Türkiye-İsrail Mutabakatı: İnsani Yardım Krizinin Çözümü ve Siyasi Bedel

Mavi Marmara Karşılama_main
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

İngiliz devlet adamı Palmerston’a göre “Devletlerin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır.” Büyük ve köklü devletlerin siyaset anlayışları, dış politikaları, olay ve olgulara karşı tutumu, uluslararası topluma bakışı gün aşırı değişmez. Tüm politikalar ulusal çıkar denklemine dayandırılır. Türkiye’nin son 14 yılda dış politika konusunda başarılı olduğunu söylemek pek mümkün değil. Bunun başlıca sebebi genel siyaset anlayışına da hakim olan, gerçeklerden uzak bir değişim ve dönüşüm iddiası ve bu yaklaşımın yol açtığı aşağıdaki ortamdı;

1)Kurucu iradenin benimsediği devletin temel niteliklerini değiştirme planları,
2)Politika oluşum sürecinde ulusal çıkarların ikinci plana atılması,
3)Dış politikanın refah, güvenlik ve değer yayma aracı değil toplumsal dönüşüm için kullanılması,
4)Küresel ve bölgesel oyunlara alet olunması,
5)Toplumsal huzurun bozulması.

Türkiye, son 14 yılın dış politikasına damgasını vuran Ahmet Davutoğlu’nun akademik ve siyasi hayalleri sonucunda büyük sorunlarla karşı karşıya kaldı. Davutoğlu’nun parti ve hükümet programlarında dış politika ile ilgili bölümü kaleme alan uzman, başdanışman, Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak Türk dış politikası üzerinde yaptığı tahribat bugün Beştepe ve Çankaya’nın manevralarıyla aşılmaya çalışılıyor. Ankara, birkaç gün önce Rusya ve İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesi yönünde önemli adımlar attı. Bu yazıda İsrail ile anlaşmayı ele alacağız.

Türkiye-İsrail ilişkileri üzerinde kamuoyunun zihninde iki olay yer edinmişti. Birincisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta “One Minute” çıkışı, ikincisi ise “Mavi Marmara” olayı idi. İsrail’in Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara isimli gemiye saldırıp 10 Türk vatandaşını öldürmesinin ardından iki ülke ilişkilerinde gerginlik baş göstermişti. Türkiye, İsrail’den başta resmi özür dilenmesi olmak üzere çeşitli taleplerde bulundu. Uzun bir sürecin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 23 Mart 2013 tarihinde Başbakan Erdoğan’ı arayarak Mavi Marmara saldırısından ötürü pişmanlığını ve ‘trajik’ sonuçların kasdi olmadığını dile getirdi.[1]

Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in özrünün ardından TRT’de yayınlanan özel bir programda, konuyla ilgili olarak;

1)Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı çıkarılması,
2)Soruşturma yapılması,
3)Olay sebebiyle İsrail’de hapishanede tutuklu bulunanların serbest bırakılması,
4)Mavi Marmara dahil gemilerin iade edilmesi,

taleplerinin karşılandığını, geriye özür, tazminat ve Gazze’ye ambargonun kaldırılması, kaldığını söylemişti.[2]

Davutoğlu konuşmasında ayrıca; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir politika belirlediğinde bunu hangi yıl içinde olursa olsun mutlaka takip eder ve neticesini alır. O gün zikrettiğimiz temel talepler bugün bu an itibarıyla gerçekleşmiş oluyor.” demişti. Mavi Marmara olayı 30 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşmişti. Dolayısıyla İsrail, olaydan 3 yıl 23 gün sonra özür dilemiş oldu. Olaydan 6 yıl 22 gün sonra Türkiye ve İsrail anlaşmaya vardı. Ancak anlaşmada Davutoğlu’nun ifade ettiği hususların dışında başka maddelerin olduğu ortaya çıktı. İsrail, Türkiye ile anlaşmakla kalmamış, ulusal çıkarları için anlaşmaya bir dizi konuyu daha ilave etmişti.

Türkiye ve İsrail’in hangi koşullarda anlaşmaya vardıkları iki ülkede kamuoyunun dikkatine sunuldu.[3] İsrail’de yayınlanan Yediot Ahronot gazetesindeki habere göre;

1)İsrail ve Türkiye, Büyükelçilerin karşılıklı olarak gönderilmesi ve karşılıklı devlet ziyaretleri de dahil olmak üzere tam diplomatik ve normalleşmiş ilişkilerini yeniden kuracaklar. İki taraf ayrıca NATO ve BM gibi uluslararası forumlarda birbirlerinin çıkarlarını zedeleyeceği düşünülen biçimde hareket etmekten kaçınacaklarını da taahhüt edecekler.

2)İsrail’in, Türk yardımının İsrail denetiminden geçtikten sonra Aşdod limanı üzerinden Gazze’ye ulaştırılmasına izin vereceğini vaat etmesi karşılığında, Türkler Gazze’deki ablukanın kaldırılması taleplerinden vazgeçecekler. İsrail, ayrıca Türklerin Gazze’de yeni bir elektrik santrali, (Almanya ile işbirliği çerçevesinde) bir deniz suyu arıtma tesisi ve bir hastane inşa etmesine izin verecek.

3)Anlaşma, Eylül 2014’ten beri Gazze’de kayıp olan İsrailli sivil Avera Mengiustu’nun geri dönüşü veya aynı yılın daha önceki bir zamanında “Koruyucu Eşik Operasyonu”nda öldürülen Oron Shaul ve Hadar Goldin’in kalıntılarının geri dönüşü ile ilgili bir madde içermiyor. Fakat Türk hükümeti, Hamas’la bağlantıları aracılığıyla askerlerin kalıntılarının iade edilmesinin sağlanmasında çaba göstereceğine söz veriyor. Ayrıca gerekli durumlarda İsrail ve Hamas arasında aracı olacağında da mutabık kaldı.

4)İsrail, Mavi Marmara olayında öldürülen ya da yaralananların ailelerine para sağlayacak Türkiyeli bir insani yardım fonuna yaklaşık 21 milyon dolar aktaracak.

5)Türkiye, Türk mahkemelerinde Mavi Marmara olayına karışmış olan İsrailli yetkililere karşı açılmış tüm yasal süreçleri sona erdirecek.

6)Türkiye, ülkelerini Hamas’ın ülkelerini İsrail aleyhindeki eylemleri için bir üs olarak kullanmasını engelleyecek. Bunun karşılığında İsrail, Türkiye’nin Hamas’ın komuta merkezini ülkesinden sürme talebini feshetti. Gil-Ad Shaer, Naftali Frenkel ve Eyal Yifrach isimli İsrailli çocukların 2014 yazında Gush Etzion’da kaçırılıp öldürülmesinden sorumlu olan üst düzey Hamas üyesi Salih el-Aruri artık Türkiye’de değil ve yetkililer Aruri’nin dönmesine izin verilmeyeceğine söz verdiler.

7)İki ülke askeri işbirliğine geri dönecekler ve yeniden istihbarat paylaşmaya başlayacaklar.

8)İki ülke, İsrail’in doğalgaz rezervlerinin çıkartılıp taşınabilmesi için bir doğalgaz boru hattının döşenmesi konusunda resmi görüşmelere başlayacaklar. Türkiye, İsrail’den doğalgaz satın alıp Avrupa pazarlarına satmada ilgi gösterecek.[4]

Anlaşmaya Türkiye’deki çeşitli çevrelerden tepkiler geldi. Yardımı organize edenlerden İnsani Yardım Vakfı (İHH) 13 maddelik bir duyuru yayınlayarak anlaşmaya neden karşı olduğunu ortaya koydu.

1)Gazze Ablukası ve Mavi Marmara konusundaki duruşumuzda hiçbir değişiklik yoktur.
2)Gazze ablukası hukuksuzdur ve büyük bir insanlık suçudur. Bu hukuksuzluk bir an önce sonlandırılmalıdır.
3)Abluka bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısının zorla kesilmesi ambargo ise ticari
malların giriş çıkışının engellenmesi demektir.
4)Abluka ile ambargo aynı şey değildir. Yapılan görüşmeler ambargonun değil ABLUKA’nın kaldırılması üzerine inşa edilmelidir.
5)Aştod Limanı üzerine kurgulanacak anlaşma ablukanın yumuşamasını değil, resmi olarak tanınmasını sağlar. Türkiye bu riske girmemelidir.
6)Haberlere yansıyan içerikteki bir anlaşma, durumu Gazze ablukasının resmen tanınacağı bir sürece götürecektir.
7)Anlaşma çerçevesinde en makul olan ve Gazze halkının yararına olacak seçenek giriş ve çıkışların Gazze Limanı’ndan yapılmasıdır.
8)Yine basına yansıdığı şekilde gerçekleşen bir anlaşma Gazze’deki sorunun insani yardıma indirgendiğini göstermektedir ki bu eksik bir yaklaşımdır.
9)Gazze’deki insani yardım sorunu, yaşanan sıkıntının sadece bir kısmıdır. Gazze’deki sorun temel olarak özgürlük odaklıdır. Gazze halkı da herkes gibi seyahat etme ve ticaret yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bu konuların gündeme alınması gerekmektedir.
10)Yürütülen görüşmelerde Mavi Marmara davalarının telaffuz bile edilmemesi görüşündeyiz. Davaların düşürülmesi, yürütülen görüşmelerin ve yapılması düşünülen anlaşmanın gizli veya açık hiçbir şekilde parçası olmamalıdır.
11)Tazminat konusundaki görüşümüz de gayet açıktır. İsrail lütuf değil ceza tazminatı ödemelidir ve bunun hukuki emsalleri mevcuttur.
12)Mahkemelerde çıkartılan yakalama kararı Interpol’e dahi gönderilemezken İsrail, İHH ve gemi katılımcılarını terör listesine almıştır.
13)Şunu da hatırlatmak isteriz ki tarih, İsrail’in hiçbir sözünü tutmadığını ve hiçbir uluslararası anlaşmaya sadık kalmadığını öğretmiştir.[5]

