Milli İstihbarat Teşkilatı Ankara Bölge Başkanlığı Dinleme Ünitesi’nde görevli M.Y. isimli monitör, Müsteşar Hakan Fidan’a bir mektup göndererek Teşkilat içerisinde yaşadığı baskıları dile getirdi. Daha da önemlisi M.Y., görev yaptığı son derece hassas dinleme ünitesinde Türkiye’nin ulusal güvenliğini doğrudan tehdit eder nitelikte işlemlere şahit olduğunu, şikayetlerini mevzuata uygun şekilde sıralı amirlere iletmesine karşın çözüm bulunmadığını, aksine amirlerinin kendisini tehdit ettiklerini, Müsteşara ulaşmak için yaptığı başvurulardan olumlu yanıt alamadığını, Ocak ayından beri talep etmesine karşın Karargah tarafından konunun incelenmesi için Müfettiş gönderilmediğini, aksine görev yerinin değiştirildiğini ve lojmandan çıkarıldığını, belirtti.[1]

Burada bazı önemli ekleme yaparak M.Y.nin şikayetine geri döneceğiz. Konumuz MİT olduğu için örneği de MİT içinden vereceğiz. Öncelikle MİT’in yönetim kademesinde bulunanlar sorumlulukları altındaki birimlerde verilen görevin eksiksiz, tam ve zamanında yerine getirilmesinden, iş yerinde huzurun sağlanmasından ve personelin verimli bir şekilde çalışmasından birinci derece sorumludurlar. Kendi kapasiteleri ile çözemedikleri bir sorunla karşılaşmaları halinde sorunun kaynağı, içeriği ve çözüm önerileri hakkında bir üst makamı bilgikendirmeleri gerekir. M.Y. nin anlattıklarına göre birinci sicil amiri olan Şube Müdürü sorunu çözmek bir yana bizzat kaynağı olmuş durumda.

Türkiye son yıllarda dinci ve bölücü terörün hedefi konumunda. IŞİD (DEAŞ) ve PKK (TAK), sadece doğuda ve sınır bölgelerinde değil, Ankara ve İstanbul gibi kentlerde de bombalı eylemler yaparak yüzlerce can kaybına yol açtı. Bu nedenle terör örgütlerinin faaliyetleri ve olası eylemleri hakkında yürütülecek istihbarat çalışmaları her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Haber toplama faaliyetleri içerisinde teknik takip çalışmaları, bunların içinde de ortam dinlemelerinden ve haberleşme araçlarından elde edilen görüşme kayıtlarının istihbari bir yaklaşımla incelenmesi oldukça önem taşıyor. M.Y.nin haklı olarak savunduğu üzere, kimi teröristlerin Arapça konuştukları dikkate alındığında, elde edilen her türlü Arapça görüşmenin titizlikle dinlenmesi, önemli olanların tape edilerek ilgili birimlere gönderilmesi şart. Ancak belli ki bu yapılmamış.

M.Y. mektubunda son dönemde kent merkezlerinde meydana gelen bombalama olaylarının önlenmesine dönük Arapça telefon görüşmelerine ilişkin ses kayıtlarının dinlenmediğini, Arapça monitör A.U’nun yönetime yakınlığını kullanarak görüşmelerin neredeyse tamamını İDY (İstihbari Değeri Yoktur) kategorisine soktuğunu, yönetimin bu duruma göz yumduğunu, böylesine hassas bir dönemde on binlerce Arapça görüşmenin İDY yapılması karşısında dehşete kapıldığını, açıkça yazmış. Bu son derece önemli bir ihbar. M.Y.nin altı aydır müfettiş talep etmesine rağmen müfettiş gönderilmemesi ise konunun yöneticilerin sıradan bir ihmalinin ötesine geçtiğine ve görevi kötüye kullanma suçuyla karşı karşıya kalacaklarına işaret ediyor.

M.Y., Dinleme Şube Müdürü’nün kendisi ve arkadaşlarına mobbing uyguladığını, son dönemde ünitelerindeki çok sayıda istifa ve emekliliğin mezkur mobbing uygulamasından kaynaklandığını, kendisi de dahil pek çok personelin psikiyatra giderek antideprasan ilaç kullandıklarını, konuyu tüm cesaretini toplayarak Bölge Başkanı’na anlatmaya çalıştığını, ancak Bölge Başkanı’nın kendisini dinlemediğini, konu hakkında inceleme yaptırmadığını, tersine sözünü bitirmesine fırsat vermeden kendisini azarladığını, durumu araştırmak yerine kendisini tehdit ederek hakkında inceleme başlatacağını ve en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlayacağını söylediğini, belirtti. Bölge Başkanı’nın bu tutumu tamamen kolaycılığa kaçmak, sorunu idari ve hukuki yollardan medeni bir şekilde çözmek yerine baskılayarak ya da Karargah’a sorunun yansıtılmasını önleyerek kariyeri açısından ileride herhangi bir riski önceden bertaraf etme iradesini yansıtmaktadır. Bu yaklaşımın modern yönetim anlayışında yeri olmadığı gibi, hukuki, etik ve insani açıdan da kabul edilebilir bir durum değildir.

M.Y., şikayetleri üzerine görev yerinin değiştirilerek lojmandan çıkarıldığını, sıkıntılarını tüm amirlerine sıralı yoldan iletmesine karşın kimsenin kendisini dinlemediğini, amirlerinin sorunlara çözüm bulmadıklarını, Ocak ayından beri Müfettiş talep etmesine karşın Karargah tarafından müfettiş gönderilmediğini, defalarca MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a ulaşmak istediğini, ancak kapıların yüzüne kapatıldığını belirtti.[2] M.Y.nin şikayetinden anlaşılacağı üzere, Bölge Başkanı memuru dinleyip sorunu çözeceğine anılanı tehdit ederek baskılamaya çalışmıştır. Başkan sorunu çözemediği takdirde üniteden bir muhakkik tayin ederek sorunu etraflıca inceletmesi ve elde edilecek sonuca göre hareket etmesi beklenirdi. Ya da Karargah’tan müfettiş gönderilmesini isteyebilirdi. Memur’un da böyle bir talepte bulunmaya hakkı vardır. Nitekim M.Y böyle bir talepte bulunmasına karşın Karargah altı aydır Ankara Bölge Başkanlığı’na müfettiş göndermemiş.

MİT’in merkez ya da taşra ünitelerinde meydana gelen herhangi bir olayın Teftiş Kurulu tarafından soruşturulması ihtiyacı ortaya çıktığında MİT Müsteşarı ya da yetkilendirdiği bir yardımcısı Teftiş Kurulu’na talimat vererek konunun soruşturulmasını istemektedir. Teftiş Kurulu Başkanı tarafından görevlendirilen müfettişler olay mahalline gidip ilgili tüm taraflarla ve tanıklarla görüşüp konuyu tüm yönleriyle ele alıp rapor hazırlarlar. Müfettişler hazırladıkları raporun sonuç kısmında soruşturulan kişilerden herhangi birine disiplin cezası verilip verilmemesi, uyarma, kınama, maaştan kesme, kademe ilerlemesi cezası, memuriyet çıkarma cezası isteyebilir, MİT’e özel 19.madde kapsamındaki idari tedbir uyarınca personelin bir başka kuruma atandırılması önerisinde bulunabilir. Müsteşar Teftiş Kurulu’nun raporunu uygun bulduğu takdirde cezanın ağırlığına göre veya ceza verilecek kişinin pozisyonuna göre dosya MİT Disiplin Kurulu’na ulaştırılır. MİT Disiplin Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişinin raportör olarak soruşturma raporu, tanık ifadeleri, savunmalarla ilgili olarak hazırladığı raporu incelemesini müteakip müfettişlerin istediği cezayı uygun bulur ya da reddeder. Disiplin Kurulu’nun uygun bulduğu cezanın Müsteşar tarafından onanması da gerekmektedir. Ceza onandığı takdirde personelin MİT Yüksek Disiplin Kurulu’na itiraz hakkı bulunmaktadır. Müşteki, buradan da bir sonuç elde edemediği takdirde İdari Yargı nezdinde hukuk mücadelesini sürdürebilir. Ancak her halükarda MİT Müsteşarı veya üst kademesi herhangi bir olayda konunun büyütülmemesi, mahallinde çözülmesi, muhakkik tayin edilerek halledilmesi, Teftiş Kurulu tarafından soruşturulup soruşturulmaması, Teftiş Kurulu’na önceden talimat verilerek cezanın ağırlığının tayini, Teftiş Kurulu ceza istemesine karşın Disiplin Kurulu yönlendirilerek ceza verilip verilmemesi, az ceza verilmesi ve benzeri şekilde müdahale imkanı bulunmaktadır.

M.Y.nin mektubunda anlattığına göre konu ya Müsteşara iletilmemiş ya da Hakan Fidan konu ile ilgili Teftiş Kurulu Başkanlığını görevlendirmek yerine mahallinden idari çözüm bulunmasını tercih etmiştir. M.Y.nin sorunu sıralı amirlere iletip çözüm arama çabaları karşılıksız kalmıştır. Bunun üzerine M.Y., Müsteşar Hakan Fidan ile görüşmek istemiştir. Görüşme talebinin Fidan’ın makamına iletilmemesi mümkün değildir. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Hakan Fidan M.Y. ile görüşerek sorunu çözmeyi ya da Teftiş Kurulu’nu harekete geçirmeyi tercih etmemiştir.

Nitekim bu davranış tarzı bilinmedik bir durum değildir. Hakan Fidan MİT Müsteşarlığı’na getirildiğinden beri aynı yolu izlemiştir. Kurum içindeki sorunlarla yüzleşmek, sorunların asıl kaynağını tespit etmek ve uygun çözüm yöntemleri bulmak yerine geçici tedbirlere başvurmuştur. Sorunları Müsteşarlık Makamı’na taşımaktan başka çaresi kalmayan memurlara Fidan’ın Özel Kalem Müdürü ve sekreteryası randevu vermemiştir. Halbuki aynı Müsteşar, bayan arkadaşını taciz ettiği gerekçesiyle ağır disiplin cezası alan bir daire başkanını, dışarıdan siyasi tavassut bulduğu için kabul etmiş, kısa bir süre sonra MİT Yüksek Disiplin Kurulu, hiçbir yeni bilgi ve belge intikal etmemesine karşın, sanki sihirli bir el değmiş gibi tacizci daire başkanının cezasını kaldırmıştır. Adaletle hükmetmeyen hiçbir yönetimin çürümeden kaçabilmesi mümkün değildir.

Hakan Fidan, Oslo görüşmelerinin medyaya sızmasının ardından KCK soruşturmasına dahil edilince, 2937 sayılı kanunda bir gecede yapılan değişiklik ile müsteşarın ifade vermesi Başbakan’ın iznine bağlanmış, Fidan ve arkadaşları bu tarihten itibaren kendi güvenliklerini sağlamak için üzerlerine zırh üzerine zırh giymekten yorulmamışlardır. Kendileri için hep iyi şeyleri isteyen MİT’in yeni yöneticileri ve onlarla işbirliği yapan kimi yetersiz eski yöneticiler, kurumun fedakar, vefakar ve cefakar personelini baskı altına almak, ezmek ve köleleştirmek için her yola başvurmuşlardır. Yönetim, Teftiş Kurulunu ve Personel Başkanlığını tetikçi olarak kullanırken, atama ve terfileri, görev yeri değişikliklerini, disiplin soruşturmalarını, disiplin cezalarını, 19.madde kapsamındaki ihraçları kurum içinde tasfiye politikasının vazgeçilmez yöntemleri olarak hoyratça uygulamışlardır.

M.Y. vakası, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın son yıllarda içinde bulunduğu açmazı, sebeplerini ve çözüm önerilerini ortaya koyma arayışındaki bu sitenin iddia ve görüşlerinin doğruluğunu teyit etmektedir. MİT’in son yıllarda ülkemizin milli güvenliğine yönelik sayısız iç ve dış tehdidi zamanında tespit edememesinin, yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine yol açan terör olaylarını önleyememesinin nedenini ortaya koymaktadır. İthal yöneticiler ve onlarla işbirliği yapan ehliyetsiz kadrolar devlet çapında milli güvenlik istihbaratından sorumlu Milli İstihbarat Teşkilatı’nı dosdoğru yönetememektedirler. Kimi yöneticiler, MİT’i sadece geçim kaynağı ya da kariyer planlarında bir basamak olarak görmektedirler. Kimileri ise personeli sürekli baskı altına alarak, özlük haklarında, atama ve terfilerinde adam kayırarak, iş yerinde mobbing uygulayarak personelin verimli çalışmasını önlemişlerdir.

Bir kez daha ortaya çıktığı üzere dışarıdan yönetici atamak, yasal ve yapısal değişiklikler yapmak sorunun çözümü için yeterli değildir. MİT bir an önce kurumu, personelini, görev ve sorumluluğunu yakından tanıyan, tüm kariyeri istihbarat alanında geçmiş, toplama ve/veya analiz birimlerinde görev yapmış, yeterli eğitime, donanıma ve tecrübeye sahip, istihbarat nosyonu gelişmiş vizyon sahibi yöneticilere emanet edilmelidir.
../.

[i] MİT’te Neler Oluyor? ‘Günaydın’ İşkencesi, 26 Haziran 2016, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/557967/MiT_te_neler_oluyor___Gunaydin__iskencesi.html
[ii] Ibid.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir