Türkiye’de devlet güvenliğine yönelik en önemli tehditlerden biri  yıllar içinde geliştirilmiş kurumların, kuralların ve hiyerarşik yapılanmanın bozulması çabalarıdır. Söz konusu geleneksel dokuya en büyük zararı da yasal görünümlü oluşumlar (legal görünümlü illegal oluşumlar) vermektedir. Bunların başında da tarikatlar ve cemaatler gelmektedir. Hangi tasavvufi, dini ya da mezhepsel kökenden kaynaklanırsa kaynaklansın, cemaat ve tarikat yapılanmaları devletin düzenini bozmaktadır. Türkiye’de siyasi partilerin, doğu ve güneydoğudaki aşiretlerin yanı sıra cemaat ve tarikatları da oy deposu olarak görmeleri, siyasi iklimin bu tür yapılanmaların gelişmesine ortam sağlaması, fakir ve eğitimsiz toplum kesimlerinin kolayca bu oluşumların etkisinde kalmaları ve yabancı ülkelerin verdikleri destekler tehdidin büyümesine neden olmaktadır.

Ülkemizde tarikat ve cemaat kavramları zaman zaman birbirlerine karıştırılmaktadır.Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre tarikat; aynı dinin içinde bir takım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirlerinden ayrılan Tanrıya ulaşma ve onu tanıma yollarından herbiri. “Mevlevi tarikatı, Bektaşi tarikatı”.[1]  Cemaat ise (a)bir imama uyup namaz kılan kişiler, (b)insan kalabalığı, topluluk ve (c)bir dinden ya da soydan olanların topluluğu’dur.[2]

Tasavvufi açıdan bakıldığında tarikatların başında silsilesi ve icazetnamesi olan bir şeyh, Cemaatlerin başında ise sadece dini bir lider bulunur.Tarikatlarda bazı eğitim usulleri vasıtasıyla müridin belli manevi mertebelere ulaşması esastır. Cemaatlerde ise böyle manevi mertebeler yoktur. Tarikatlarda bir fabrikatör, manen kendisinden daha yukarıda olan bir çobanın karşısında diz çöküp onun sohbetini dinleyebilir. Cemaatlerde ise öne çıkmak kişinin hizmeti nispetinde olur.[3]

İşte asıl sorun burada ortaya çıkmaktadır. Manen yükseklik derecesini kim belirlemektedir? Bu durumda tarikat mensubu bir polis ya da subay manen kendisinden yukarıda olduğu ihsas ettirilen bir bekçi ya da astsubayın himayesine girmek zorunda kalacaktır. Gündüzleri bir metropolün emniyet müdürlüğünü yürüten, maiyetinde binlerce rütbeli ve polis bulunan dört yıldızlı Emniyet Müdürü dini toplantılarda bir komiser yardımcısının eteğine mi tutunacaktır? Ya da emrinde binlerce subay, astsubay, uzman çavuş ve erat bulunan bir kolordu veya ordu komutanı akşam olunca kendisinden manen yukarıda olduğu söylenen emir subayının veya emir erinin tarikatın zikir talimatlarını anlatmasını sessizce mi dinleyecektir? Bu tür ilişkiler devleti ve kurumlarını hızla yıpratmaktadır.

Osmanlı devletinde belirli bir mezhebe mensup kişiler Tanrı’ya ulaşmak amacıyla farklı yöntemler uygulamaktaydılar. Tarikata mensup üyeler kurucuların düşünceleri doğrultusunda çalışıp yaşamaya özen göstermekteydiler. Tarikat üyelerinin bir araya gelerek yaşadıkları ve dini toplantı yaptıkları yerlere tekke ve zaviye denilmekteydi.[4] Başlangıçta sadece din konularıyla ilgilenen ve farklı düşünce sistemleriyle taraftarlarını çoğaltmaya çalışan tarikatlar zamanla dini sömürü aracı haline dönüşmüşler, devletin güvenliğini etkileyecek şekilde siyasi olaylarda etkili rol oynamaya,  çıkarları tehlikeye düştükçe halkı ayaklandırmaya koyuldular.  25 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan bir kanunla tekke ve zaviyeler yasaklandı.  Kanun tüm tarikatların yanı sıra şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır.[5]

Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk, söz konusu kanunun gerekçesini Nutuk’ta şöyle ifade etmişti. “Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere hayatlarını emniyet eden insanlardan oluşan bir kitleye medeni bir millet nazarıyla bakılabilir mi?”[6]

Bununla birlikte yasaklanan tarikatların bir kısmı faaliyetlerini gizlilik içinde sürdürmeyi başardı. Bazıları ise yurtdışında şubeler açarak varlıklarını günümüze kadar sürdürdüler. Günümüzde Türkiye’de şu tarikat ve cemaatler faaliyet yürütmektedir.

1)İsmail Ağa Cemaati

2)Fethullah Gülen Cemaati (PDY),

3)İskender Paşa Cemaati,

4)Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı),

5)Süleymancılar,

6)İhlasçılar,

7)Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar Grubu

8)Nakşibendi Yahyalı Cemaati,

9)Melamiler,

10)Hakikatçiler,

11)Hazneviler,

12)Menzilciler,

13)İcmalciler,

14)Uşşakiler,

15)Cerrahiler,

16)Kadiriler,

17)Hizbül Tahrir,

18)Tillocular,

19)Galibiler,

20)Halveti Şabaniye,

21)Adnan Hoca Grubu,

22)Mustafa İmamoğlu Grubu.[7]

Kimi araştırmacılar, büyük tabanı olan cemaatlerin bazılarının yabancı istihbarat örgütleriyle irtibatlı olduklarını savunmaktadırlar. Üç büyük cemaatin ise CIA, MI6 ve MOSSAD tarafından yönetildiği ileri sürülmektedir.[8]

Cemaat ve tarikatlar ana hatlarıyla aşağıdaki özellikleri sebebiyle devletin güvenliğine risk oluşturmaktadırlar:

1)Kapalı ve şeffaf olmayan kurumsal yapıları, lider kadroları, üyeleri, mali kaynakları, yurtiçi ve yurtdışı bağlantıları, siyasi hedefleri açısından sağlıklı kontrol ve denetime tabi tutulamamaları,

2)Yasama, yürütme ve yargı çevrelerinde örgütlenmeleri, kamu kurum ve kuruluşlarında, emniyet ve güvenlik teşkilatlarında, silahlı kuvvetlerde, medyada, eğitimde, ticari ve ekonomik kuruluşlarda örgütlenmeleri,

3)Biat sistemine dayanmaları, üyelerinin grup ve devlet çıkarları arasında kaldıkları takdirde kendi liderlerini dinlemeleri,

4)Devlete kolayca nüfuz etme imkanı sebebiyle yabancı istihbarat servislerinin en önemli ilgi alanlarından birini oluşturmaları.

Cemaat ve Tarikatların devlet açısından en önemli tehdit kaynaklarından biri yabancı istihbarat servislerinin kolaylıkla nüfuz edebileceği platform sağlamalarıdır. Hükümetin cemaat ve tarikatlara sıcak davranması bu oluşumların devlet içinde kolaylıkla kadrolaşmalarına imkan tanımaktadır. Böylece yabancı istihbarat servisleri cemaat ve tarikat mensupları üzerinden devletin en stratejik kurumlarına, bilgilerine, belgelerine ulaşabilmektedir.

Devlet açısından gücün yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında paylaşılmasının dışından farklı kişiler ve gruplar tarafından kullanılması kabul edilir bir durum değildir. Nitekim 17-25 Aralık operasyonlarının ardından Gülen Cemaati Hükümet tarafından tehdit kabul edilmiş, bilahare “Paralel Devlet Yapılanması-PDY” adıyla Devlet’in resmi tehdit unsurları kapsamına dahil edilmiştir. Dolayısıyla görünürdeki tasavvufi yaklaşımları ve toplumsal alandaki yararları ne olursa olsun, siyasi hedeflerine, üye sayısına, mali gücüne, örgütsel yapısına bakılmaksızın, hiçbir Cemaat ve Tarikatın devlet içinde kadrolaşmasına izin verilmemelidir. Zira bu tür oluşumlar devlete nüfuz ettikten sonra asıl patronlarına hizmeti sürdürecek, devletin gücünü diğer cemaat ve tarikatları alt etmek ve zamanı geldiğinde hükümetin bileğini bükmek amacıyla kullanmaktan kaçınmayacaklardır.

../.

 

[1]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=TAR%C4%B0KAT

[2] http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=CEMAAT

[3] Cemaat ve Tarikatlar Arasındaki Farklar Nelerdir? http://www.islamveihsan.com/cemaat-ve-tarikat-arasindaki-farklar-nelerdir.html

[4] Tekke Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 kasım 1925), http://www.ataturkinkilaplari.com/ik/64/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi–30-kasim-1925.html

[5] Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine Ve Türbedarlıklar İle Bir Takım Unvanların Men Ve İlgasına Dair Kanun, http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.677.pdf

[6] http://www.ataturkinkilaplari.com/ik/64/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi–30-kasim-1925.html

[7] Türkiye’de faaliyet gösteren tarikat ve cemaatler, 09 Aralık 2015, http://blog.milliyet.com.tr/Turkiye_de_faaliyet_gosteren_tarikat_ve_cemaatler___/Blog/?BlogNo=516775&RefNo=22; Türkiye’de Kaç Cemaat Var, 21 Temmuz 2012, http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/turkiyede-kac-cemaat-var-h4408.html

[8] Türkiye’de Kaç Cemaat Var, 21 Temmuz 2012, http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/turkiyede-kac-cemaat-var-h4408.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir