INTELTURK

Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri

Darbe Girişimi, Demokrasi ve Tehditler

Darbe Girişimi, Demokrasi ve Tehditler

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde uzun süredir yapılanmış yasa dışı bir oluşum tarafından 15 Temmuz gecesi Türk siyasi tarihine kara leke olarak düşen bir kalkışım yapıldı. Türkiye’de demokrasi geçmişte birkaç kez kesintiye uğratıldığından bu şaşırtıcı bir şey değildi. Zira, Atatürk ve silah arkadaşlarının kahraman Türk halkıyla kurduğu modern cumhuriyette her nedense demokrasi bir türlü yerleştirilemiyordu. Demokrasi dönemsel olarak siyasi egemenler ve seçkinler tarafından kendi çıkarlarına göre tanımlanıyordu.  Zira siyasi partilerin bir kısmı demokrasiyi sandıklara indirgemiş, seçmenden en fazla oy alan partinin hükümeti kurmasıyla demokrasinin tüm gereklerinin yerine getirildiğini savunmuşlardı. Halbuki siyasi partilerin kendi içlerinde dahi demokrasi tam anlamıyla yerleşmemişti.  Milletvekili adaylarının çoğu halkın rızasıyla değil, Genel Başkan’ın ya da Genel Merkez’in isteğine göre belirleniyordu. Vatandaşın görevi ise iradesini özgürce devredeceği vekilini belirlemek değil, önüne konulan sınırlı birkaç seçenekten birini seçmekti.Böylece iktidar milletvekilleri halkın iradesini TBMM’de yansıtmaktan ziyade, hükümetin getirdiği kanun tasarılarını oylamak, gensoru önerilerini reddetmek, bayramlarda seçim bölgelerini ziyaret etmek ve iş takipçiliği yapmaktan başka demokrasinin gereklerini tam olarak yerine getiremiyordu.

Demokrasi siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi olarak tanımlanmaktadır.

Demokrasi halkın yöneticileri oy vererek seçtiği bir yönetim biçimidir.[1] Daha geniş anlamda temel kişisel ve siyasal hakların, adil ve özgür seçimlerin ve bağımsız hukuk mahkemelerinin anayasal düzeyde güvence altına alındığı bir hükümet biçimidir.[2] Stanford Üniversitesi’nde ise demokrasi kavramı öğretilirken dört temel unsuru olduğu vurgulanıyor:

1)Hükümetin serbest ve adil seçimlerle seçilerek değiştirildiği siyasal bir sistem,

2)Halkın, vatandaş olarak, siyasete ve yurttaşlık hayatına aktif katılımı,

3)Tüm vatandaşların insan haklarının korunması,

4)Hukuk kuralları ve süreçlerinin tüm vatandaşlara karşı eşit şekilde uygulandığı hukukun üstünlüğünün tesisi.

Demokrasiyle ilgili tanımlara bakıldığında Türkiye’de demokrasinin evrensel kapsam ve içeriğinden uzak olduğu gibi kurumları ve kurallarıyla yerleşmediği görülmektedir. Üstelik Batılı anlamda demokratik bir kültür her nedense oluşturulamamıştır. Aslında Türkiye’de olan gerçek bir demokrasi değil demokrasi oyunuydu. Böyle bir siyasi ortamda 15 Temmuz gecesi siyasi iktidarı devirmeye yönelik son derece tehlikeli bir darbe girişimi yaşandı.

Cumhurbaşkanı ve hükümet daha ilk andan itibaren darbe girişiminin Gülen Cemaati (PDY/FETÖ) tarafından yapıldığını belirterek halkı sokağa çağırdı. Cumhurbaşkanı darbe girişiminin milli iradeye yönelik olduğunu vurguladı. Başbakan bunun Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir azınlığın kalkışması olarak nitelendirdi. Sonuçta Cumhurbaşkanı’nın mücadeleci karakteri, TSK’nın tüm unsurlarının kalkışmaya karışmaması ve halkın demokratik tepkileri sonucunda darbe girişimi önlenmiş oldu. Türkiye büyük bir tehlikeden kurtuldu, ancak darbeyi oluşturan koşullar sürdüğü müddetçe, bu tür tehlikelerin Türkiye’nin yakasını rahat bırakmayacağı bir kez daha ortaya çıktı.

Bilindiği üzere eskiden Yüksek Askeri Şura (YAŞ)’da aralarında Gülen mensuplarının da bulunduğu subay ve astsubaylar TSK’dan ihraç ediliyordu. YAŞ kararlarına karşı yargıya başvurulamıyordu. 2002 yılından itibaren siyasi liderler YAŞ kararlarına muhalefet şerhi koymaya başladılar. Ardından yasa değişikliği ile YAŞ kararları yargı denetimine açıldı. İşin görünür kısmı böyleydi ancak fiiliyatta durum çok daha vahimdi. Zira artık irticai faaliyetlerle ilgisi olanlar TSK’dan kolay kolay ihraç edilmiyordu.

TSK içinde yasa dışı bir yapılanma olduğu Ergenekon, Balyoz ve İzmir Casusluk davalarının mağdurlarının ifadelerinden de bilinmekteydi. Hükümet o dönem son derece nitelikli askeri kadroların darbeci, ulusalcı, Atatürkçü gibi suçlamalarla yargılanmalarına göz yumdu. Bu durum Gülen yanlısı ya da onlarla işbirliği yapan kadroların çok daha erken bir sürede komuta kademelerine ulaşmalarını sağladı. Hükümette çok sayıda Gülen yanlısı bakan ya da milletvekili bulunmaktaydı. Gülen konusunda siyasi liderliğin kafasını karıştıran ABD makamlarının adıgeçene bakış açısı ve cemaatin küresel faaliyetlerinden yararlanma potansiyeli olabilirdi. Dolayısıyla siyasi liderlik hem iktidara geliş sürecinde ham de sonrasında Gülen Hareketi ile son derece yakın ilişki sürdürdü. Siyasi liderliğin, Gülen ile iyi geçinerek, ABD ile müttefiklik ilişkilerini olumlu seyirde tutacağı, böylece iktidarda kalış süresini uzatmayı hedeflediği muhtemeldir.

ABD, Rusya, İngiltere ve İsrail gibi ülkelerin son derece güçlü güvenlik ve istihbarat servisleri bulunmaktadır. Bunlar hedef ülkelerin ilgili kurumlarına sızmakta, siyasetçilerini yönetebilmekte, hatta istihbarat servislerini çalışamaz hale getirebilmektedirler. Bu amaçlarına ulaşmak için yöneticiler üzerinden kurumlara etkisiz kişilerin atanmasını sağlayarak,  medya vasıtasıyla bu kurumların başarısızlıklarını saklayarak istihbarat ve güvenlik servislerini zayıflatmaktadırlar. 1990’lı yıllarda Balkan ülkelerinde istihbarat ve güvenlik servislerinin sürekli yeniden yapılanması, yönetim kademelerinin değiştirilmesi, ABD ve Rusya’nın bu ülkeler üzerinde güç ve nüfuz mücadelelerini yansıtmaktaydı. Dolayısıyla Türkiye’de son yıllarda sivil ve askeri bürokrasideki yapılanmalarda dış dinamiklerin etkisi göz ardı edilememelidir.

Darbe girişimini sadece Gülen Cemaati’nin TSK içindeki uzantıları mı gerçekleştirmiştir? TSK içindeki diğer kesimlerin bu girişime doğrudan ya da dolaylı desteği olmuş mudur? Türkiye’nin NATO üyeliğinin, TSK personelinin ileri askeri eğitim ve Amerikan silah sistemlerine bağımlığının darbe altyapısının oluşmasına etkisi var mıdır? Gerçek Cemaatçi unsurlar darbenin arkasına saklanırken, vatansever genç subayların devletin, ülkenin ve milletin geleceğine yönelik artan kaygılarından yararlanarak oyuna getirmiş olabilirler mi? Son yıllarda siyasilerin Cumhuriyetin kurucu değerlerinden ve anayasanın temel ilkelerinden uzaklaşmasının kalkışmayla ilgisi bulunmakta mıdır?

Darbe girişiminin sebepleri ve sonuçlarına ilişkin sorulacak yüzlerce soru ve durulan yere ve bakış açılarına göre verilecek binlerce farklı cevap bulunmaktadır.  TSK’da son yıllarda Atatürkçü, vatanperver ve demokrat kadroların tasfiye edilerek yerlerine Cemaat bağlantılı kişilerin atanması, benzer kadrolaşmanın Emniyet Teşkilatı’nda ve MİT’te yaşanması konunun çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasını gerektirmektedir.  15 Temmuz darbe girişimini sadece Gülen Cemaati’nin TSK içindeki uzantılarının bir kalkışması olarak görmek son derece yanıltıcı olacak, hedefin daraltılmasını, dolayısıyla gerçek faillerin ve destekçilerinin ortaya çıkarılmasını önleyecektir.

Darbeye karşı en büyük güvence siyasilerin ve toplumun demokrasiyi özümsemesinden geçmektedir. Bunun için de tüm kesimlerin bir an önce Cumhuriyete ve anayasaya bağlı kalacaklarını deklare etmeleri gerekmektedir. Devlet yönetiminde rehber edinilecek öncelikli ilke laiklik olmalıdır. Devletten bir cemaati ve/veya muhalif görüşleri tasfiye ederek yerlerine başka cemaatleri yerleştirmek çözüm sağlamayacaktır. Yabancı istihbarat servisleri,  yeni güç odaklarına kolaylıkla sızacak ve onları bir sonraki darbe girişiminin aktörlüğüne hazırlayacaktır.  Dolayısıyla darbeleri önlemenin en önemli koşulu evrensel demokratik değerlerin benimsenmesi, ülkede demokrasi kültürünün yerleştirilmesi, demokratik kurum ve kuralların oluşturulması, hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesi, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine ve anayasaya sıkı sıkıya bağlı kalınmasından geçmektedir.

../.

 

[1] http://www.merriam-webster.com/dictionary/democracy

[2] A Short Definition of Democracy, http://www.democracy-building.info/definition-democracy.html

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir