MİT’in Sorunu Yapılandırma Değil, Yönetim, Vizyon ve Kavram Yetersizliği

eefs2016
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

15 Temmuz Darbe girişimi Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditlerin ne derece büyük olduğunu bir kez daha canlı olarak görmemizi sağladı. Darbe girişiminin sebeplerinin doğru olarak tespit edilmesi bundan sonra darbe girişiminde bulunulmaması için alınması gereken tedbirlerin isabet oranını yükseltecektir. Türkiye’de geçmişte de pek çok darbe yapılmıştı. Darbecilerin söylemi ne olursa olsun kurdukları yeni siyasi düzen ve iktidara gelen partilere bakıldığında Transatlantik bağın son derece etkili olduğu görülmektedir. Dolayısıyla 15 Temmuz darbesini sadece FETÖ/PDY unsurlarına indirgemek hem teşhisi hem de alınacak tedbirlerin isabetini etkileyecektir. Mühim olan darbe zihniyetinin ve darbeyi oluşturan koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Aksi halde yarın FETÖ/PDY yerine devlete sızan diğer cemaatler, asker yerine polis, çeşitli sivil toplum kuruluşları ya da halk darbeye teşebbüs edebilir. Bugün darbecilere karşı duran vatandaşların yarın yeni koşullar altında devletin silahlı kuvvetlerine ve kolluk kuvvetlerine karşı meydana çıkmaları da mümkündür.

Ülkemizde istihbarat konularında ilk akla gelen kişilerden Mehmet Eymür, bir gazeteye verdiği mülakatta son derece isabetli şekilde darbe girişiminde ön planda Gülen’in bulunmasına karşın bunun esasen bir istihbarat projesi olduğunu vurguladı. Eymür, ABD’nin orduda din ve cemaat motifini kullanıp Gülen üzerinden örgütlendiğini ileri sürdü.[1] Bununla birlikte ABD’nin “B” ve “C” planları olacağını akıldan çıkarmamak gerekir. Yani ABD’nin tüm beklentilerini TSK içinde sadece bir gruba dayalı şekilde planlaması beklenmemelidir. ABD ve Türkiye arasında stratejik düzeye varan askeri ilişkiler, NATO kapsamında son derece etkili bağlantılar mevcuttur. Silah ve mühimmat, askeri uçak, helikopter, tanker uçağı, erken uyarı uçağı tedariki, BM ve NATO kapsamındaki ilişkiler, Türkiye’deki üsler, askeri eğitim ve doktrinler ve sair alanlarda Washington ve Ankara son derece iç içedir. Dolayısıyla FETÖ/PDY yapılanmasının TSK’dan tasfiyesi sadece bu kesim üzerinden yöneltilen tehdidi gidermeye yetecektir.

Eymür mülakatında, MİT’in kendiliğinden Genelkurmay Başkanlığı ve TSK’ya yönelik istihbari faaliyet yürütemeyeceğini, kurumlar arasında ilişkileri ve işbirliğini düzenleyen yönergeye göre hareket edileceğini söylüyor.[2] Eymür, böylece TSK içindeki istihbarat faaliyetleriyle ilgili olarak askeri istihbarat birimlerine işaret ediyor. MİT ve Genelkurmay Başkanlığı arasındaki istihbari işbirliğini düzenleyen yönerge mevcut. Genelkurmay Başkanlığı’nın MİT’ten her türlü istihbarat talebi mevzuata göre yürütülüyor.

MİT’in rutin istihbarat ve kontrol ve çalışması sırasında TSK personelinin, Teşkilatın görev alanına giren yasadışı işlerle irtibatlı olduğunu tespit etmesi halinde, Genelkurmay Başkanlığı’nı bilgilendirmesi gerekiyor. Bu durumda MİT tespitlerini yazılı ya da şifahi olarak Genelkurmay İstihbarat Başkanı’na, Genelkurmay Başkan Yardımcısı’na veya Genelkurmay Başkanı’na aktarmalıdır. Genelkurmay Başkanı’nın uygun görmesi halinde TSK personelinin kıta dışı temas ve faaliyetleri MİT tarafından izlenebilir.Geçmişte casusluk soruşturmaları Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütüldüğünden böyle bir tespit halinde MİT Genelkurmay Başkanlığına başvurur, makam tarafından uygun görmesi halinde Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri’nin talimatıyla Askeri Savcılık soruşturma açabilirdi. Elbette, Savcılığın da Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’ne başvurarak karar çıkarması gerekiyordu. Böylece MİT’in İKK ünitesi, Askeri Savcılığın kolluk kuvveti konumunda zanlılarla ilgili kovuşturmayı yürütüyor, yasal delil toplayarak söz konusu makamlara sunuyordu.

Darbe girişiminde bulunanlarla ilgi olarak MİT’in herhangi bir tespitini Genelkurmay makamları ile paylaşması halinde komuta kademesinde ve çevresinde FETÖ/PDY unsurlarının bulunmasının soruşturmanın güvenliğini zedeleyeceği açıktır. Öte yandan ABD’nin TSK içinde sadece FETÖ/PDY yapılanmasına güvenmeyeceği dikkate alındığında her halükarda bu tür gizli soruşturmalarla ilgili bilgilerin sızması kaçınılmaz hale gelmektedir.

