İstihbarat Reformu ve Ulusal Güvenlik Direktörlüğü

office_of_the_director_of_national_intelligence_seal_usa
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Türkiye’de istihbarat alanında kronik hale gelen sorunların başında  istihbarat alanında yaşanan yetersizlikler gelmektedir. Ülkede geniş çaplı bir istihbarat reformu ihtiyacı ileri sürülmekte, buna karşın reform yapılandırma ve hiyerarşik sorumluluk düzeyi sorununa indirgenmektedir. Sorunun çözümü, teşhis ve tespitin doğruluğu, ülkenin jeopolitik konumu, güvenlik kültürü, imkan ve kabiliyetleri ile stratejik hedefleriyle alakalıdır. Türkiye özellikle son altı yıldır milli istihbarat alanında girdiği bütün sınavlardan kalan kötü bir öğrenci görünümündedir. Bunun başlıca sebebi Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başına istihbarat kariyeri dışından bir kişinin atanması, bu kişinin kurumu hızla ehliyetsiz kadrolarla doldurarak dönüştürmesi ve istihbaratta başarının yapısal değişikliklerle çözülebileceği yanılgısından kaynaklanmaktadır.

Son yıllarda sık sık telaffuz edilen, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ise hız verilen reform çalışmaları bugüne kadar hayata geçirilemedi. Bunun sebebi olarak, istihbarat reformunun Başkanlık sistemine geçişe paralel uygulamaya geçirileceği vurgulanıyor.[1] Konuyla ilgili yayınlanan haberin başlığına bakıldığında reform olarak sunulan şeyin bir yapılandırma sorunu etrafında ilerlediği anlaşılıyor. Reformun en önemli ikinci ayağı ise bu yapının kime bağlı olacağıyla ilgili. Türkiye’de, ABD’de olduğu gibi, bir “Ulusal Güvenlik Direktörlüğü” kurulması ve bu direktörün Başkan’a bağlı olarak çalışması öngörülüyor. Direktör, aynı zamanda tüm istihbarat birimlerinin patronu olacak. Başkanlık sistemine geçilmezse Ulusal Güvenlik Direktörü Başbakan’a bağlı olarak faaliyet yürütecek. Görüldüğü üzere reform çalışması istihbarat alanındaki gerçek sorunların ortaya çıkarılması ve çözümüne değil, Başkanlık rejime geçişin kurumsal adımlarının tamamlanmasına yönelik. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın “Başkanlık” konusundaki iradesi istihbarat alanındaki belirli çevrelerce suistimal ediliyor.

Bu platformdan onlarca kez ifade edildiği üzere Türkiye’de istihbarat ve güvenlik alanında bir yapılanma ve emir-komuta sorunu varmış gibi algı yaratılmaktadır. Böylece son altı yıldır Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başlıca görevlerinden olan devlet çapında milli güvenlik istihbaratı oluşturma görevini yerine getiremeyişi bu sorunlarla ilişkilendirilmektedir. Reform paketinde Ulusal Güvenlik Direktörünün tüm istihbarat birimlerinin denetim ve kontrolünden sorumlu olması ve tüm birimler arasında koordinasyon sağlaması öngörülüyor.[2] Bilindiği üzere MİT’in dışında Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı coğrafi ve konu bazında istihbarat faaliyeti yürüten belli başlı diğer kuruluşlar arasında. Bunların dışında değişik kurum ve kuruluşlar da kurumsal ihtiyaçları çerçevesinde istihbarat faaliyeti yürütüyor.

Türkiye’de istihbaratla uğraşan, hatta istihbarat ihtiyacı bulunan kurum ve kuruluşlar arasında bir koordinasyon sorunu bulunmamaktadır. Bununla ilgili MİT’e istihbaratın koordinasyonunu sağlama ve bu koordinasyonu kurumsal boyuta taşıma görev ve yetkisi çok önceden yasalarla verilmiştir. 2937 sayılı kanunun 4 (d) maddesi MİT’e “kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetlerine teknik konularda müşavirlik yapmak ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak” görevi vermektedir. Bu kapsamda Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yukarıda belirtilen görev ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesiyle ilgili koordinasyonun sağlanması ve istihbarat çalışmalarının yöneltilmesinde, temel görüşleri oluşturmak üzere, MİT Müsteşarının başkanlığında Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) kurulmuştur.[3] Kurul üç ayda bir; Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri veya Yardımcısı, Genelkurmay İstihbarat Başkanı veya Yardımcısı, ilgili bakanlıkların müsteşarları, kurum ve kuruluşların yetkili amirleri, MİT’in ilgili başkanları ile MİT Müsteşarının çağıracağı diğer kamu görevlilerinin iştirakiyle toplanır. MİT Müsteşarı gerektiğinde Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. MİKK’in ayrıntılı görev ve yetkileri ile çalışma esasları yönetmelikle belirlenir.[4] Dolayısıyla tüm istihbarat birimlerinin Ulusal Güvenlik Direktörüne bağlı olması mevcut durumdan farklı bir şey getirmeyecektir.

Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığına atandığı 26 Mayıs 2010 tarihinden sonra da MİT’in istihbaratın koordinasyonu konusunda daha fazla inisiyatif alacağı haberlerine yer verilmiştir. Ocak 2012’de MİKK uzun bir aradan sonra toplanmıştır. Hakan Fidan’ın başkanlığında toplanan kurul sonrası yapılan açıklamada; “33 kamu kurumu yetkilisinin katıldığı toplantıda, ağırlıklı olarak ülkemize yönelik ekonomik, siyasi, güvenlik, casusluk faaliyetlerine karşı kurumlara düşen görevler, terörle mücadele, kamu bilgi güvenliği ve benzeri konular üzerinde duruldu, MİKK Genel Sekreterliğine bu konularla ilgili görevler verildi” denilmiştir.[5] Açıklamada MİKK’in görevine atıfta bulunulduktan sonra “MİKK’in kurumsal hale getirilmesi amacıyla yeni bir yönetmelikle MİT Müsteşarlığı bünyesinde MİKK Genel Sekreterliği oluşturulmuştur. Kurul, Türkiye’deki genel istihbarat topluluğunun sorunları üzerinde müşterek çalışılacak konular, iyileştirme çalışmaları, ortak sistem kurma faaliyetleri ve benzeri alanlarda faaliyet yürütecektir.” ifadelerine de yer verilmiştir.

MİKK, aslında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin görev alanıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasında belirli eylem planlarının eşgüdümü görevinin istihbarat alanına yansıtılmış halidir. Nitekim 12 Eylül sonrası Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu (2937 s.k.) ve Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu (2945 s.k.) aynı güvenlik perspektifinin bir sonucu olarak yasalaşmıştır. MİKK, daha o dönem MİT kanununda yerini almıştır.

Son yıllarda ülkemizde meydana gelen terör saldırıları, dış güvenlik tehditleri ve darbe girişimi sonucunda binlerce asker, polis, kamu görevlisi ve sivil vatandaşımızın hayatını kaybettiği, anayasal düzenimizin ve milli güvenliğimizin ortadan kalkma tehlikesini bizzat yaşadığımız dikkate alındığında MİKK’nin ne derece işe yaradığı tartışmalı hale gelmektedir. Son altı yılda reform adına sunulan paketlerden güvenlik değil, sürekli tehdit ve tehlike çıkmaktadır. Dolayısıyla istihbarat kurumlarının sayısının arttırılması, azaltılması, görev ve faaliyet alanlarının değiştirilmesi, bir çatı altında toplanması, hiyerarşik sorumluluk makamlarının değiştirilmesi sorunların çözümüne fayda sağlamayacaktır. MİKK’in hikayesi bunun en somut göstergesi olup, müstakbel Ulusal Güvenlik Direktörlüğü’nün performansına şimdiden ışık tutmaktadır.  Nitekim MİT eski müsteşarı Emre Taner’in TBMM darbe komisyonunda yaptığı çıkış mevcut reform sürecini son derece isabetli şekilde tanımlamaktadır: “Hep şu soru sorulmuştur: ‘Neden CIA gibi çalışmıyorsunuz?’ Ben de diyorum ki: ‘Siz evvela Amerika olun, ondan sonra CIA’yı kuralım…”[6]

../.

 

[1] İstihbaratta yapılandırma ‘başkanlığı’ bekliyor, http://www.haberturk.com/gundem/haber/1332432-istihbaratta-yapilandirma-baskanligi-bekliyor

[2] İstihbaratta yapılandırma ‘başkanlığı’ bekliyor, http://www.haberturk.com/gundem/haber/1332432-istihbaratta-yapilandirma-baskanligi-bekliyor

[3] Bkz.Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu (2937 s.k.), https://www.mit.gov.tr/2937.pdf

[4] Bkz.Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu (2937 s.k.), https://www.mit.gov.tr/2937.pdf

[5] MİT İstihbarat Koordinasyon Kurulu Toplandı, 18.1.2012, http://www.habervitrini.com/gundem/mit-istihbarat-koordinasyon-kurulu-toplandi-438077

[6] ‘Gülen’in evine dakika farkıyla girdik, yatağı sıcaktı’, 11.11.2016, http://www.posta.com.tr/gulen-in-evine-dakika-farkiyla-girdik-yatagi-sicakti-haberi-1241455

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "İstihbarat Reformu ve Ulusal Güvenlik Direktörlüğü"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*