INTELTURK

Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri

Yenimahalle Çaylakları Goebbels’in İzinde: Kara Propaganda ve Yalan Makinası İş Başında

Yenimahalle Çaylakları Goebbels’in İzinde: Kara Propaganda ve Yalan Makinası İş Başında

Joseph Goebbels, 13 Mart 1933 tarihinde Propaganda Bakanı olarak atandı ve zamanla büyük bir propaganda ustası oldu. Goebbels, Hitler’in “Kavgam” adlı kitabında gerçek hakkında yazdıklarını hayata geçirmeye çalışıyordu. Eğer bir yalan söyleyeceksen büyük bir yalan söyle ve bu yalanı yeteri kadar sık söylersen insanlar ona inanmaya başlayacaktır.[1] Goebbels’in Alman halkını aldatmak için kullandığı propaganda ve sözler ibret alınacak nitelikteydi. Amerika’daki reklam şirketlerinin çalışma yöntemlerini incelemişti. Goebbels önderliğinde Nazi’ler on büyük propaganda tekniği kullanmışlardı. Bunlar;

1)Hitler (Führer),

2)Müzik ve Opera-kültürel alanı ele geçirme,

3)Mitoloji, Halk Masalları ve Din-ulusal mitoloji oluşturma,

4)Anti-komünist propaganda-Siyasi muhalefeti şeytanlaştırma,

5)Kavgam Kitabı-Partiyi mitleştirme,

6)Gazeteler-Basını kontrol altına alma,

7)Film ve Sinema-Sosyal alanı kontrol altına alma,

8)Radyo-Kitlesel medyayı kontrol altına alma,

9)Anti-semitizm-Azınlıkları günah keçisi ilan etme,

10)Posterler-Sembolik imajlar kullanma.[2]

Kuşkusuz Hitler ve Goebbels o dönemin koşullarına uygun araçlarla, toplumu yönlendirmek ve muhalefeti baskı altına almak için propaganda tekniklerini ve yöntemlerini uygulamışlardı. Propaganda yöntemleri, gelişen teknolojiye uygun olarak, toplumsal değerlere, halkın siyasi kültürüne, gelenek ve göreneklere bağlılığına, eğitim ve ekonomik durumuna göre ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.

Propaganda esasen bir psikolojik harekat türüdür. Kendi içinde beyaz, gri ve kara propaganda olmak üzere üçe ayrılır.[3] Beyaz propaganda açık şekilde yapılır, kaynağı bellidir, doğru bilgileri kullanır. Yalan kullanırsa geri teper, güven sarsılır.Gri propaganda, psikolojik savaşın önemli unsurlarından biridir ve bulanıktır. Kaynağı belli değildir, doğruluğu kanıtlanamaz. Yalan ve iftira olduğu da kesin değildir. Kara propaganda da kaynak daima gizlidir. Kaynak gizli kaldıkça yalanlar, rivayetler, şayialar, dedikodular verimli sonuç verir. Kara propagandanın amacı yerleşmiş bir inancı yıkmaktır. Halkı kendi içinden çıkardığı liderden soğutmak, insanları şüpheli, kaygılı, mutsuz ve zihni karışık hale getirmeyi hedefler.[4]

Türkiye’de geçmişte Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bünyesindeki Toplumla İlişkiler Başkanlığı kendi alanında psikolojik harekat faaliyetlerini yürütmekteydi. AB uyum yasaları kapsamında MGK’nın şeffaflaştırılması adına sözkonusu başkanlık lağvedildi. Ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı içinde de Psikolojik İstihbarat Başkanlığı faaliyet yürütüyordu. Sözkonusu birim ağırlıklı olarak yurtdışına yönelik çalışsa da iç gelişmelerle ilgili de görev almaktaydı. Ancak daha sonra önce Daire Başkanlığı düzeyine düşürüldü, ardından bölge ve konu bazında şube düzeyine indirilerek 2008 yılında Stratejik İstihbarat Başkanlığı’na dahil edildi.[5] Sonrası ise meçhul. Muhtemelen MİT’in yeni yönetimi elinde giderek marjinal hale getirilmiş, zira günümüzde tutarlı bir propaganda yapacak kadar deneyimli ve donanımlı personel kalmadığı anlaşılıyor.

Bu satırların yazarı, çalıştığı kamu kurumunda yapılan bir operasyon sonucunda bir başka kuruma atanma durumu ile karşılaşınca, 15 Aralık 2012 tarihi itibariyle yönetimin de oluruyla dilekçe vererek emekliye ayrılmıştır. Bununla birlikte haksızlığı ortadan kaldırabilmek amacıyla  idari yargıya başvurmuştur. Maaşını hak etmesi için kurumu tarafından emeklilik tarihi 15 Ocak 2013 olarak yansıtılmıştır. Yazar, akademik yönünü geliştirmeye yönelmiş ve tez danışmanı vasıtasıyla bir düşünce kuruluşunda, memuriyet tecrübesi ve akademik kariyerinden istifadeyle yazmaya başlamıştır. 1 Temmuz 2013 tarihinden itibaren Türkiye’nin milli güvenliği, dış politikası, komşularıyla ilişkileri, milli istihbaratı, Rusya’nın dış ve güvenlik politikaları konularında çeşitli yazılar kaleme almıştır. Ukrayna’daki protesto eylemleriyle ilgili yayınlanan yazısını müteakip Rusya’nın Sesi Radyosu (Sputnik FM) muhabiri kendisiyle temas kurarak zaman zaman radyoda Rusya dış politikası, Türkiye ve güncel gelişmeler konusunda görüşlerini yayınlamıştır. 24 Kasım 2015 tarihinde iki ülke arasında yaşanan gerginlik üzerine radyo uzmanlarla mülakat sayısını azaltmıştır.

Yazar, bilahare bağımsız hareket etmeye karar vermiş, kendi imkanlarıyla bir blog kurarak buradan Türkiye’nin dış politika, güvenlik ve istihbarat alanlarında karşı karşıya kaldığı sorunları, nedenlerini ve çözüm önerilerini açıkça ortaya koymuştur. Amacı hem kamuoyunun dikkatini çekmek hem de yetkililere milli istihbarat konusunda yeni bir bakış açısı sunmaktı. Nitekim kısa sürede kamuoyundan ve yetkililerden belirli ölçüde teveccüh görmeye başlanmıştır.

İşte tam bu sırada 15 Haziran 2016 tarihinde, yani yazarın yazmaya başladığı 1 Temmuz 2013’ten üç yıl sonra ‘Ekşi Sözlük’ isimli platformda yazarın adına bir sayfa açılarak;

1)Yazarın 2013 yılında  Fetö’cü olduğu gerekçesiyle MİT’ten kovulduğu,

2)Rus yanlısı 21.Yüzyıl ve Sputnik News’te yazdığı, muhtemelen Rus ajanı olduğu,

3)Fetö okullarını baş tacı ettiği,

4)Kendi bloğundan Fetö’nün eskimiş iddialarını gündeme getirdiği,

5)Fuat Avni’nin Hakan Fidan’ın Tokyo’ya atandığı iddialarına paralel olarak piyasaya çıktığı,

şeklinde çaylakça kara propaganda yapılmıştır.[6]

Ardından siteyi bir robot ya da robotik memurlar aracılığıyla çok kez tıklatarak arama motorunun üst sıralarına çıkmasını sağlamışlardır.

Bu tür kara propagandanın amacı zaten belli olup, neden üç yıldır değil de 15 Haziran 2016’da ortaya atılmıştır? Bunu anlamak için iyi bir istihbaratçı veya akademisyen olmaya gerek yok.

Yine de iddialarda doğruluk payı bulunabileceği kuşkusuyla, akademik bakış açısıyla, iddiaları ve gerçekleri dikkatlice inceleyelim ve sonucun ne olacağını görelim.

1)Yazarın 1 Temmuz 2013 tarihinden itibaren ellinin üzerinde yazısı www.21yyte.org, www.academia.edu, www.yenimillistihbarat.com, www.intelturk.com adreslerinde, kitaplarda, periyodik ve hakemli dergilerde elektronik ve yazılı olarak yayınlanmıştır. Bu yazıların herhangi birinde Gülen veya bir başka cemaati destekleyen bilgi, görüş ve yorum var mıdır? Yazar doğrudan ya da dolaylı olarak Gülen hareketini övmüş müdür?

2)Yazar, 15 Aralık 2012 tarihinde emeklilik dilekçesi vermiş ve kurumundan ayrılmıştır. O dönem Gülen Cemaati, Hizmet hareketi adı altında, hakimleri, savcıları, polisleri, sivil ve asker bürokratları, okulları, yurtları, bankaları, finans kuruluşları, ticari firmaları, yurtdışı yapılanması ile taş gibi Türk siyasi ve ekonomik hayatının, devlet sisteminin göbeğinde bulunmaktaydı. Yazar, Gülenci olsa o dönem başına bu iş gelir miydi?