Ancak Eymür’ün işaret ettiği hususta MİT’in görevini yapmasını ve suç şebekesini tespit etmesini engelleyecek bir durum bulunmamaktadır. Zira Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü’nde çalışan FETÖ/PDY mensubu “Murat” kod Muhammet Uslu’nun itiraflarında görüleceği üzere, “abi” konumundaki örgüt mensupları, TSK içindeki bağlantıları ve yürütülen faaliyetlerin MİT tarafından tespit edilmesi mümkündü.[3] Yani FETÖ/PDY’nin sivil unsurlarının tespit edilmesi, bağlantılı kişilerin belirlenmesi, aralarındaki ilişkilerinin mahiyetinin açıklığa kavuşturulması, bilahare tüm şebekenin ve yasadışı faaliyetlerinin belgelendirilerek ortaya çıkarılması mümkündü. Yani bu süreçte MİT’in Genelkurmay Başkanlığına herhangi bilgi vermeksizin dolayısıyla da muhtemel sızıntıların önüne geçerek kendi personeliyle, geleneksel çalışma usul ve metotlarını kullanarak gizli faaliyeti ortaya çıkarması mümkündü. Elbette bu durumda da MİT’e kaç FETÖ/PDY unsurunun sızdığı, hangi birimlerde görev yaptıkları, bu tür bir faaliyetten haberdar olup olmadıkları gündeme gelecektir. Diğer kurumlara bakıldığında FETÖ’nün hem yönetim kademelerine, hem onların çevrelerine, personel ve insan kaynaklarına, istihbarat ve karşı koyma ünitelerine, hukuk müşavirliklerine, teftiş kurullarına, muhabere, bilgi işlem ve arşiv birimlerine sızdıkları görülmektedir.

MİT’in FETÖ/PDY’nün faaliyetlerini tespit konusundaki asıl problemi, Eymür’ün açıklamalarının ötesinde kalan, sistemik bir sorundan kaynaklanmaktadır. Mevcut sistemde yabancı istihbarat servislerinin Türkiye’ye yönelik her türlü istihbari çalışmalarını, casusluk faaliyetlerini, irtibatlı oldukları yerli ve yabancı şahısları tespit ve kontrol etme görevi MİT’in İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığına (İKK) aittir. İKK, Kontrespiyonaj Başkan Yardımcılığı’nın halefidir. Öte yandan bölücü, yıkıcı terör örgütlerini ve diğer yapılanmaları Güvenlik İstihbarat Başkanlığı (GİB) takip etmektedir. Yani casuslukla terör faaliyetleri tamamen birbirlerinden farklı personel ve bakış açısı ile takip edilmektedir. Hedeflerin tespit ve kontrolündeki aksaklık esasen bu ikilikten kaynaklanmaktadır. MİT’in tehditlerin değişen niteliğine göre kavram (konsept) değişikliğine gitmesi, buna göre kendini uyarlaması gerekirdi.

MİT’in görevleri arasında hedef yapılara sızma, bilgi derleme ve tehdidin boyutuna göre etkisiz hale getirilmesi için çeşitli sonuçlandırma yöntemlerini planlaması gerekir. FETÖ/PDY’nin PKK, Hizbullah ve benzeri terör örgütü kapsamında takip edilmesi ya da geçmişte olduğu gibi “Tarikat ve Cemaatler” kapsamında izlenmesi GİB’in çalışma alanına girmektedir. Ancak “Murat” kod Muhammet Uslu’nun itiraflarından da anlaşılacağı, geçmişte pek çok kez ortaya çıktığı ve Eymür’ün de altını çizdiği gibi FETÖ/PDY bir istihbarat servisi ya da onun taşeronu gibi faaliyet yürütmüştür. FETÖ/PDY’nin GİB ile koordineli olarak yabancı bir istihbarat servisinin “ajan şebekesi” olarak ele alınıp, İKK tarafından kontrol edilmiş olması ve tüm üyelerinin, faaliyetlerinin tespit ve dokümante edilmesi gerekirdi. Dolayısıyla MİT’in bu anlamda yapısal değil bir vizyon ve kavram değişikliğine ihtiyacı bulunduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

../.

 

 

[1] Ön planda Gülen olsa da bu bir istihbarat projesi! 31 Temmuz 2016, http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/on-planda-gulen-olsa-da-bu-bir-istihbarat-projesi-1334912/

[2] Ön planda Gülen olsa da bu bir istihbarat projesi! 31 Temmuz 2016, http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/on-planda-gulen-olsa-da-bu-bir-istihbarat-projesi-1334912/

[3] Şok itiraflar: ‘Darbebenim evde görüşüldü.’, 31 Temmuz 2016, http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/31/sok-itiraflar-darbe-benim-evde-gorusuldu

[ajax_load_more]

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "MİT’in Sorunu Yapılandırma Değil, Yönetim, Vizyon ve Kavram Yetersizliği"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*