Türkiye Güvenlik ve İstihbarat Vizyonunu Değiştirmeli

613803928
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

İstihbarat ve güvenlik servisleri, bağlı bulundukları devletler, ülkeler ve toplumlarla özdeşleşmiş, iç içe geçmiştir. Her ülkenin coğrafi konumu, komşuları, tarihsel geçmişi, jeopolitik hedefleri, tarihi, insan kalitesi, eğitim durumu, bilimsel gelişmişlik düzeyi, sanayisi, ekonomisi, bölgesel ve küresel çıkarları ve askeri gücü o ülkenin istihbarat ve güvenlik yapılanmasında, anlayışında, yönetiminde, çalışmasında belirleyici olmaktadır.

Örneğin Rusya Federasyonu, Asya kıtası üzerinde yayılmacı bir karakter izleyen, Avrupa ile hem etkileşim hem de rekabet içinde bulunan Çarlık rejiminin mirası bir kültür ile Bolşevik devrimi sonrası iç savaş tehdidini yaşayan, ardından yeni rejimi tesis için iç ve dış güvenlik tehditlerine yoğunlaşan bir anlayışla çeşitli evrelerden geçerek KGB’yi oluşturmuştur. KGB, devlet güvenlik servisi adını taşımakla birlikte içinde dönemin ihtiyaçlarını karşılayan çok milletli, çok devletli birliğin sınır güvenliğinden haberleşmesine, casuslukla mücadeleden dış istihbarata kadar pek çok istihbarat ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir servis olarak faaliyetini yürütmüştür.

KGB’nin öncüllerinden ChK (ÇK/Çeka), GPU, OGPU gibi servisler rejimin istikrarı ve güvenliği için paramiliter birlikler istihdam etmişlerdir. Bu servisler, başlangıçta isyanları bastırma görevi üstlenmişler, ardından rejimin güvenliği adına kitleleri kıyımdan geçirmiş, rejim muhaliflerinin sürgüne gönderilip zorunlu çalıştırıldığı Gulag kamp sistemini yönetmişlerdir. Zamanla devlet içinde devlet ya da devletlin kendisiyle özdeş bir konuma gelmişlerdir. Çeka’nın direktörü Felix Derjinskiy ve OGPU ve NKGB’nin direktörü Lavrentiy Beria acımasızlıklarıyla ün salmışlardır. Stalin’in 1953 yılında ölümünden sonra rejimin yöneliminde söz sahibi olmak isteyen NKGB direktörü Lavrentiy Beria, Khruşçev ile hareket eden General Jukov’un sayesinde infaz edilmiş ve ardından KGB kurulmuştur. KGB yeni iktidarın yanında faaliyetlerini yürütmekle birlikte o dönemin koşullarına göre yapısal ve görevsel değişikliklere uğramıştır.

KGB, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını önlemek amacıyla Ağustos 1990’da Gorbaçov karşıtı bir darbe başlatmış, ancak sözkonusu darbe başarılı olamamıştır. Yeltsin’in Moskova’da tankların üzerine çıkarak popülaritesini arttırdığı darbe KGB’nin karargahı Lubyanka’da planlanmıştı. Ardından Rusya Federasyonu Devlet Başkanı seçilen Boris Yeltsin, tüm devletin güvenliği, dış istihbarat, istihbarata karşı koyma, sınır güvenliği, elektronik istihbarat, devlet büyüklerini koruma vs. dahil geniş bir alandan sorumlu dev bir servisinin iktidarın başına dert açma potansiyelini görerek KGB’yi görev konuları açısından müstakil servislere ayırmıştır. Böylece İç İstihbarat (İç Güvenlik), Dış İstihbarat, Sınır Güvenliği, Elektronik İstihbarat, Devlet Büyüklerini Koruma Birimi vs. gibi kurumlar ayrı ayrı faaliyet yürütmüşlerdir.

İç istihbarat ve güvenlikten sorumlu Federal Kontrentelijans Servisi (FSK), 1996’da Federal Güvenlik Servisi (FSB) adını almıştır. KGB’nin dış istihbarattan sorumlu 1.Direktörlüğü SVR (Dış İstihbarat Teşkilatı) olarak müstakil şekilde faaliyetini yürütmeye başlamıştır.

FSB, tehdidin, teknolojinin, yöntemlerin ve araçların değişen niteliğine göre zamanla kendini yenilemiştir. 2000’li yıllarda FSB, Çeçenistan dahil terörle mücadelede öncelikli kurum haline getirilmiştir. Rusya Federasyonu genelinde terörle mücadele eden tüm kurumların şemsiye platformu olan Ulusal Terörle Mücadele Komitesi (NAK)’nin eşgüdümünü yürütmüştür. FSB direktörü NAK’ın başkanı olmuştur. FSB’ye daha sonra yasayla terörle mücadelede yurtdışında operasyonel faaliyet yürütme yetkisi verilmiştir. Sınır Birlikleri yeniden FSB’nin bünyesine dahil edilmiştir.

Rusya Federasyonu’nun güvenlik ve istihbarat yapılanması bu ülkenin yönetim biçimi, komşuları, tehdit algıları, bölgesel ve küresel rekabet çerçevesinde şekillenmiştir. Rusya hiçbir zaman bir CIA yaratma peşinde olmamıştır. Zira, her istihbarat ve güvenlik servisi kendi ülkesinin, devletinin ve toplumunun içinden çıkmakta ve onların aynası olmaktadır.

FSB direktörleri her yıl Aralık ayında yıllık faaliyetlerini içeren bir açıklama yapmaktadırlar. Bu açıklamada servisin casuslukla mücadele, terörle mücadele ve benzeri alanlarda yürüttüğü soruşturmalar, yakalanan yabancı casuslar, yabancı ve yerli ajanlar hakkında bilgi vermektedirler. FSB’nin tehditlerle mücadelede başarısı Rus devlet kültürü ile özdeşleşmiş servis kültürü kadar liyakatli yönetim kadroları, tehditlerin değişen niteliğine uyum sağlama kabiliyeti, ileri düzey teknoloji ve araçlardan yararlanma kapasitesi, nitelikli personeli ve son derece kuralcı ve disiplinli çalışma anlayışından kaynaklanmaktadır. Rus güvenlik servisi ülkesine yönelik faaliyet yürüten hasım ülkeleri, servislerini, personelini, çalışma tarzını, hedeflerini, imkan ve kabiliyetini son derece iyi bilmekte, bununla birlikte kendini sürekli yenilemekte, değişen tehditlere uyarlamaktadır.

Örneğin Vladimir Putin’den sonra 1999 yılında FSB direktörlüğüne atanan Nikolay Patruşev tüm kariyerini FSB ve öncülü olan KGB’de geçirmiştir. 1975’den beri kurumda çalışan Patruşev, 1998’de direktör yardımcısı, 1999’da önce 1.Direktör Yardımcısı, ardından direktörlüğe getirilmiştir. Dimitri Medvedev ‘in 2008 yılında devlet başkanı seçilmesinin ardından Patruşev Rusya Güvenlik Konseyi Sekreterliğine getirilmiştir. Yerine geçen Aleksandr Bortnikov da 1975 yılından itibaren KGB’de ve FSB’de çalışmıştır. 2004-2008 arasında FSB’nin Ekonomik Güvenlik Servisi Direktörlüğü ve FSB Direktör Yardımcılığı görevlerini üstlenmiştir. FSB’nin direktörü, direktör yardımcıları, bünyesindeki servis başkanları (genel müdürler) hep kariyer istihbaratçı olup, üniversite eğitimlerinin ardından serviste göreve başlamışlar ve kurumun çeşitli kademelerinde karargah ve bölgelerde çalışmışlardır.

Rus Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR) da KGB’nin müstakil servislere ayrılmasıyla birlikte dış istihbarattan sorumlu direktörlük olarak müstakilen görevini sürdürmeye başlamıştır. SVR, dış istihbaratı yurtdışında resmi temsilciliklerde çalışan akredite ve kapalı personelinin yanısıra diplomatik bağışıklığa sahip olmayan maske kurumlarda çalışan görevlileri ya da Batı terminolojisinde “illegaller” adı verilen sahte kimlikler ve hayat hikayeleriyle hedef ülkelere yerleşip hayatlarını kuran kişiler vasıtasıyla elde etmektedir.

Kuşkusuz, istihbaratçıların sevk ve idare ettikleri ajanlar, elektronik ve teknik istihbarat ve diğer kaynaklardan da istihbarat elde edilmektedir. SVR’nin eski bir direktörü “dünya yüzeyinde istihbaratçımızın olmadığı bir kara parçası bulunmamaktadır” ifadesini kullanmıştır. Bu durum Rusya Federasonu’nun dünyanın her tarafında çıkarları çerçevesinde istihbari ve operasyonel faaliyet yürütme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir. SVR’nin başarısı ise hem haber toplama hem de analiz birimlerinde çalışan personelinin yüksek niteliğinden kaynaklanmaktadır. Rusya Federasyonu’na bağlı idari birimlere bakıldığında ülkede çok farklı etnik kökenli, kültürlü, dinli insan olduğu görülecektir. Rusya hem bir Avrupa ülkesi, hem Karadeniz, hem Kafkasya hem Orta Asya, hem Asya-Pasifik bölgesi ülkesidir. SVR’de, Rusya’nın sadece 14 komşusu değil dünyanın pek çok coğrafyasında fiziki görünümü, dili ve davranışıyla mahalli halktan ayırt edilemeyecek personel istihdam edilmektedir. Böylesine nitelikli ve istihbarat kültürü gelişmiş bir devletle baş etmek kolay değildir.

Rus istihbarat ve güvenlik servislerinin kurumsal kültürlerinin oluşmasında, devletleri, ülkeleri ve milletleri kadar hasım istihbarat servisleriyle yıllar içinde sürdürülen mücadele ve etkileşim de katkı sağlamıştır. Ruslar, dünyanın en güçlü istihbarat ve güvenlik servisleriyle sürekli rekabet ve mücadele yürütmüştür. Uzun yıllara ve onbinlerce vakaya dayalı bu çalışmalar hem kurumların hasımlarını daha iyi tanımalarına hem de tehditlere karşı kapasitelerini ve yeteneklerini geliştirmelerine fayda sağlamıştır. Elbette insan kalitesi, eğitimi, liyakatli kadrolar ve devletin stratejik hedeflerine uygun vizyona sahip deneyimli yönetim kadroları Rus servislerini dünyanın en önde gelen servisleri arasında tutmaktadır.

Rusya örneğine bakıldığında istihbarat ve güvenlik servislerinin iç ve dış tehditlere paralel olarak ve bu tehditlerin değişen niteliğine cevap verecek şekilde yasal, yapısal, görevsel anlamda değişikliklere tabi tutulduğu görülmektedir. Ancak ne KGB ne FSB ne SVR ne de GRU’ya dışarıdan bir gecede direktör ataması yapılmamaktadır. Sözkonusu servislerin direktörleri de kurum içinden yetişmiş personel varken dışarıdan direktör yardımcısı, servis başkanı, genel müdür, başkan vs. ataması yapmamaktadır. Bu servislerin direktörlerinin hiçbiri kendi gerçekliklerinden uzaklaşıp Rusya’nın CIA’ini kuracağız dememektedir. Zaten böyle bir şey telaffuz ettikleri takdirde ne kurumlarında ne de devlet katında kendilerini ciddiye alacak bir muhatap bulmaları mümkün değildir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "Türkiye Güvenlik ve İstihbarat Vizyonunu Değiştirmeli"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*