Anlayana İstihbarat Saz, Anlamayana Darbe Girişimi Az!

15-temmuz-487-reuters
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Türkiye, 15 Temmuz gecesi bir varoluş mücadelesi verdi. Bu mücadele uzun süreli bir savaşın en önemli muharebelerinden biri gibiydi. O gece muharebeyi devlet, toplum ve sağduyu kazandı. Gözü kara kişiliğiyle Cumhurbaşkanı, Başbakan, asker, polis ve meydanlara çıkan halk muharebenin kazanılmasını sağladı. Ancak savaşlar uzun süreli siyasi hedefleri olan askeri faaliyetlerdir. Dolayısıyla hemen zafer nidaları atmamak gerekir.

Darbe girişimi Türkiye’nin anayasal düzenine, laik ve demokratik devlet sistemine ve siyasi iktidara karşı yapılmıştı. Bununla birlikte öncelikli hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görevden uzaklaştırmaktı. Darbeciler toplumun yapısını ve genel eğilimlerini bildikleri için büyük bir ihtimalle Erdoğan’ın yerine yine parti içinden ya da partide siyaset yapmış kişileri vitrine koyacaklardı. Darbecilerin sadece Gülen Hareketi mensubu olup olmadıkları da son derece dikkatli bir şekilde incelenmelidir. PDY mensubu darbecilerle diğerleri arasındaki bağın nasıl kurulduğunun ortaya çıkarılması önem taşımaktadır. Kuşkusuz darbe girişimin siyasi ayağının da bulunup teşhir edilmesi gerekir.

Darbe girişimine ilişkin yetkililerin aşağıdaki sorulara da cevap vermeleri ve kendileriyle yüzleşmeleri son derece önem taşımaktadır:

1.TSK’da bu kadar geniş boyutta darbe hazırlıkları yapılırken devletin istihbarat birimleri neden haber alamamıştır?

2.Devlet düzeyinde milli istihbarat görevini yürütmekte olan MİT neden darbe hazırlıkları, planları, darbecilerin kimler olduğu, ne zaman ve nasıl harekete geçecekleri, iç ve dış bağlantıları hakkında zamanında bilgi alıp Cumhurbaşkanını ve Başbakanı uyarmamıştır?

3.MİT neden Cumhurbaşkanı, Başbakan, hükümet üyeleri ve ailelerinin can ve mal güvenliğini sağlamaya zaman yetecek kadar önceden değil de tanklar sokağa çıkarken, helikopterler havalanırken haber vermiştir? MİT darbe hazırlıklarını değil de darbe girişiminin fiilen başlatıldığını bildirerek neden istihbarat faaliyetinden çok olay yeri muhabirliği görevi üstlenmiştir?

4.MİT’in darbeciler içinde haber kaynağı bulunmuş olması halinde darbe planlarını önceden tespit etmesi gerektiğinden hareketle, Kara Havacılık Okulu’ndan hareketlilik ile ilgili MİT’e ihbarı yapan kişinin MİT’in kaynağı olmadığı anlaşılmaktadır. Öyleyse MİT özellikle hükümete karşı bir darbe girişimi olarak kabul edilen ve devamı muhtemel olan 17-25 Aralık 2013 yılından sonra PDY unsurlarına neden sızmamıştır?

5.PDY, devletin en stratejik olanları da dahil tüm kurum ve kuruluşlarına, bu kurumların en kritik birimlerine sızabilmişken, devletin milli istihbaratı PDY ve diğer darbeci unsurlara neden sızamamıştır?

6.Hükümetin son altı yılda MİT bütçesini üç kattan fazla arttırmasına, her türlü teknolojik araç ve gereç almasına, altyapı ve üst yapı yatırımlarına izin vermesine, yasa değişiklikleri yoluyla desteklemesine, kurumdan büyük bir tasfiye yapılmasına ve Fidan’ın istediği kişileri kurumun en kritik makamlarına getirmesine izin vermesine karşın niçin bu duruma düşülmüştür? MİT neden başarılı olmak bir yana kanununda yazılı başlıca görevleri yerine getirememiştir? MİT, nasıl olurda ne bölücü ve dinci terör eylemlerini, ne devletin içine yerleşen PDY unsurlarını, ne de darbe girişimini önceden tespit edememiştir?

7.Darbeyi eniştesinden duyan Cumhurbaşkanı ve eşinden dostundan öğrenen Başbakan neden saatlerce MİT Müsteşarına ulaşamamışlardır? MİT Müsteşarı’nın savaş uçakları Ankara’yı bombalarken İçişleri Bakanı’na bilgi vermesi hangi anlama gelmektedir?

8.Darbeciler neden MİT’e helikopterden makineli tüfek atışlarıyla saldırmışlardır? Bu saldırı sembolik bir anlamın ötesinde pratikte işe yaramış mıdır?

9.TSK’da irticai faaliyetlerinden dolayı ihraç edilecek olan cemaat mensupları 2002 yılından itibaren kimler tarafından hangi saiklerle korunmuştur? İktidar Partisi içinde PDY unsurlarını kimler koruma altına almıştır?

10.PDY’nin, otuz yıldır devlet içinde kadrolaştığı, bu sürenin yarısında mevcut iktidar partisinin iş başında olduğu dikkate alındığında, örgütün sınav sorularını çaldığı öğrenilmesine ve son olarak 2010 yılındaki  hırsızlık olayı ortaya çıkmasına rağmen, son altı yılda neden faillerinin üzerine gidilmemiştir?

11.Türkiye’de siyasi partilerin oy uğruna cemaatlerin önde gelenlerini ya da önerilen adayları milletvekili ve bakan yapma tutumundan neden vazgeçilmemiştir?

12.Cemaatlere verilen tavizlerin devletin güvenliğine zarar verdiği uyarıları neden dikkate alınmamıştır?

13.Türkiye’de çıkarları olan ülkelerin istihbarat servislerinin özellikle önde gelen cemaatlere sızdığının bilinmesine karşın, bu konuda neden önlem alınmamıştır?

14.Cemaatlerin, dini ve tasavvufi yönleri daha öne çıkan tarikatlardan farklı olarak üye sayısı arttıkça siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda güç sahibi olmak istedikleri neden göz ardı edilmiştir?

15.PDY unsurları Ergenekon, Balyoz ve Kumpas davaları ile TSK’nın geleneksel komuta yapısını bozup, Işık Evleri’nden, cemaatin okul ve yurtlarından yetişen öğrencileri kritik pozisyonlara yerleştirirken neden ses çıkarılmamıştır?

16.Cemaat türü yapılanmaların devletin güvenliğine zarar verdiği bir kez daha ortaya çıkmışken, diğer cemaatlerin de pekçok açıdan benzer faaliyetlere giriştiği görülürken, PDY yerine başka cemaatlerin ikamesinin potansiyel tehdit oluşturacağı neden düşünülmüyor?

17.PDY’nin uzun süredir böyle bir darbe girişimine hazırlandığı, TSK, MİT ve kolluk kuvvetlerinin yanısıra tüm bakanlıklara, kurum ve kuruluşlara sızdığı, devlet ve toplumla ilgili her alana yerleştiği görülürken, köşe yazarları bu konulara sık sık değinirken neden müdahale edilmemiştir?

18.MİT’in 2000’li yılların ortalarından itibaren Cemaat yapılanmaları için önemli bir tabanı sağlayan aralarında Bolu, Afyon ve Isparta’nın bulunduğu illerde kurumun üniteleri neden kapatılmıştır? MİT Müsteşarlığı’na siyasi iradeden bu konuda ne gibi talimat ya da tavsiyelerde bulunulmuştur?

19.MİT içinde son yıllarda hızla süren tasfiyelerde neden herhangi bir cemaatle bağlantılı olan/olabilecek kişiler değil de deneyimli yöneticiler, haber toplama ve analiz konularında donanımlı personel hedef alınmıştır?

20.MİT içinde tasfiye görevi üstlenen kimi yöneticilerin daha önce Gülen Cemaati ile ilişkilerini üst makamlara çıkış için referans olarak kullanmalarına neden göz yumulmuştur?

21.MİT’in ithal yöneticileri ve kurum içinde tasfiyede yararlandıkları kişiler neden Gülen Cemaati ile bağlantılı, akrabalık ilişkileri bulunan kişileri tek tek seçip, orta ve üst yönetim kademelerine getirmişlerdir?

22.Erdoğan son yıllarda AKP içinde siyasi rakiplerini ve cemaat ile bağlantılı kimi partilileri tasfiye ederken ve bu tasfiyeler zaman zaman rencide edici boyuta ulaşırken, muhalifler neden siyasi bir parti kurarak genel seçimlere girmemişlerdir? Yoksa Erdoğan sonrası kurulu bir siyasi partiyi yönetmek daha mantıklı mı gelmiştir? Muhalifler bir kurtarıcı mı beklemişlerdir? Darbe gecesi kimi eski liderler neden meydanlara çıkıp rol kapmışlardır? Kimi milletvekilleri neden ortalığın tozduman olduğu sıralarda Ankara’ya gitmişlerdir?

Görüldüğü üzere darbe girişimi de tıpkı ekonomik krizlere benzer bir seyir izlemiştir. Bu konuda hiç kimse masum değildir. Ekonomik krizin yaklaştığını hissetmesine rağmen son ana kadar nemalanmak isteyen kişiler olduğu gibi, darbenin geleceğini bilmesine karşın bu ortamdan sonuna kadar faydalananlar da mevcuttur. Aradaki tek fark krizin ne zaman patlak vereceği bilinmezken, darbeye karşı önceden önlem alınma imkanı bulunuyor olmasıdır. Ancak bunu göremeyen kişilerin bundan sonra darbelerin önlenmesi konusunda alacağı tedbirlerin ne derece faydalı olacağı da tartışma konusudur.

Türkiye’de 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi bir gece planlanan ve macera arayan kadroların işi değildir. Darbeyi planlayanlar ve uygulayanlar sadece TSK’ya değil, ülkemizde tüm istihbarat ve güvenlik kuruluşlarına sızmışlardır. Bu süreçte de milli menfaatleri gözeten kadrolardan kendilerine tehdit oluşturanları tasfiye etmişlerdir. Dolayısıyla bu süreç etraflıca incelenmeden gerçekler ortaya çıkmayacaktır. PDY unsurlarının devletin en önemli kurumlarına sızmalarına içerideki işbirlikçileri de destek vermiş, bir anlamda yollarını bulmalarını sağlamıştır.

Dolayısıyla yetkililerin son derece tarafsız ve rasyonel bir bakış açısıyla olaylara, neden ve sonuçlarına, yaşananlara bakıp tedbir almaları gerekmektedir. Albert Einstein’in “Sorunlar onları oluşturanların mantığı ile çözümlenemez.” sözü bundan sonra devlet idaresinde rehber edinilmelidir. Darbe girişiminden gerekli dersleri çıkarmayanlar bir sonraki sefer bu kadar şanslı olmayabilirler…

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "Anlayana İstihbarat Saz, Anlamayana Darbe Girişimi Az!"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*