Jay Gatsby,  1990’lı yılların ortalarında MİT’in doğudaki bir ünitesinin yöneticisi oldu. O dönemde İran’da görev yapan bir diplomat sınırdışı edildi. Konuyla ilgili haber İran gazetelerinde yayınlandı. Gatsby, Gürbulak sınır kapısında ülkemize giriş yapan diplomatı karşıladı. Diplomatın elinde kendisiyle ilgili çıkan haberin yer aldığı Farsça gazeteler bulunmaktaydı. Amacı bu gazeteleri Ankara’daki ilgililere teslim etmekti. Ancak Gatsby, fırsatçılığını konuşturdu. Farsça tercüman bulabileceğini, gazeteleri tercüme ettirip göndereceğini söyledi. Gazeteleri diplomattan aldı. Diplomat Erzurum’a geldiğinde ünite amirine durumu anlattı. O dönem sınırdaki birim Erzurum’daki üniteye bağlıydı. Rahmetli ünite amiri, Gatsby’nin muhtemel davranış tarzını tahmin etmişti.  Diplomat ertesi gün Ankara’da MİT karargahında görevlilerle bir araya geldi. Hem İran’daki olayları hem de Gürbulak Sınır Kapısı’ndaki Gatsby’nin gazeteyi kendisinden alışını anlattı. Bir süre sonra bekledikleri haber geldi. Konuyla ilgili rapor Erzurum üzerinden Karargah’a ulaştı. Buraya kadar şaşırtıcı bir şey yoktu. Ancak asıl şaşırtıcı şey raporun not bölümünde ortaya çıktı. Herkes şok oldu, birbirlerine baktı. Yüzleri kıpkırmızı kesildi. Zira Gatsby raporun not bölümünde; gazetenin Gürbulak Sınır Kapısı’ndan özel imkanlarla temin edildiğini yazmıştı. Diplomata hiç değinmiyordu. Yani Gatsby utanmadan, sıkılmadan hem gazeteyi elinden aldığı diplomatı, hem diplomatın görüştüğü Erzurum’daki ünite amirini hem de diplomatın detayları anlattığı Karargah’taki personeli aldattığını, uyanıklık yaptığını sanıyordu. Ancak aslında sadece kendini kandırıyordu.

Jay Gatsby bir süre sonra Karargah’ın yurt dışı ünitesinde yönetici olarak çalışmaya başladı. MİT’in yurt dışı ünitelerinde çalışan personele ait zaman zaman ortaya çıkan maaş farkları Karargah personeli tarafından alınır, görevlinin isteği doğrultusunda açılan bir hesaba ya da yakınına verilirdi. Bir süre sonra Gatsby’nin görev yaptığı ünitede maaş farklarının bir kısmının kaybolduğu ortaya çıktı. Paralar birilerinin cebine giriyordu. Bu konu da bir şekilde kapatıldı.

Ardından Gatsby önemli bir Avrupa ülkesine temsilci olarak atandı. Ancak hem ev sahibi ülke hem de maiyetindeki memurlarla ihtilafı sonucunda görev süresini tamamlamadan Karargah’a çekildi. Genelde istihbaratçılar tarafından pasif bir yer olarak kabul edilen Teftiş Kuruluna müfettiş olarak atandı. Kurumun üst düzey yöneticilerinin en büyük hataları bu tür atamalardı. Zira başarısız, yetersiz ve kırgın memurlar Teftiş Kurulu’na atandıklarında burayı intikam platformu olarak kullanıyorlardı. Müfettişlerin bir kısmı, geçmişte anlaşmazlık yaşadıkları başarılı memurları veya yöneticileri soruştururken kin ve intikam duygusuyla hareket ediyorlardı. Tarafsızlıklarını kaybediyor, müfettişlik görevine ihanet ediyorlardı. Eskiden Teftiş Kurulu, üniteleri idari ve fonksiyonel açıdan denetler, idari soruşturmalara giderdi. Ancak 2000’li yıllardan itibaren Teftiş Kurulu fonksiyonel denetlemeden çekildi. Sadece rutin idari ve mali denetlemeleri ve idari soruşturmaları yürütmeye başladı.

Gatsby, Teftiş Kurulu’nda eline geçirdiği fırsatlardan sonuna kadar yararlanmaktan kaçınmıyordu. Görevli olarak gittiği kentlerde şahsi menfaati için çevre ediniyordu. Bir seferinde Akdeniz’deki turistik bir kentimize denetlemeye gitmişti. Ünite’deki görevliler kendisini turistik bir otele akşam yemeğine getirdiler. MİT’e ve personeline yakın olan otel yöneticisi konukları son derece güzel bir şekilde ağırlamıştı. Gatsby, mahalli personel vasıtasıyla Otel Müdürü ile tanıştı. Hemen kartvizitini ve telefonlarını aldı. Ankara’ya döndükten sonra bu tanışıklığını fırsata çevirdi. MİT’in üst yöneticilerine kentte uygun fiyatla otel rezervasyonu yapmaya başladı. Bu amaçla otel müdüründen istifade etmeyi sürdürdü.  Böylece MİT’in resmi imkanları bir kez daha çıkar amaçlı kullanılmaya başlandı. Herkes memnundu. Otel Müdürü saygıdeğer üst düzey MİT yöneticilerini ağırlamaktan memnuniyet duyarken bazı ayrıcalıklı MİT mensupları ucuz otel imkanlarından yararlanıyor, Gatsby ise devletin imkanını özel amaçlarla kullanarak kurum içinde kendi geleceğine katkı sağlıyordu.

Gatsby, bu tür üstün başarılarının karşılığını kısa sürede aldı. Teftiş Kurulu’na atandıktan iki yıl sonra doğudaki bir ilde yönetici oldu. Ancak huylu huyundan vazgeçmiyordu. Bölge ünitesi içinde sosyal tesis inşaatı yapan müteahhitten çeşitli faydalar elde ediyordu. Bölge sınırları içerisinde milli istihbarat faaliyetleri yürütmesi gereken Gatsby makamını özel amaçlı kullanmayı sürdürüyordu. Ailesi Ankara’da kalmıştı. Otomobilini Ankara’da bırakmıştı. O otel senin, bu otel benim gezip tozuyordu. Tabi ki makam otomobili ile.Hatta bazı özel gecelere giderken devletin resmi otomobilini kendisi kullanıyordu. Kimi otelleri ziyaret ettiğinde güvenlik kameralarını kapattırıyordu. Kendisini otelde veya civarında gören personelin o gün ve o saatte hangi amaçla otel civarında olduğunu sorguluyordu. Bir seferinde turistik bir ilçedeki otelde pişti oldu. O günden sonra hafta sonu şehir merkezi dışına çıkacak personelin en geç Salı günü bildirimde bulunmalarını istedi. Zira hafta sonları kimseye görünmeden rahat hareket etmek istiyordu.

Şehrin ileri gelenleri ile çok rahat menfaate dayalı ilişki kuruyordu. MİT’in vatandaştan kesilen vergilerle oluşturulan bütçesinden resmi görev için kendisine tahsis edilen temsil ve ağırlama giderlerini özel dostluklar ve arkadaşlıklar kurmak ve geliştirmek için sarf ediyordu.Tüm meslek hayatı boyunca olduğu gibi bulunduğu makamları kuruma ve devlete faydalı hizmetler için değil, şahsi ikbali için kullanmayı alışkanlık haline getirmişti. Başarısının temeli ise suistimallerine hep bir kılıf bulabilmesi ve üst yönetimin ağzına bir parmak bal çalabilme becerisine dayanmaktaydı.

Birçok kez yalan haber ve ihbarlarla Emniyet ve Jandarma Kuvvetleri’ni terör bölgelerinde operasyona çıkarttı. İstihbarat konusunda yetersizdi ancak operasyonel zekası yüksekti. Gerçek olmayan istihbarata dayalı haberlerden yararlanarak hem bölgedeki kolluk kuvvetlerinin operasyona çıkmasını sağlıyor, hem Karargah nezdinde aktivite yapmış gibi görünüyor hem de kolluk kuvvetlerini faaliyet yapmış gösteriyordu. Böylece Gatsby’nin oyunu herkesi memnun ediyordu.

Bazen boyundan büyük işlere girişmekten kaçınmıyordu. İrtibatlı olduğu bir kişinin geniş arazilerinin para etmesi için doğudaki sınır kapısının açılmasını teminen istihbarat raporları düzenletmekten kaçınmıyordu. Yani milli güvenlik istihbaratı üzerinden devletin dış politikasına yön vermeyi, böylece bölgede irtibatlı olduğu kişilerin rant elde etmesini sağlamayı hedefliyordu. Sonuçta kuşkusuz kendisinin de menfaati olacaktı. Gatsby, astlarının görevini yapmalarına da mani oluyordu. Yabancı bir ülke ile irtibatlı, kaçakçılık ve yolsuzluk ilişkileri bulunan tanıdığı bir şahıs hakkında MİT karargahına rapor yazılmasını engelliyordu.

Gatsby, çıkarı için her kesimle ilişki kurmaktan çekinmiyordu. Görevli olduğu ilde Gülen Cemaati (PDY) ile irtibatlı Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri ile çok yakın ilişkiler sürdürüyordu. Hatta bir seferinde söz konusu kişilerle işbirliği yaparak maiyetindeki bir şube müdürünün kurumdan ihracını sağladı. Karargah’ta büyük makamlarda oturan yüreksiz yöneticiler, memuriyet kariyerini devletin, ülkenin ve milletin menfaatlerine adamış müdürü değil Gatsby’i tutmuşlardı. Gatsby, bundan aldığı cesaretle o yıl görevli olduğu üniteden MİT tarihinde görülmeyecek kadar fazla sayıda personelin (tüm ünitenin % 60-70’ini) başka illere tayin olmasını sağladı. Amacı yolsuzluklarına, usulsüzlüklerine ve suçlarına şahit olan insanların birlikte hareket etme cesaretini kırmaktı.

Böylesine üstün başarılarından sonra Karargah’tan terfi ettirilerek deniz kenarında güzel bir üniteye yönetici olarak atandırılmak istedi. Kuşkusuz aklında Ege ve Akdeniz kıyılarındaki turistik kentler vardı. Ancak yönetim kendisine Karadeniz’de bir makam bulabildi. Buradaki görev süresini dairenin işleriyle değil, özel ilişkiler geliştirmek ve operasyonlar yapmakla geçirdi. Daire personeli kendisini makamında kolay kolay bulamıyordu.

Ardından MİT karargahına yönetici olarak atandı. Gatsby, MİT’in yönetim kademelerinde emin adımlarla yükselirken, ülkede istihbarat ve güvenlik zafiyeti de zirve yapıyordu. Ancak ne MİT’in içinde Gatsby’e “dur” diyen bir kişi çıkıyor, ne de dışarıdan herhangi bir yetkili MİT’in bu gidişatını sorguluyordu.

Sağlığı el verirse ve görev süresi uzatılırsa Gatsby en fazla birkaç yıl daha çalışabilecek. Hepsi o kadar. Zamanın önüne hiçbir şey, hiçbir kimse geçemiyor… Gatsby çevresine “Bana MİT Müsteşarlığı teklif ettiler, ancak Hakan Fidan beye saygımdan dolayı kabul etmedim.” diyormuş. Aslında görevi hemen kabul etmeli. Çünkü Fidan’dan sonra müsteşarlığa en layık yönetici kendisi. Böylece Fidan döneminde yerlerde sürünen milli istihbaratımıza son darbeyi vurmuş olur. Türk kamuoyu da Fidan ve arkadaşlarının son altı yılda MİT’in bilgili, donanımlı ve başarılı personelini hızla tasfiye ederken, kimleri üst yönetim kademelerine taşıdıklarını öğrenmiş olur…

Geriye dönüp bakınca tepki göstermemiz gereken kişinin Jay Gatsby mi yoksa onu bu makamlara getiren kişiler mi olduğunu sorgulamamız gerekiyor. Gatsby’ler her dönem vardı ve gelecekte de olacaklar. Ancak, Gatsby gibi karakterleri devletin milli güvenlik çıkarlarına zarar verme pahasına üst yönetim kademelerine taşıyan anlayışın ve o anlayışın gelişip kökleşmesine imkan sağlayan ortamın bir an önce değişmesi şart…

../.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir