Milli İstihbarat Teşkilatı, Hakan Fidan’ın müsteşarlığa atandığı 26 Mayıs 2010 tarihinden itibaren yasal, yapısal ve personel açısından oldukça kapsamlı değişim ve dönüşümlere tabi tutulmuştur. Aynı dönemde ülkemiz milli güvenlik, milli güvenlik istihbaratı, dış güvenlik, dış politika ve terörle mücadele alanında son derece büyük tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye’nin dış politikası, iki kelime konuşabileceği son komşusu kalıncaya kadar, hoyratça yürütülmüş, ülkemiz yüzlerce terör saldırısıyla kan gölüne dönmüş, bombalar başkentimizi, dünyanın göz bebeği İstanbul’u, diğer metropolleri, sınır bölgelerini savaş alanına çevirmiş, dış güvenliğin sağlanması için yapılan yasal değişiklikler ne dış ne iç güvenliğe fayda sağlamıştır. Kuşkusuz bu durumun baş sorumluları bölücü ve yıkıcı terör örgütleri ile onların hamiliğini yapan yabancı devletlerdir.

Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti, ülkesi ve milleti ile bir bütün olarak güvenliğini sağlamak öncelikle iktidarın görevidir. Hükümet ise bu görevi milli güvenlik anlayışına uygun olarak TBMM’den çıkaracağı kanun ve yönetmelikler ile kendisine bağlı savunma, istihbarat ve güvenlik kuruluşları eliyle yürütür. Dolayısıyla ülkemizdeki istihbarat ve güvenlik kuruluşları, Türkiye’ye içten ve dıştan yöneltilecek her türlü tehdidi önceden tespit edip, kontrolden çıkmadan ve saldırı gerçekleştirilmeden önce, ortadan kaldırmakla mükelleftir. Bu açıdan başta istihbarat teşkilatlarımız olmak üzere iç ve dış güvenliğimizi, sınır güvenliğimizi ve sahil güvenliğimizi sağlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlarımıza önemli görevler düşmektedir. Zaten bu kurum ve kuruluşların kurulma amacı vatandaşımızın, milletimizin ve devletimizin güvenliğini sağlamaktır. İstihbarat teşkilatlarının öncelikli görevi ise güvenliğimize yönelik tehditleri önceden tespit ederek münhasıran ya da ilgili kurumlarla işbirliği yaparak etkisiz hale getirmektir.

Türkiye’de hükümet son altı yıldır milli istihbarat alanına önemli katkılar sağlamış, MİT’i yasal, personel ve mali kaynaklar açısından bugüne kadar olmadığı ölçüde desteklemiştir. Ancak, ne yasal ne yapısal ne de mali destekler milli güvenlik istihbaratı alanındaki eksikleri gideremediği gibi kurum daha büyük güvenlik tehditlerinin ortaya çıkmasını da önleyememiştir. Hükümet, ülkemizin kıt kaynaklarını milletimizin güvenliğini sağlamak adına cömert bir şekilde milli istihbarat alanına tahsis edip, her türlü yasal, yapısal ve finansal desteği verirken, MİT neden başarılı olamamaktadır? Bunun başlıca sebebi milli istihbarat nosyonundan uzak yönetim anlayışı, niteliksiz personel istihdamı ve vizyon eksikliğidir.

MİT Personelinin Sınıflandırması

Milli İstihbarat Teşkilatı’nda istihdam edilen personel MİT kanununda belirlenmiştir. 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 2.maddesi (c) bendine göre MİT personeli;

1.MİT’in kadrosuna dahil memurları,
2.Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında olup MİT’te görevlendirilenleri,
3.MİT’de çalıştırılan sözleşmeli personeli, içermektedir.[1]

Birinci grupta yer alan personel meslek memurları, teknik personel, idari ve destek personelini kapsar. Meslek memurları MİT’in asli görevi olan haber toplama ve değerlendirme/analiz birimlerinde çalışan hizmet sürelerine ve derecelerine göre farklı unvanlarla nitelendirilen memurlardır. Çoğunlukla devlet memuriyetine yirmili yaşlarında başlayan lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim görmüş (geçmişte lise ve önlisans mezunu personel de çalışmıştı.) kişilerden oluşmaktadır. Teknik personel uzmanlık alanına göre haber toplama ve analiz faaliyetlerini yürüten, meslek memurları ile aynı düzeyde nitelendirilecek kesimdir. İdari ve destek personeli ise kurumun işleyişi ile ilgili insan kaynakları, idari konular ve diğer birimlerde çalışan ancak haber toplama/analiz görevi bulunmayan personeldir.

İkinci grupta Türk Silahlı Kuvvetleri kadrosundaki kara, deniz ve hava kuvvetlerinden belirli sürelerle MİT bünyesinde görevlendirilen kurmay ya da sınıf subaylarını içerir. Bu statüdeki personel MİT kadrolarında 2-4 yıl arasında çalışmakta olup, silahlı kuvvetler açısından karargah görevi yaptıkları kabul edilir. Subaylar Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları’nın MİT’e gönderdikleri planlı ya da plan dışı isteklerin takibinden MİT’in taşra ve yurt dışı ünitelerinden elde edilen askeri istihbarat bilgilerinin Genelkurmay Başkanlığı’na aktarılmasa kadar çeşitli işlerden sorumludur. Yani bir anlamda Silahlı Kuvvetler ve MİT arasında istihbari işbirliğinin verimli şekilde yürütülmesi konusunda son derece önemli rol üstlenirler.

Üçüncü grupta ise MİT’te sözleşmeli olarak istihdam edilen; daha önce emekli olmuş ancak hizmetine ihtiyaç duyulan kişiler ve koruma ve güvenlik personeli yer almaktadır. Koruma ve güvenlik personeli MİT bina ve tesislerinin dış ve fiziki güvenliğinden sorumlu olup, dışarıda kolluk kuvvetleri yetkisine sahip değildir.

Öte yandan MİT personeli istihbari faaliyetlerini yerine getirirken kamu kurum ve kuruluşlarından her düzeyde görevliden yardım alabilir. Bunun dışında haber toplama sürecinde ya da çeşitli operasyonel çalışmalarda sırasında MİT’in kadrosunda yer almayan ancak para ve sair karşılığında istihdam ettiği kişiler de bulunmaktadır. MİT memurları üzerinden devlete, millete ve ülkeye hizmet eden bu kişiler zaman zaman gizlilik ve güvenlik kriterlerini ihlal ederek ailelerine, çevrelerine bu görevlerini ihsas etmektedirler. Küçük kentlerde, kasabalarda, mahallelerde herkesin bildiği ancak bilmezden geldiği kişiler bu şekilde dışarıdan MİT’e hizmet veren kişilerdir.

MİT’in Yönetim Kademelerine Atama

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı; Müsteşar, Müsteşar Yardımcıları, başkanlıklar, daireler ve şubeler ile diğer teşkilat birimlerinden oluşur (madde 3).[2] MİT Müsteşarı, Milli Güvenlik Kurulunda görüşüldükten sonra Başbakanın inhası ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanır. MİT Müsteşar yardımcıları ve başkanlar, MİT Müsteşarının teklifi üzerine, Başbakanın inhası ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanır. Diğer personel MİT Müsteşarı tarafından atanır (madde 13).[3]

MİT personeli ile ilgili kanunda çizilen çerçeveye paralel olarak kurumun özelliğinden dolayı personelin ataması, istihdamı, yükselmesi, emekliliği ve sair hususlar “Gizli” bir yönetmelikle düzenlenir. MİT Müsteşarı’nın kurumdaki istihdam politikasını fiiliyata geçiren başlıca hukuki metin Başbakan tarafından imzalanarak yürürlüğe giren bu “Gizli” yönetmeliktir. Müsteşar, planı, vizyonu ve hedefi doğrultusunda son derece teknik hususları içeren yönetmelikte değişiklik yaparak kurumun geleceğine şekil verebilmektedir.

Hakan Fidan’ın 26 Mayıs 2010 tarihinde MİT Müsteşarlığı görevine getirilmesinin ardından MİT’in özellikle orta ve üst yönetim kademeleri yıldan yıla değiştirildi. Dışarıdan yapılan atamalar ise Fidan’ın göreve başladığı andan itibaren ara verilmeksizin sürdürüldü.

2010-2016 Arasında MİT’e yapılan Atamalar

Hakan Fidan’ın müsteşarlığa getirilmesinin ardından MİT’in personel hareketlerinde dikkat çekici iki eğilim gözlemlendi. Birincisi yeni müsteşar, Başbakanlık bürokrasisinden[4], Dışişleri Bakanlığı’ndan[5], Emniyet Genel Müdürlüğü’nden[6], Üniversitelerden[7], Medya’dan[8], diğer bakanlıklardan[9], diğer resmi ve özel kurum ve kuruluşlardan[10], emekli askerlerden[11] çok sayıda kişiyi MİT’in yönetim kademelerine atadı. Bu amaçla MİT Personel Yönetmeliği’ni değiştirerek, istisnai bir atama biçimi olan “naklen atamaları” rutin hale dönüştürdü. MİT’in iki müsteşar yardımcılığını, Personel Başkanlığını, Hukuk Müşavirliğini, Elektronik İstihbarat Başkanlığını, Stratejik Analiz Başkanlığını, Basın Müşavirliğini ve daha alt düzeydeki kritik daire başkanlıklarını dışarıdan gelen kişilere emanet etti. İkinci olarak ise Fidan, bununla da yetinmeyip kurumun en önemli üç başkanlığından ikisine yani İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığına ve Güvenlik İstihbaratı Başkanlığına kariyer istihbaratçı olmakla birlikte daha önce bu birimlerde çalışmamış yöneticileri atadı.

Fidan, sözkonusu atamaları gerçekleştirebilmek için MİT’te görevli kimi yöneticiler ile işbirliği yaptı. MİT Personel Yönetmeliği’ne göre personelin terfi ve atamalarda kurum içinden veya dışından tavassut arayışı asla kabul edilebilir bir durum değildir. Ancak Fidan döneminde iktidar partisinden Bakan, milletvekili, il başkanı vs. tanıyan MİT mensupları terfi ve atamalarda avantaj elde ettiler. Gerek dışarıdan gelenlere yer açmak gerekse siyasilerle bağlantılı MİT mensuplarını yukarıya taşımak amacıyla kurumun geleneksel terfi ve atama kanalları bozuldu. Aslında geçmişte de yönetime yakın personel daha erken ve daha iyi pozisyonlara gelebiliyordu. Ancak bu atamalar kurumun çalışma esaslarını, usul ve metodlarını böylesine menfi yönde etkileyecek boyuta asla çıkmıyordu.

Yeni yönetim eski kadroları kurumdan uzaklaştırmak için üç yola başvurmaktaydı. Birincisi ünite başkanlarını müşavir kadrolarına atayarak pasif görevlere çekmek, ikincisi disiplin soruşturmaları açmak, üçüncüsü ise personeli uzmanlığının dışında görev yerlerine atamak.

Kuşkusuz bunlardan en ağır olanı, Teftiş Kurulu eliyle sübjektif bilgi ve belgelere ve yalancı tanık ifadelerine dayanılarak yürütülen disiplin soruşturmaları sonucunda gelecek vaad eden personelin kariyerinin sona erdirilmesiydi. Bu şekilde pek çok personel, 2937 sayılı kanunun 19. Maddesi uyarınca, kanunlara ve hukuka aykırı bir şekilde, diğer kamu kurumlarına birkaç derece alt kademelere ve unvanlara atanarak emekliliğe zorlanmıştır.

Fidan’ın MİT’teki kadrolaşmasına yer açmak için başvurduğu bu acımasız yöntemin, PDY’nin Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik Ergenekon, Balyoz, İzmir Casusluk ve sair soruşturma ve davalarla aynı nitelikte, aynı dönemde ve aynı amaca dönük olduğu asla gözden kaçırılmamalıdır.

Sonuç

Devletin en önemli kuruluşlarından olan Milli İstihbarat Teşkilatı, geçmişinde şeffaf olmayan dönemler ve ilişkiler bulunan Hakan Fidan’ın 26 Mayıs 2010 tarihinde müsteşarlığa atanmasından itibaren hızla bir dönüşüme tabi tutuldu. Uzun vadede belirli bir anlayışın ürünü kadroları oluşturmak için yapılan ilk atamalara paralel olarak, kısa vadeli hedeflerin gerçekleştirilmesi için kamu ve özel sektörden çok sayıda bürokrat kurumun yönetim kadrolarına getirildiler. Başbakanlık merkez bürokrasisi, Dış İşleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve TSK (emekli subaylar) bu atamalardan en fazla yararlanan kurumların başında gelmektedir.

MİT’e dışarıdan yapılan atamalar bir taraftan kurumun dokusunu bozmuş, öte yandan Teşkilatı son altı yılda maceracı bir dış politikanın peşinden sürüklemiştir. Türkiye’nin Suriye politikası da, PKK ile mücadele yerine müzakere süreci de, kurumun tüm başarısızlıkları da bu atamalara egemen olan anlayışın bir sonucudur. Milli istihbarat nosyonuna sahip olmayan, her biri siyasi çevrelerden belirli kişi ve grupların desteğini almak suretiyle ya da yetkili makamları yanıltmak suretiyle kuruma taşınan, çeşitli mezhepsel gruplara ve cemaatlere yakın bürokratlar, son altı yılda Türkiye’nin milli güvenliğine, vatandaşın can kaybına, terör eylemlerine, komşularla ilişkilerin bozulmasına yol açan politikaların ve eylemlerin hayata geçirilmesinde ciddi sorumluluk sahibidir.

MİT’in gerçek sahibi yüce Türk milleti ve kurumsal kültürü özümsemiş MİT mensuplarıdır. Bugün her türlü olumsuzluğa, yukarıdan yapılan baskılara, aralarına sokulan nifak tohumlarına rağmen MİT’in kariyer memurlarına büyük bir sorumluluk düşmektedir. MİT’in haber toplama ve analiz memurları, kimi orta ve üst düzey yöneticileri, idari ve teknik personeli sırtlarında giderek ağırlaşan bu yükü ısrarla taşımalıdırlar. Son altı yılda kurumun uğratıldığı dönüşüm sürecinin yol açtığı tahribatın daha da büyümesine engel olacak kişiler yukarıda zikredilen personeldir.
../.

[1] https://www.mit.gov.tr/2937.pdf
[2] https://www.mit.gov.tr/2937.pdf
[3] https://www.mit.gov.tr/2937.pdf
[4] Dinlemeye MİT kökenli başkan, 23 Aralık 2013, http://www.milliyet.com.tr/-dinleme-ye-mit-kokenli-baskan/gundem/detay/1812141/default.htm; MİT’in avukatı demiryolcu oldu, 11 Ekim 2013, http://www.sozcu.com.tr/2013/gunun-icinden/mitin-avukati-demiryolcu-oldu-387730/; TCDD Faaliyet Raporu 2008, http://www.tcdd.gov.tr/files/istatistik/2008faaliyetraporu.pdf
[5] Fidan’ın sağ kolu Londra yolcusu, 07 Ocak 2014, http://www.milliyet.com.tr/fidan-in-sag-kolu-londra-yolcusu/gundem/detay/1818236/default.htm; MİT Müsteşar Yardımcılığı’na Atanan Büyükelçi Musa Brüksel’e Veda Etti, 05 Ekim 2012, http://www.haberler.com/mit-mustesar-yardimciligi-na-atanan-buyukelci-musa-3992050-haberi/; MİT Müsteşarları Biyografileri, https://www.mit.gov.tr/must-biyog15.html
[6] MİT’in Yeni Daire Başkanı FBI’da Eğitildi, 08 Ekim 2011, http://odatv.com/mitin-yeni-daire-baskani-fbida-egitildi-0810111200.html
[7] MİT’ten ilginç iki transfer, 15 Ağustos 2013, http://arsiv.taraf.com.tr/haber-mit-ten-ilginc-iki-transfer-131720/
[8] MİT’ten ilginç iki transfer, 15 Ağustos 2013, http://arsiv.taraf.com.tr/haber-mit-ten-ilginc-iki-transfer-131720/
[9] MİT’e sporcu müsteşar yardımcısı, 27 Temmuz 2013, http://www.gazetevatan.com/mit-e-sporcu-mustesar-yardimcisi–557357-gundem/
[10] Bürokraside vekillik ilgisi, 9 Mayıs 2007, http://www.mynet.com/haber/guncel/burokraside-vekillik-ilgisi-283452-1; İstifacı bürokratlar geri dönüyor, 07 Haziran 2007, http://www.memurlar.net/haber/77730/¸ Başkentte “Konyalılar” Buluşması, 11 Nisan 2015, http://www.haberler.com/baskentte-konyalilar-bulusmasi-7182226-haberi/
[11] MİT müsteşarı Fidan da Salih Müslim’le görüştü, 30 temmuz 2013, http://arsiv.taraf.com.tr/haber-mit-mustesari-fidan-da-salih-muslim-le-gorustu-130475/; Türkiye-Suriye Arasındaki Adana Mutabakatı ve Tarihi Anlaşma, 20 kasım 2011, http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=143&t=7746

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir