2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu 1/11/1983 yılında kabul edilmiş, 3/11/1983 tarihinde 18210 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bu tarihten itibaren ortaya çıkan ihtiyaçlar çerçevesinde kanun ve kanun hükmünde kararname yoluyla muhtelif değişiklikler yapılmıştır.[1] En kritik olanları ise dinlemeler (2005) ve soruşturma izni (2012) ile ilgili yapılanlardı.

MİT yetkililerinin Oslo’da PKK mensuplarıyla yaptıkları görüşmeye ait ses kayıtlarının ve tapelerinin sızması üzerine, KCK davasını soruşturan Savcılar tarafından, aralarında Hakan Fidan’ın da bulunduğu MİT’in eski ve yeni müsteşarları, müsteşar yardımcısı ve bir MİT mensubunu ifadeye çağırmıştı. Bu gelişme üzerine hızlı bir şekilde MİT Müsteşar’ın soruşturulması Başbakan’ın iznine bağlanırken, ek maddeyle halihazırda açılmış bulunan soruşturmalar da bu kapsama dahil edildi.

Son olarak 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6532 sayılı kanun ile 2937 sayılı kanunda kapsamlı değişiklikler yapıldı. Yasal değişikliğin gerekçesinde 1 Ocak 1984’de yürürlüğe giren 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun günümüz ihtiyaçlarını karşılamadığı vurgulanmıştı. Türkiye’de milli istihbaratın temel sorunu esasen nitelikli kadro meselesidir. Kuşkusuz değişen güvenlik ortamına ve tehdit algılamasına göre yasal ve yapısal değişikliklerin yapılması da gerekmektedir.

MİT’in Görev Kapsamı Genişliyor

2937 sayılı kanunun 4. maddesi MİT’in görevlerini sıralamaktadır. 6532 s.k.nın 1. Maddesi ile MİT’in görev kapsamı genişletilmektedir.
4(h)Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen görevleri yerine getirmek.
4 (i) Dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek ve analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak.
4 (j)İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla çağdaş istihbarat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek.[2]

Böylece (i) bendiyle son derece geniş bir alanda herkesin, her türlü iletişim aracının, verilerinin toplanması öngörülmüş, (j) bendi ile Teşkilatın ülke ve bölge koşullarına uygun olarak yıllar içinde geliştirilen istihbarat konsepti ve çalışma yöntemi terk edilmek istenmiştir.

MİT’in Yetkileri Genişlerken Sınırları Çiziliyor

MİT’in kanun kapsamında görevlerini yerine getirirken kullanacağı yetkilerden bazıları, gerek kanun değişikliği yapılmadan evvel yürütülen çalışmaların yasal dayanağı bulunmamasının yol açtığı sıkıntılar gerekse kanun yürürlüğe girdikten sonra söz konusu faaliyetlerin yasal temelde sürdürülmesi mülahazası sebebiyle açıkça ortaya konuldu.

6(a)Yerli ve yabancı her türlü kurum ve kuruluş, tüm örgüt veya oluşumlar ve kişilerle doğrudan ilişki kurabilir, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilir.
6(j) MİT mensupları görevlerini yerine getirirken ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle önceden bilgi vermek suretiyle görüşebilir, görüşmeler yaptırabilir, görevinin gereği terör örgütleri dahil olmak üzere milli güvenliği tehdit eden bütün yapılarla irtibat kurabilir.

Yukarıda sıralanan iki madde Teşkilat’ın son zamanlarda tartışmalı olan terör örgütüyle müzakere süreci ve PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan ile İmralı’da görüşülmesini yasal zemine oturtmayı hedefliyordu. Kuşkusuz Teşkilat’ın dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen görevleri yerine getirirken karşılaştığı kimi sorunların giderilmesi amacıyla bu yetkilerin açıkça belirtilmesi faydalı olmuştur.

Ancak burada tartışılması gereken asıl mesele Teşkilat’ın görev ve yetkilerinin
genişletilmesine karşın terörle mücadelede neden başarı sağlanamadığıdır? MİT, Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Hatay’daki bombalama eylemleri hakkında neden önceden bilgi alamamıştır? Kolluk Kuvvetleri’ne eylemcinin kimliğini, kalacağı yerleri, irtibat kuracağı kişileri, eylem yerini ve tarihini neden bildirememiştir? Yabancı istihbarat servisleriyle eşgüdüm kurabilmesi, dış istihbarata ağırlık vermesi, GES Komutanlığı’nı bünyesine katmasına rağmen dış güvenlik konusundaki çalışmalarından neden istenilen verimi elde edememiştir? Yurtiçi’nde gizli çalışma metod ve yöntemlerini kullanma, iletişim, haberleşme, ulaştırma, bankacılık, giriş-çıkışlar ve kurumlar arası eşgüdüm gibi geniş yetkilerle donatılmasına karşın neden yabancı istihbaratçıları ve onların sevk ve idare ettiği ajanları yakalayamamıştır?
../.

[1] Teşkilat’ta istihdam edilecek askeri personel 351 sayılı KHK (1988), hizmet tazminatı 486 sayılı KHK (1993), dinleme konusundaki yetkiler 5397 sayılı kanun (2005), Sağlık İşleri 5510 sayılı kanun (2006), Soruşturma izni ve yargılama 6278 sayılı kanun (2012).
[2] http://www.memurlar.net/haber/457828/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir