MİT Ajanlığı, Dublajan ve Adil Öksüz’ün Ortadan Kayboluşu!

e84adekupegulen
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

15 Temmuz Darbe girişiminden sonra konuyla ilgili gündemde en fazla yer alan konulardan biri kuşkusuz FETÖ/PDY mensubu Adil Öksüz’ün ortadan kayboluşu. Konuyla ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılmakta. Kolluk Kuvvetleri, FETÖ’nün Hava Kuvvetleri İmamı olduğu vurgulanan Adil Öksüz’ü darbe ertesi Akıncılar Hava Üssü’nde gözaltına aldıktan sonra Savcılığa sevk etmiş, ancak şahıs Sincan Batı Adliyesi Hakimi tarafından yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Adil Öksüz 16 Temmuz’dan beri kayıp. Düşman topraklarına gizlice sızarak günlerce doğal şartlarda kamufle olmayı başaran, hayatını yılan, akrep, yaprak yiyerek idame ettirebilen Özel Kuvvetler Komutanlığı, SAT ve SAS timleri ile yine düşman topraklarındaki silah arkadaşlarını kurtarmak için son derece özel eğitimlerden geçen Muharebe Arama Timleri (MAK)’nin birkaç günde yakalandığı bir ülkede Adil Öksüz’ün hala yakalanamaması son derece şaşırtıcı.

FETÖ/PDY’nin Hava Kuvvetleri İmamı olduğu ileri sürülen Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğu yönünde medyada haberlere yer verilmekte. İçeriden bilgi alma imkanı yüksek olan yazar Abdulkadir Selvi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki iddiasını köşesine taşıdı.[1]  Buna göre CHP lideri 20 gün önce kendisine Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğuna dair bir bilgi geldiğini söylemişti. Öncelikle istihbarat terminolojisinde ajan kavramının anlamını ve bununla ilgili kavram kargaşasını ortadan kaldırarak Öksüz konusuna dönelim.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne “ajan” kelimesi “casus” kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılıp, bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci” olarak tanımlanmakta, İngilizce “spy”, Almanca “Agent”, Fransızca ise “espion” olarak gösterilmektedir.[2] Kuşkusuz istihbarat terminolojisinde “ajan” daha farklı bir anlama gelmektedir.  Ajan kelimesi istihbari alana yakın bir tanımda “bir devlet veya kuruluş hesabına gizli olarak çalışan kimse, casus” şeklinde tanımlanmaktadır.[3] Ancak burada yine bilerek ya da bilinmeden  İngilizce “agent-memur” anlamı kastedilmektedir. Zira FBI ajanları (memurları), kurumun asli personeli olup, karşı casusluk veya diğer suçlarla mücadelede kimliklerini gizleyerek, gizli haber kaynakları bularak, onlarla çoğu kez gizli haberleşme kanallarını kullanarak irtibat yürütmekte, bir suç örgütünün üyelerini, yasadışı faaliyetlerini belgelendirerek mahkemeye sevk etmektedir. Yani buradaki FBI ajanı Türkçe’de kullanılandan farklıdır.

Webster sözlüğünde “agent” kelimesi; bir başka devlet ya da ülke hakkında gizli bilgi elde etmeye çalışan kişi ya da bir başkası adına ya da yerine;

a)bir devletin memuru, gizli görevlisi/özel memuru ya da temsilcisi olarak (Kraliyet ajanı, Federal ajan),

b)(Casusluk gibi) örtülü faaliyet yürütmek üzere görevlendirilen  (gizli ajan),

kişilere verilen isimdir.[4]

İstihbari anlamda ajan, herhangi bir istihbarat servisi tarafından gizli faaliyetlerde kullanılmak üzere sevk ve idare edilen, görev yeri, konumu, imkan ve kabiliyetleri, kişilere, mekanlara, bilgi ve belgelere erişim imkanları sebebiyle daha önceden belirlenmiş, hakkında araştırma yapılmış, güvenilirliği test edilmiş, ardından gizli faaliyet, gizli haberleşme ve sair konularda faaliyet yürütmek üzere eğitim verilmiş, para veya farklı motiflerle hizmete sevk edilen kişilerdir. Ajanlar konumları, imkan kabiliyetleri, hedefe yakınlıkları ve faaliyet içerisindeki rollerine göre çeşitli isimler almaktadırlar. Yani istihbarat terminolojisinde kullanılan ajan, polis veya jandarmaya çeşitli yasadışı faaliyetlere ilişkin ihbarda bulunan muhbirlerden çok daha farklı ve özel kişilerdir. Kuşkusuz kolluk kuvvetlerinin istihbari faaliyetlerde yararlandıkları daha nitelikli kişilerin varlığını yadsımamak gerekir.

Ajanlar kendilerini sevk ve idare eden, maddi kaynak sağlayan istihbarat servisine hizmet ederler. Yani kendilerini hizmete kazandıran istihbarat servisinin emir ve talimatlarını yerine getirirler. Düşman ya da yabancı servisler tarafından yakalansalar dahi faaliyetlerini ve eğer bir şebekeyle birlikte çalışıyorlarsa diğer ajanları ifşa etmezler. Dolayısıyla gizli faaliyetin bütünün ortaya çıkmamasını sağlarlar. Bunun tam tersi davranış sergileyenlerin de olması muhtemeldir.

İstihbarat servisleri ajanları iç güvenlik konularında, terörle mücadelede, stratejik istihbarat konularında ya da diğer alanlarda istihdam edebilirler. Buna paralel olarak ajanlar istihbarat servisinin bağlı olduğu ülkeye vatandaşlık ya da uyruk bakımından bağlı kişiler olabileceği gibi yabancı uyruklu ve yabancı ülke vatandaşı kişiler arasından da hizmete kazandırabilir. Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında ABD ve SSCB (Rusya Federasyonu) arasında birbirlerinin vatandaşlarından oluşan çok sayıda ajanı faaliyete sevk ettiklerine bilinmektedir.

Bazı durumlarda ise dublajan (double-agent) denilen iki ayrı servise hizmet eden ajanlar da bulunmaktadır. Bu ajanlar bazen aynı anda iki istihbarat servisine bazen de sadece birine sadakatle hizmet etmektedir. Dolayısıyla dublajan konusu daha komplike bir konu olup, içerisinde dublajanların yer aldığı gizli faaliyetler istihbarat servisleri arasında bir çeşit satranç niteliği taşımakta ve son derece deneyimli istihbaratçılar tarafından yönetilmektedir.

Tekrar Adil Öksüz konusuna dönersek Abdulkadir Selvi, “Adil Öksüz […] sicil numarası ile teşkilatımızda çalışmaktadır” şeklinde bir yanıt beklememesine karşın konuyu araştırdığını, Teşkilatla kesinlikle bağlantısı olmadığı yönünde istihbarat servislerinden yanıt aldığını söyledi. İstihbarat servislerinde kadro karşılığı sözleşmeli/memur statüsünde çalışan istihbaratçıların sicil numaraları bulunurken, dışarıdan ajan olarak servislere hizmet eden kişileri tanıtıcı daha farklı kod numaraları bulunur, bu tür ajanların sicil numarası olmaz.

Selvi’nin işaret ettiği çok daha ciddi bir husus var.  Selviye göre; Kılıçdaroğlu’na ulaşan bilgi doğruysa, yani Adil Öksüz MİT ajanı ise MİT’in darbeden önceden haberdar olduğu ve Adil Öksüz’ü darbe sabahı MİT’in kurtardığı hususları öne çıkıyor. Bununla birlikte Selvi, bir süredir istihbarat ve güvenlik birimlerini bunalttığını, MİT’in arşivlerine kadar inilerek yapılan araştırmada Adil Öksüz ismine rastlanılmadığını, adıgeçenin Jandarma ve Polis içerisindeki FETÖ’cü yapılanma tarafından “dosyasının boşaltılarak” kurtarıldığını vurguluyor. Ardından doğru kavramları kullanarak Adil Öksüz’ün ne MİT mensubu (sözleşmeli ya da kadrolu memur, personel) ne de MİT elemanı (dışarıdan servise hizmet eden aralarında ajanların da bulunduğu farklı kişilere verilen genel isim) olmadığının altını çiziyor. Bununla birlikte Adil Öksüz’ün güçlü bir elin koruyucu kanatları altında olduğuna işaret ediyor.

Aynı sıralarda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bir açıklama yaparak “Adil Öksüz’ün MİT ile irtibatı olduğunu söyleyen kimse, FETÖ tarafından kullanıldığını bilmeyen bir zavallıdır ya da bilmeyerek kendini kullandırıyor. Kılıçdaroğlu bunu söylüyorsa, bu bilgiyi kendisine getireni araştırsın. Kılıçdaroğlu’na bu bilgiyi getiren FETÖ elemanıdır” şeklinde sert bir açıklama yaptı. [5] Bilindiği üzere Bekir Bozdağ Başbakan Yardımcısı iken, Cumhurbaşkanına ve Başbakana darbeyi zamanında haber vermeyen, her iki liderin de darbe gecesi saatlerce ulaşamadığı Hakan Fidan’a yönelik eleştiriler üzerine “Herkes şunu iyi bilmeli ki Türkiye’yi yöneten AKP hükümeti, diktiği Fidan’ı sökmez, söktürmez” demiş, Fidan’a yönelik saldırıların adıgeçenin sadakatinden kaynaklandığını, dolayısıyla Başbakan’ın anılanı MİT müsteşarlığına atamasının ne kadar doğru/stratejik bir tercih olduğunu gösterdiğini ifade etmişti.[6] Türkiye maalesef bir çelişkiler ülkesi olmuş durumda.Demirel’in “Dün dündür” sözlerini bile mumla arayacak hale geldi…

Darbe girişimi sonrası yapılan araştırmada FETÖ/PDY’nin Hava Kuvvetleri İmamı Sakarya Üniversitesi Öğretim üyesi Adil Öksüz’ün 2002 yılından itibaren 109 kez yurtdışına çıktığı belirlenmiş.[7] Yani anılan 14 yılda 109 kez, yılda ortalama 7-8 kez yutdışına çıkmış. Türkiye’de üniversitede görev yapan akademisyenler arasında bu kadar çok kongre, toplantı, ziyaret, bilimsel araştırma veya turistik amaçlarla yurtdışına giden bir başka kişinin olup olmadığı incelenmeli. Çok fazla kişi çıkması mümkün görünmüyor.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin Milli İstihbarat Teşkilatı personelinin  hiç bir şey bilmese bile bu konudan şüphe duyması ve şahsı incelemesi gerekirdi. Adil Öksüz hakkında MİT arşivinde bilgi olmaması ise inanılır gibi değil. Devletin kontrol ve denetim sistemine Adil Öksüz gibi bir kişinin kolay kolay takılmaması mümkün değil. Bu durum MİT içerisinde Öksüz’ü koruyan kişiler olduğuna dikkat çekiyor. MİT’in Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı’nda ilgili Daire Başkanlığı’nda sorun olduğu ortada. Adil Öksüz gibi kişilerin ve bağlı oldukları yapıların takip ve kontrollerinde neden zafiyet gösterildiği araştırılmalı. Bunun, AKP iktidarı ile birlikte MİT’in cemaat, tarikat ve benzeri yapılanmaları takip ve kontrol listesinden çıkarmak zorunda kalmasıyla bağlantısı olup olmadığı ortaya çıkarılmalı.

Bir başka husus ise AKP’nin iktidara gelmesinin ardından başta FETÖ/PDY olmak üzere cemaat faaliyetlerinin aktif bir şekilde yürütüldüğü Isparta, Bolu, Afyon gibi şehirlerdeki MİT Bölge Müdürlükleri’nin neden kapatıldığının, Adil Öksüz’ün görev yaptığı cemaat yapılanmaları açısından önemli bir vasat teşkil eden Sakarya’da MİT Bölge Müdürlüğü’nün olup olmadığı hususlarının sorgulanmasıdır. Bir önceki MİT Müsteşarı sözkonusu bölge müdürlüklerini kapattırırken herhangi bir siyasi direktif alıp almadığını açıklamalıdır. Fidan’a sorulacak soru ise bulunmamaktadır…Zira sicil amiri olan Başbakan Binali Yıldırım’ın darbeye ilişkin sorularını cevaplandırmayan Fidan’a soru sormak yersizdir.

 

 

[1] Kılıçdaroğlu’nun açıklamadığı Adil Öksüz bilgisini açıklıyorum, 28.09.2016, http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/abdulkadir-selvi_615/kilicdaroglunun-aciklamadigi-adil-oksuz-bilgisini-acikliyorum_40233489

[2] http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts&kategori1=veritbn&kelimesec=7034

[3] http://www.turkcebilgi.com/ajan

[4] http://www.merriam-webster.com/dictionary/agent

[5][5] Bozdağ’dan Adil Öksüz açıklaması: O bilgiyi kim Kılıçdaroğlu’na verdiyse…28.09.2016, http://www.hurriyet.com.tr/bozdagdan-adil-oksuz-aciklamasi-o-bilgiyi-kim-kilicdarogluna-verdiyse-40233682

[6] Bozdağ’dan flaş Hakan Fidan açıklaması, http://www.aksam.com.tr/siyaset/bozdagdan-flas-hakan-fidan-aciklamasi/haber-253997

[7]Adil Öksüz 109 kez yurt dışına çıkmış,  http://www.takvim.com.tr/guncel/2016/08/08/adil-oksuz-109-kez-yurt-disina-cikmis

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "MİT Ajanlığı, Dublajan ve Adil Öksüz’ün Ortadan Kayboluşu!"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*