3)Gülen Cemaati, 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde, kimilerine göre yolsuzluk, kimilerine göre de bir hükümet darbesi yapmak amacıyla operasyonlar başlattı. ABD’de Pentagon ve CIA’in konuğu olduğu vurgulanan, Soğuk Savaş döneminden itibaren Komünizmle Mücadele Derneği yöneticisi ve vaiz olarak hizmet veren, 1990’lı yıllarda ise CIA’in Sovyet sonrası coğrafyaya nüfuz ederek Moskova yanlısı rejimleri dönüştürmek için başlattığı operasyonun başrol oyuncusu olmayı kabul eden Gülen hareketine mensup polis ve yargıçlar, ABD’den İran özelinde destek aldılar. Ancak yazarın emekliliğe zorlandığı 2012 sonbaharından bir yıldan uzun bir süre sonra Gülen Hareketi Fetö/PDY olarak ilan edildi.

4)Yazar, kurumundan bir yöneticisinin Gülenci Emniyet görevlileri ile işbirliğiyle kurguladığı mizansene tepki göstermesi üzerine açılan soruşturmada haksız ve hukuksuz bir disiplin cezasıyla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle bir başka kuruma hukuksuzca atanarak kariyerinin sonlandırılmak istendiğini görünce emekli olmak zorunda kaldı. Soruşturma dosyası, hem kurumda hem yazarda hem de  mahkemede bulunmaktadır. Yazarın böyle bir irtibatı olmadığı gibi, soruşturma dosyasında bu konuda imada bile bulunulmamıştır.

5)Yazarın Rus yanlısı 21YYTE Enstitüsü’nde yazdığı iddia edilmektedir. Bu gerçekten büyük bir Türk milliyetçisi olan Enstitü’nün kurucusu ve kıymetli bir milletvekili büyüğümüze büyük bir hakarettir. Enstitü, Türkiye ve dünya ile ilgili siyasi, ekonomik, güvenlik vs. konularında yazı ve yorumlara yer verirken Türk birliğini savunan, ülkemizin en saygıdeğer strateji kuruluşlarından biridir. Enstitü Türk stratejisinin en büyük ustalarından Muzaffer Özdağ’ın emanetidir.

6)Yazarın Sputniknews’te yazdığı iddia edilmektedir. Sputniknews Rusya’nın RS FM’den sonra resmi yayın yapan bir radyo kuruluşudur. Yazar burada yazmayıp, konuşmaktadır. Site konuşmaların bazı vurucu kısımlarını internet sayfasına taşımaktadır. Yazar, Rusya’da görev yaparken Rusya’nın Putin döneminde dış ve güvenlik politikası konulu doktora tezi hazırlamıştır. Dolayısıyla gelişmeleri Rusya’nın güvenlik çıkarları çerçevesinde analiz etmektedir.

7)Yazarın Rusya yanlısı 21YYTE ve Sputniknews’teki yazılarından dolayı Rus ajanı olduğu öne sürülmektedir. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın binlerce kariyer memuru, takip ve gözetleme memuru, elektronik istihbarat ünitesi, telefon, data, ortam dinleme imkanı, her türlü iletişim, haberleşme, ulaştırma, veri kayıt ve bankacılık verilerine ulaşma yeteneği bulunmaktadır. Muhtarlar elinin altındadır. Yazar’ın Rusya’ya ajan olarak hizmet etmesi teknik tabirle Rusya’nın Federal Güvenlik Servisi (FSB), Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR) ve Askeri İstihbarat Teşkilatı (GRU)’ya para ya da herhangi bir motif karşılığında hizmet etmesi, demektir. Hizmet etmek için para veya bir takım payeler alıp karşılığında gizli bilgi ve belge satmak veya etki ajanlığı yapmak mümkün olabilir. Yazar’ın 21 YYTE’de en fazla okur sayısı (O da 300 bin civarında takipçisi olan Enstitü Başkanı’nın paylaşımlarıyla ) 7-8 bin civarındadır. Kendi blogunda ise okunurluk sayısı yazı başına 200-1000 arasındadır. Böyle bir kapasitesi olan kişiden etki ajanı olmaz. Bilmeyen öğrensin. Ayrıca yabancı istihbarat servisleri ne tür hainleri hizmete sevk edeceklerini son derece iyi bilirler. Onlar bir damara girdiklerinde hainlerden birkaç kuşak birden istifade ederler. Yani hainliğin kalıtsal boyutu da bulunmaktadır. Kaldı ki MİT’in başlıca görevi yabancı istihbarat servislerinin faaliyetlerini ve hizmete sevk ettiği ajanları tespit etmek ve yargıya göndermektir. MİT’in bir an önce kara propaganda ile uğraşacağına görevini yapması gerekir.Yazar da MİT personeline her türlü konuda yardımcı olmaya ve işbirliği yapmaya hazırdır.

8)Yazarın bloğundan Fetö’nün eski iddialarını tekrarladığı ileri sürülmektedir. Yazarın yazılarının çeşitliliğine, olayların perde arkasını nasıl ele aldığına bakıldığında Fetö’nün iddiaları ile yazarın ileri sürdüğü bilgi, fikir ve görüşlerin birbirlerinden uzak olduğu apaçık ortadadır.

9)Yazar üç yıldır yazmaktadır. MİT ile ilgili geçmişte de bir çok yazı yazmıştır. Yapılan kara propaganda da yazarın Fuat Avni’nin Fidan’ın Tokyo’ya gideceği iddialarıyla birlikte ortaya çıktığı ileri sürülmektedir. Halbuki yazar 1 Temmuz 2013 tarihinden beri yazmaktadır. Hatta pek çok kişinin henüz yazmaya cesaret edemediği Ağustos 2013’te İzmir Casusluk Operasyonları’nın bir casusluk faaliyeti olmadığı, ihbar şekli, soruşturma şekli ve polisin rolü sebebiyle bunun Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonların benzeri olduğunu savunmuştur.[7]

Sonuç olarak yazar hakkında Ekşi Sözlük’te ortaya atılan iddialar iftiranın da ötesinde kara propaganda ürünü olup, son derece acemice kurgulanmış, gerçeklerle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu kara propagandanın 15 Haziran 2016’da yayınlanmasının sebebi, yazarın Fetö’cü ve şaşırtıcı biçimde aynı zamanda Rus ajanı olması değil, 9 Haziran 2016 tarihinden itibaren faaliyete geçirdiği blogunda ortaya koyduğu gerçeklerin Yenimahalle’nin geçici konuklarını rahatsız etmesidir. Yazar’ı kendi başına yazmaya iten asıl güdü ise yazılarını başka sitelerin yayın ilkelerine göre eğip-bükmek istememesi ve bilgi, görüş ve önerilerini özgürce kamuoyu ve yetkililerle paylaşma arzusudur.

Yazar bu süre içinde yazılarında; MİT’in istihbarat ve güvenlik zafiyetini, müsteşarlığın PDY ile mücadele etmek yerine bağlantılı şahısları üst makamlara taşıdığını, Fidan’ın son altı yılda kurumun deneyimli ve başarılı personelini tasfiye ederek yerlerine dışarıdan kritik noktalara onlarca kişi getirdiğini, bu kişilerin istihbarat konusunda eğitim ve donanımları bulunmadığı gibi en önemli kural olan istihbarat nosyonunu da taşımadıklarını, bu süre zarfında ülkemizde yüzlerce terör saldırısı yapıldığını, binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, vurgulamıştır. Hükümetin MİT’e her türlü yasal, yapısal ve mali desteği vermesine karşın kurumun milli güvenlik istihbaratı ve terörle mücadelede başarısız olduğunu savunmuştur. Bunun da Müsteşarlık makamının ve ithal kadroların yetersizliğinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bu görüşlerini ortaya koyduğu 12 Haziran 2016 tarihli “MİT’in İthal Kadroları: Milli Güvenlik ve Kariyer Hedefleri Arasında Kalan Atamalar”[8] başlıklı yazısından üç gün sonra Ekşi Sözlük iftirası devreye girmiştir.

../.

 

Not: Bu yazı, devletine, ülkesine ve milletine bağlılığının gerektirdiği sorumlulukla hareket eden yazar tarafından, hem şahsına yöneltilen kara propagandanın çökertilmesi hem de bu propagandanın arkasındaki Yenimahalle’deki çaylaklara bir ders notu olması amacıyla hazırlanmıştır.

[1] Joseph Goebbels and Propaganda, http://www.historylearningsite.co.uk/nazi-germany/joseph-goebbels-and-propaganda/

[2] 10 Most Evil Propaganda Techniques Used by the Nazis, http://brainz.org/10-most-evil-propaganda-techniques-used-nazis/

[3] Bkz.Psikolojik Savaş Taktiği-propaganda Türleri, http://www.balkanlar.net/forum/index.php?topic=2394.0;wap2

[4] Ibid.

[5] Bkz. MİT’te Yapısal Değişiklikler ve Stratejik Analiz Başkanlığı, 20 Haziran 2016, http://intelturk.com/2016/06/20/mitte-yapisal-degisiklikler-ve-stratejik-analiz-baskanligi/

[6] Bkz. Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/erhan-canikoglu–5130895

[7] Rusya ve Türkiye:Casusluk Vakalarının Değişen Niteliği, 21YYTE, 10 ğustos 2103, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2013/08/10/7149/rusya-ve-turkiye-casusluk-vakalarinin-degisen-niteligi

[8] Bkz. http://www.yenimillistihbarat.com/2016/06/mitin-ithal-kadrolar-milli-guvenlik-ve.html

 

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir