Türkiye, Soğuk Savaş döneminde bloklar arası mücadelenin bir yansıması olarak uzun süre sağ-sol kavgasına maruz kalmış, çok sayıda vatandaşımız ve kamu görevlilerimizi terör eylemleri sonucunda hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Ermeni ASALA Terör Örgütü’nün yurt dışında Türk misyon mensuplarına yönelik terör eylemleri sonucunda da onlarca diplomatımız ve görevlimiz şehit olmuştur. ASALA’nın eylemleri sona erince bu kez PKK terör örgütü 15 Ağustos 1984’de Eruh’ta başladığı eylemleriyle vatandaşları, kamu görevlilerini, güvenlik güçlerini ve askerleri hedef almış, 15 Ağustos 1984’den 22 Haziran 2010’da başlayan Demokratik Açılıma kadar 6653 resmi görevli, 5687 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.[1]

Ahmet Davutoğlu’nun 2009 yılında Dışişleri Bakanlığı’na getirilmesinin ardından Başbakanlık’ta Güvenlik İşleri’nden sorumlu Müsteşar Yardımcısı olan Hakan Fidan Nisan 2010 tarihinde MİT Müsteşar Yardımcılığına atanmış, 26 Mayıs 2010 tarihinde de MİT Müsteşarı olmuştur. Fidan’ın ismi bu tarihten sonra müteaddit defalar terörle mücadelede yetersizlikler ve istihbarat zafiyeti ile anılmıştır.

TBMM’de ana muhalefet partisinden bir milletvekili 14 Mart 2016 tarihinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verdi.[2] Soru önergesinde son altı yıl içerisinde başta doğu ve güneydoğu Anadolu olmak üzere askeri ve polis karakollarına, binalarına, tesislerine, araç gereçlerine ve personeline yönelik silahlı ve bombalı saldırılar, mayın ve patlayıcı yerleştirmek suretiyle gerçekleştirilen eylemler, kentlerde meydana gelen intihar saldırıları ve bombalama eylemleri ve her türlü silahlı saldırı eylemi tek tek sıralanmış ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan izahat istemiştir.

Bu önergeden sonra da güneydoğuda PKK terör örgütüne yönelik geniş çaplı operasyonların yanısıra, Türkiye’nin muhtelif kentlerinde terör eylemleri meydana gelmiştir. Son olarak 28 Haziran akşamı İstanbul Atatürk Havalimanı’nda meydana gelen terör saldırısında ilk belirlemelere göre 36 kişi hayatını kaybetmiş, 147 kişi de yaralanmıştır.[3]

Türkiye’de savunma, güvenlik ve istihbarat faaliyetleri Türk Silahlı Kuvvetleri, kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülmektedir. 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı kanunu 1/11/1983 tarihinde kabul edilmiş, ardından birkaç kez değişikliğe tabi tutulmuş, son olarak başta terörle mücadele ve dış güvenlik konularında olmak üzere kuruma çok sayıda görev ve yetki verilmiştir.[4] Son değişiklikler de dahil edildikten sonra Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri şu şekilde belirlenmiştir.[5]

Madde 4 – Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri şunlardır;
a) Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenligine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak.
b) Devletin milli güvenlik siyasetiyle ilgili planların hazırlanması ve yürütülmesinde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile ilgili bakanlıkların istihbarat istek ve ihtiyaçlarını karşılamak.
c) Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat faaliyetlerinin yönlendirilmesi için Milli Güvenlik Kurulu ve Başbakana tekliflerde bulunmak.
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetlerine teknik konularda müşavirlik yapmak ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak.
e) Genelkurmay Başkanlığınca Silahlı Kuvvetler için lüzum görülecek haber ve istihbaratı, yapılacak protokole göre Genelkurmay Başkanlığına ulaştırmak.
f) Milli Güvenlik Kurulunda belirlenecek diğer görevleri yapmak.
g) İstihbarata karşı koymak.
h) (Ek: 17/4/2014-6532/1 md.) Dış güvenlik, terörle mücadele ve millî güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen görevleri yerine getirmek.
i) (Ek: 17/4/2014-6532/1 md.) Dış istihbarat, millî savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak.
j) (Ek: 17/4/2014-6532/1 md.) İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla çağdaş istihbarat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek.
(Değişik birinci cümle: 17/4/2014-6532/1 md.) Millî İstihbarat Teşkilatına bu görevler dışında görev verilemez. Milli İstihbarat Teşkilatı birimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları Başbakanca onaylanacak bir yönetmelikte belirtilir.