Türk kamuoyunda İsrail ile varılan anlaşmaya yöneltilen eleştirilere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cevap verdi.[6] Cumhurbaşkanlığı personeline verilen iftarda konuşan Erdoğan, karşılıklı milletlerin kazanımına dayalı olarak, ‘kazan-kazan’ esasına göre adım attıklarını, kimi çevrelerin söylemediği şeyleri söylenmiş gibi göstermeye çalıştıklarını, Gazze’ye, Filistin’e her zaman insani yardım yaptıklarını, Mavi Marmara ile yardım götürülmesinin dönemin Başbakanı’na sorulmadığını belirtti. Yani Erdoğan, İsrail ile Türkiye arasında Mavi Marmara sebebiyle gerginleşen ilişkilerin çözümüne dönük çabalarının yanlış bir mecraya çekildiğini vurgulamış oldu. Kuşkusuz bu kez de dönemin Başbakanı’na sorulmadan planlanan uluslararası insani yardım faaliyeti kapsamında, yabancı bir devletin karasularına izinsiz giren bir gemiye yönelik alınan sert tedbirlerin sonuçlarının neden Türkiye-İsrail ilişkilerine etkilemesine izin verildiği hususu da gündeme gelebilecektir.

Sonuç olarak günümüzde Türkiye, son 14 yılda planlanan ve uygulanan yanlış politikalar sebebiyle giderek sıkışmış durumdadır. Türkiye geleneksel barışçı dış politikasından, komşularıyla karşılıklı çıkarlara dayalı ilişkilerinden, tarihi ve akrabalık ilişkilerine dayalı sınır aşan toplumsal bağlardan, uluslararası toplum nezdindeki yerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Bunun başlıca sebebi Cumhuriyeti kurucu iradenin ortaya koyduğu laik, demokratik ve modernleşmeye dayalı bir hukuk devleti olma çizgisinden, nerede ve hangi saiklerle kurgulandığı belli olmayan, sağlam temellere ve gerçekçi hedeflere dayanmayan, maceracı ve mezhepçi politikaların esiri haline getirilmiş bulunmamızdır. Süreç içerisinde rol ve sorumlulukları ne olursa olsun siyasi liderliğe bugün son derece önemli görev düşmektedir. İsrail ile varılan anlaşma dış politikanın yeniden ulusal çıkarlar ekseninde yürütülmeye başlandığını göstermekte olup, siyasi bedelinin nasıl olacağını zaman gösterecektir.

../.

[1] İsrail Mavi Marmara baskını nedeniyle özür diledi, 22 Mart 2013, http://www.cnnturk.com/2013/dunya/03/22/israil.mavi.marmara.baskini.nedeniyle.ozur.diledi/701207.0/index.html
[2] Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İsrail’in Mavi Marmara Saldırısı Nedeniyle Türkiye’den Özür Dilemesine İlişkin Olarak TRT “Neler Oluyor-Özel” Programında yaptığı Açıklamalar, 22 Mart 2013, Ankara, http://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-ahmet-davutoglu_nun-israil_in-mavi-marmara-saldirisi-nedeniyle-turkiye_den-ozur-dilemesine-iliskin-olarak.tr.mfa
[3] Türkiye-İsrail anlaşmasında 8 ana nokta, 27 haziran 2016, http://alternatifsiyaset.net/2016/06/27/turkiye-israil-anlasmasinda-8-ana-nokta/
[4] Ibid
[5] İHH’dan AKP’nin İsrail ile Anlaşmasına Sert tepki: Gazze Ablukası Tanınıyor, 27 Haziran 2016, http://www.aktifhaber.com/ihhdan-israil-ile-anlasmaya-tepki-1360993h.htm
[6] Erdoğan’dan Mavi Marmara çıkışı: Günün başbakanına mı sordunuz, 29 Haziran 2016, http://www.hurriyet.com.tr/erdogandan-mavi-marmara-cikisi-gunun-basbakanina-mi-sordunuz-40123952

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "Türkiye-İsrail Mutabakatı: İnsani Yardım Krizinin Çözümü ve Siyasi Bedel"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*