Petek Raporu Tuzak Dolu: İstihbarat Zafiyetinden Dezinformasyona

Petek
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

FETÖ/PDY’nin merkezinde yeraldığı darbe girişimini soruşturmak üzere TBMM’de kurulan 15 Temmuz Darbe Girişiminin Araştırılması Komisyonu (ya da Petek Komisyonu) uzun bir aradan sonra raporunu yayınladı.[1] Darbe Komisyonu’nu tartışmalı hale getiren aralarında Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarını bulunduğu darbenin merkezinde yeralan yetkililer yerine ilgisiz kişileri dinlemesiydi.

Komisyon Başkanı Reşat Petek, “Darbe girişiminin önceden haber alınamamasının bir istihbarat zaafı olduğunda kuşku yoktur. Ancak Kara Havacılık’tan gelen pilot subayın MİT Müsteşarına yönelik verdiği bilgilerden sonra MİT’in ve Genelkurmay Başkanlığının önleyici girişimleri sayesinde darbe girişim saatinin 16 Temmuz gece saat 03.00’ten 15 Temmuz 2016 saat 20.30’a çekilmesi, darbenin önlenmesinde en önemli faktörlerden biri olarak görülmektedir. Ülkemizin mevcut kurumsal istihbarat yapısının iç ve dış istihbarat ihtiyacını tam anlamıyla tatmin edici şekilde karşılamadığı görülmektedir. Mevcut yapının sorunlu ya da yetersiz noktaları gözden geçirilmeli, ülkemizin istihbari ihtiyaç ve hedeflerini karşılayacak yeni bir iç ve dış istihbarat konsepti ve yapılanması tüm yönleriyle müzakere edilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.[2]

Öte yandan MİT Müsteşarlığı Darbe Komisyonu’na gönderdiği bir yazıda;  “Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda FETÖ/PDY’nin darbe girişiminde bulunabileceği bildirilmiş olmakla birlikte, TSK bünyesinde istihbarat toplanamadığından, darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata daha önce ulaşılamamıştır.” ifadesine yer verilmiştir.[3]

Gerek Petek raporu gerekse MİT’in komisyona gönderdiği raporda kamuoyunu yanıltıcı unsurlar bulunmaktadır. Şöyle ki Petek Komisyonu darbeye katılan binlerce kişinin bünyesinde yeraldığı Genelkurmay Başkanlığı’nın üst yönetim kademesinin nerede hata yaptığını ortaya çıkarmak yerine, bu kurumun önleyici tedbir almak suretiyle darbe girişimini akamete uğrattığını ileri sürmüştür. Yine komisyon, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 4.maddesine göre milli güvenlik, anayasal düzen, iç ve dış güvenlik, terörle mücadele, karşı casusluk ve stratejik istihbarat yapmaktan sorumlu olan MİT Müsteşarlığı’nın istihbarat zafiyetini yapısal sorunlarla ilişkilendirmiş, darbe girişiminin başarıya ulaşamamasında MİT’in de rol oynadığını vurgulamıştır.

Komisyon Başkanı’nın sözleri, darbe girişimi başlatıldıktan birkaç saat sonra halkı meydanlara çağıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, bunun TSK içindeki küçük bir grubun kalkışması olduğunu ve karşı konulması gerektiğini söyleyen Başbakan Binali Yıldırım’a, devleti yönetenlerin çağrısına kulak verip hayatları pahasına meydanları dolduran kadın, genç, yaşlı, çoluk çocuğa, darbecileri durdurmak için hayatını kaybetmeyi, sakat kalmayı göze alan onbinlerce vatandaşımıza haksızlıktır.

Petek, darbe girişiminin en önemli kurumu olan ve darbeciler tarafından derdest edilip edilmediği pek anlaşılamayan Genelkurmay Başkanı’nı dinlemeden, Genelkurmay Başkanlığına önleyici çabaları sebebiyle neredeyse teşekkür etmiştir. TSK’daki darbeci kadrolar ile sivil bürokrasideki uzantıları özellikle Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı’nın sona ermesiyle, yani 2007 yılından itibaren, sivil ve askeri bürokraside adım adım gerçekleştirilen operasyonlarla etkili kadrolara gelmişlerdir.

Petek, raporunda istihbarat zafiyetini yapısal sorunlarla ilişkilendirmiş, komisyonun görevi olmadığı halde istihbarat alanında kavramsal ve yapısal değişiklikler gerektiğini öne sürmüş, böylece MİT’in üst yönetimini  sorumluluktan koruduğu gibi uzun süredir planlanan ABD tipi istihbarat ve güvenlik mimarisinin meşrulaştırılmasına katkı sağlamıştır. Halbuki Hükümet 2010 yılından itibaren MİT’e başka hiçbir kuruma sağlanmayan oranda büyük bütçeler, yasal değişiklik ve kadro imkanı sağlamıştır. 2010 yılından itibaren MİT’in başında olan, MİT’in deneyimli kadrolarını pasifize, emeklilik ve idari soruşturmalarla tasfiye eden, yerlerine dışarıdan FETÖ’cü bürokratları, istihbarat bilgisi, deneyimi ve donanımı olmayan  kadroları atayan Fidan ve arkadaşlarının darbe girişimindeki sorumlulukları kamuoyunca uzun süredir dillendirilmektedir.

2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 4. maddesi MİT’in görevlerini sıralamaktadır. 2014 yılında 6532 sayılı kanunla MİT’in görevleri, yetki ve sorumlulukları arttırılırken, MİT personelini sadece görev yaparken değil, sair zamanlarda da korumayı sağlayan, buna karşı yönetimi zor durumda bırakacak faaliyetleri mahkemede açıklamalarını önleyen tedbirler getirilmiştir.

Sözkonusu maddeye göre (Madde 4-a) MİT’in öncelikli görevi; Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlara karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmaktır.[4] Kanun MİT’e Stratejik İstihbarat, İKK, dış güvenlik, milli savunma, terörle mücadele ve sair konularda da görev, yetki ve sorumluk vermektedir.

MİT ise Darbe Komisyonu’na gönderdiği bir raporda; darbenin günü ve saatini tespit edememesine mazeret olarak TSK içinde istihbarat toplayamamasını göstermiştir.[5] Öyleyse MİT yönetiminin şu sorulara cevap vermesi gerekmektedir:

1)15 Temmuz öncesinde dış makamlarla paylaşıldığı belirtilen “FETÖ/PDY’nin darbe girişiminde bulunabileceği” bilgisini nereden almışlardır? Böylesine yaşamsal bir istihbaratın üzerinde neden durulmamış ve/veya detaylandırılmamıştır?

2)MİT’in şüpheli durumlarda Genelkurmay Başkanlığı ile koordine kurarak askeri personeli kıta dışında takip ve kontrol etme yetkisinden hareketle, şüpheli kişiler neden gözetim altına alınmamıştır?[6]

3)FETÖ/PDY’nin TSK, Emniyet, Yargı, MİT, Akademi ve sair alanlarda sivil ve asker bürokratlardan sorumlu “abi” veya “imam” denilen örgüt mensupları bulunduğu ve darbe talimatını ABD’den Adil Öksüz adlı bir sivilin getirdiği dikkate alındığında, darbe girişimi neden sivil kişiler üzerinden tespit edilmemiştir?

4)FETÖ/PDY tarafından uzun süredir kullanılan internet tabanlı gizli haberleşme kanallarına neden nüfuz edilip, temas ve faaliyetleri belirlenecek örgüt mensupları darbe girişiminden çok daha önce yargıya sevk edilmemiştir?

5)Fidan neden MİT’in en yaşamsal birimlerinden olan sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, haberleşme istihbaratı gibi kriptolu görüşmelere nüfuz eden Elektronik İstihbarat Başkanlığı’na, 15 Temmuz sonrasında MİT’ten ihraç edilerek hapise atılan, uzun yıllar CIA/FBI bünyesinde eğitim görmüş, 2000’li yıllarda her türlü şüpheli dinleme/izleme/dokümantasyon faaliyeti içerisinde yer almış FETÖ/PDY mensubu polis müdürü Basri Aktepe’yi atamıştır?

6)MİT, TSK içinde istihbarat yetkisi olmadığı için darbe girişiminin gün ve saatini netleştiremediği savunmasını yaptığından hareketle, son yedi yıldır ülkemizde meydana gelen PKK, radikal sol, IŞİD ve dinci terör eylemlerinin tespit edilememesinin gerekçesi nedir? MİT’in sözkonusu terör örgütlerinde istihbarat yapmasını önleyen bir durum mu vardır?

MİT’in darbe girişimini önceden haber almış olması halinde Cumhurbaşkanı ve Başbakanı uyarması, Genelkurmay Başkanı ile varılacak mutabakat sonucunda MİT’in şüpheli TSK mensuplarını ve darbenin sivil uzantılarını takip ve kontrol altına alması gerekirdi.

Öte yandan darbe girişimi yapıldığı gün bir TSK mensubunun MİT karargahına gelerek MİT Müsteşarı’nın üç askeri helikopterle kaçırılacağı duyumunu iletmesinden alarme olmayan, başkentin göbeğinde, güpegündüz yapılacak böylesi bir operasyonun daha büyük bir planın parçası olduğunu kavrayamayan kişilerin halen TSK ve MİT’in başında durması milli güvenliğimiz açısından son derece sakıncalı bir durum değil midir?[7]

Eski MİT Müsteşarı Emre Taner, Darbe Komisyonu’nda 15 Temmuz’dan sonra MİT’ten FETÖ/PDY mensubu oldukları gerekçesiyle ihraç edilen personelin çoğunun kuruma 2010 yılından sonra alındığının altını çizmiştir.[8] Dolayısıyla MİT’in FETÖ/PDY ile mücadelede etkisiz kalmasının, Türkiye’nin son yedi yıldır dış güvenlik, terörle mücadele ve en önemlisi darbe girişimi sırasında sessiz kalmasının başlıca sorumlularının kimler olduğunu açıkça göstermiştir.

Sonuç olarak Petek Raporu ve Komisyona gönderilen MİT Raporu, Türk kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak, siyasi ve bürokratik sorumluları aklamaya çalışan, halkın, şehit ve gazi yakınlarının dikkatlerini başka yönlere çekerek gerçeklerin açığa çıkmasına engel olan bir içeriktedir. Komisyonun görevi olmamasına karşın istihbarat zafiyetini yapısal sorunlarla ilişkilendiren Sayın Petek’in, MİT Müsteşarı’nın son yedi yıldır hükümetin sağladığı her türlü maddi ve manevi desteğe karşı hangi yapısal sorun sebebiyle darbe girişimini zamanında tespit edemediğini de açıklaması beklenir. Burada devreye giren MİT ise 2937 s.k.nın 4. maddesinde sıralanan görevlerini gözardı ederek, yanıltıcı şekilde bu zafiyeti TSK içinde istihbarat toplayamama sorunuyla ilişkilendirmiştir.

Yetkililere bir kez daha şu soruları sormak gerekir: MİT darbe girişiminde bulunulabileceğini daha önce öğrendiğine göre üzerine neden gitmemiştir? Genelkurmay Başkanı’ndan onay alıp şüpheli askeri personelin kıta dışı faaliyetlerini neden izlememiştir? Darbe talimatını getiren Adil Öksüz başta olmak üzere darbenin sivil unsurlarını neden kontrol altına almamıştır? Darbecilerin kriptolu haberleşme kanallarına çok daha önce neden sızmamıştır? MİT’in IŞİD, PKK, DHKPC gibi terör örgütlerinde istihbarat yapmalarını engelleyen bir durum yok iken neden sözkonusu örgütlerin kanlı eylemlerini önleyip binlerce vatandaşımızın hayatını kurtaramamıştır? FETÖ/PDY mensubu oldukları gerekçesiyle 17 Aralık ve 15 Temmuz’dan sonra MİT’ten uzaklaştırılan aralarında polis ve askerlerin de bulunduğu yüzlerce kişi neden kuruma hep 2010 yılından sonra atanmıştır? Türk kamuoyu asıl bu soruların cevaplarını beklemektedir…Bu sorulara cevap verilmediği müddetçe son yedi yılda terör eylemleri ve darbe girişimi sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımız yerlerinde rahat uyuyamayacaklardır!

 

 

[1] Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek, Meclis’in darbe girişimi raporunu açıkladı, 26.05.2017, http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/05/26/resat-petek-basin-toplantisinda-konusuyor-canli

[2]Ibid

[3] İşte MİT’in darbe raporu, 26.05.2017, http://www.hurriyet.com.tr/iste-mitin-darbe-raporu-40470490

[4] Bkz. Devlet istihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu, https://www.mit.gov.tr/2937.pdf

[5] İşte MİT’in darbe raporu, 26.05.2017, http://www.hurriyet.com.tr/iste-mitin-darbe-raporu-40470490

[6] Dr.Erhan Canikoğlu, MİT’in Sorunu Yapılandırma Değil; Yönetim, Vizyon ve Kavram Yetersizliği, 31 Temmuz 2016, http://intelturk.com/2016/07/31/mitin-sorunu-yapilandirma-degil-yonetim-vizyon-ve-kavram-yetersizligi/

[7] ‘Akar ne zannediyor, Fidan’ı kaçıracak askerlerin fidye isteyip, altlarına birer Ferrari çekeceklerini mi? Sputnik, 06.12.2016, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201612061026159677-akar-fidan-fidye-asker/

[8] MİT’in Son Kariyer İstihbaratçı Müsteşarı Emre Taner ve Darbe Komisyonu, 11.11.2016, http://intelturk.com/2016/11/11/mitin-son-kariyer-istihbaratci-mustesari-emre-taner-ve-darbe-komisyonu/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "Petek Raporu Tuzak Dolu: İstihbarat Zafiyetinden Dezinformasyona"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*