Son yıllarda meydan gelen terör olaylarına ve MİT’in görevlerine bakıldığında bir yerlerde hata yapıldığı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz ülkemizde terörle mücadele, istihbarat ve güvenliğin sağlanması sadece MİT’in görevi değildir. Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kamu Güvenliği Müsteşarlığı terörle mücadele, istihbarat, güvenlik, sınır güvenliği ve savunma konularında münhasıran ve/veya müşterek görev, yetki ve sorumluluklara sahiptir. Bununla birlikte Milli İstihbarat Teşkilatı devlet çapında milli güvenlik istihbaratı yapmakla sorumlu tek kuruluştur. MİT, haber toplama, değerlendirme ve analiz konularında coğrafi sınırlama olmaksızın yurtiçi ve yurtdışında her türlü stratejik ve güvenlik istihbaratını (sabotaj, terör ve sübversif faaliyetler dahil) ve istihbarata karşı koyma görevini yürüten bir kurumumuzdur. Dolayısıyla MİT’e son derece önemli sorumluluklar düşmektedir.

Terör örgütleri çoğunlukla yabancı istihbarat servisleri ve yabancı devletler tarafından kurulmakta, eğitilmekte, yönetilmekte ve yönlendirilmektedir. Tek başına bağımsızlık mücadelesi veren, zamanla yeraltına inen ve terör eylemlerine başvuran bir halk hareketinden çok daha farklı saiklerle hareket etmektedir. Türkiye her dönemde yerli ve yabancı terör örgütlerinin hedefine maruz kalan bir ülkedir. Bu gerçekten hareketle her seferinde ahlanıp vahlanmak, terörü kınamak, birlik mesajları vermek, muhalif sesleri bastırmak ve eleştiride bulunanları hain ilan etmek yerine sorunun kaynağına inilmesi gerekmektedir. Devleti yönetenlerin başlıca görevi devletin, ülkenin ve milletin güvenliğini sağlamak, toplumun refahını, eğitim düzeyini arttırmak, her alanda dünya ile rekabet edebilen nesiller yetiştirmektir. Bunun içinde iç huzurun sağlanması, maceracı dış politikalardan vazgeçilmesi, “Atatürk’ün yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle hareket edilmesi, uluslararası işbirliğine önem verilmesi, hepsinden önemlisi ise savunma, güvenlik ve istihbarat kurumlarının yasal ve yapısal açıdan eksikleri tamamlandıktan sonra nitelikli personel ile donatılması ve kendi iç dinamikleriyle hareket etmelerine izin verilmesi gerekmektedir.
../.

[1] 26 yılın kanlı bilançosu, 24/06/2010, http://www.milliyet.com.tr/26-yilin-kanli-bilancosu/guncel/gundemdetay/24.06.2010/1254711/default.htm
[2] Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı döneminde gerçekleşen 237 terör olayı, 14/03/2016, http://odatv.com/237-maddede-hakan-fidan-1403161200.html
[3]Son dakika haberi: Atatürk Havalimanı’nda dehşet gecesi/32 ölü, 88 yaralı, 28/06/2016, http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-ataturk-havalimaninda-patlama-meydana-geldi-40123515
[4] Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun No:6532, Kabul Tarihi:17/4/2014, http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/04/20140426-1.htm
[5] Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu, Kanun No:2937, Kabul Tarihi: 1/11/1983, https://www.mit.gov.tr/2937.pdf

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir