk, http://www.haberturk.com/gundem/haber/643552-34-yillik-casusluk-dosyasi-aciliyor
[6] “Casuslar 15 Yılla Yargılanıyor”, http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=-27120
[7] “Iğdır’daki Casusluk “Davası”nda Karar”, http://www.haberler.com/igdir-daki-casusluk-davasinda-karar-4892609-haberi/ ; “Iğdır’da casus
operasyonu: 7 tutuklama”, http://www.ntvmsnbc.com/id/25378231
[8] “Iğdır Casusluk Davasında Yeni Gelişmeler”, http://www.tahahaber.com/haber/2632-igdir-casusluk-davasinda-yeni-gelisme
[9] MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü Askeri Casusluk Suçlamasıyla Tutuklandı, 07 Nisan 2016, http://www.haberler.com/kirikkale-silah-fabrikasi-muduru-gozaltinda-8336621-haberi/
[10] MKE Kırıkkale Fabrikası Müdürü rüşvet alırken yakalandı, 7 Nisan 2016, http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/mke-kirikkale-fabrikasi-mudurune-casusluk-suclamasi-1173442/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir