MİT’in Gizlenen Sorunu: Liyakatsizlik ve Kadrolaşma*

kadrolaşma
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

TBMM’de kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu taslak raporu 26 Mayıs’ta açıklandı. Darbe girişimin en tartışmalı iki kurumundan biri olan MİT Müsteşarlığı, komisyona gönderdiği bir raporda FETÖ/PDY’nin stratejik kurumlara sızmak ve güvenlik güçlerince alınan tedbirlere karşı koymak için yeni yöntemler uygulayabileceği uyarısı  yaparak, kamu kurumlarına personel seçme ve yerleştirme aşamalarında liyakat esaslarına uyulmasına özen gösterilmesi tavsiyesinde bulundu. [1] MİT ayrıca kurum içinde FETÖ/PDY ile iltisaklı mensupların kurumla ilişiğini kestiğini; bu kapsamda haklarında işlem yapılan 558 personelden 167’sinin kamu görevinden çıkarıldığını, 70’inin görevine son verildiğini (sözleşme feshi, adaylık süresi sonunda göreve son verme, naklen atama, istifa, emeklilik vb.), 272 TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin geçici görevlendirmesinin sona erdirildiğini, böylece toplam 509 kişinin Teşkilat ile ilişiğinin kesildiğini, bunların dışında 49 personelin 22’sinin pasif göreve atandığını, 7’si hakkında 2937 s.k.nın 19.maddesi uyarınca naklen atama işleminin sonuçlanmasının beklendiğini, 5’inin haklarında yürütülen soruşturma sonucunda görevlerine iade edildiğini, 15’i hakkında soruşturmaların sürdürüldüğünü bildirmiştir. [2]

Ancak Teşkilat FETÖ/PDY mensubu MİT personelinin kaçının 2010 sonrasında işe alındığını belirtmemiştir. Adaylık süreci sonunda ihraç edilenlerin son dönem alınan personel olduğu kesindir. Öte yandan TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden geçici görevle alınan personelin de çoğunlukla FETÖ/PDY’ci olduğu anlaşılmıştır. MİT’e dışarıdan yapılan üst düzey atamaların da nasıl olduğu bugüne kadar medyaya yansımıştır. Türk kamuoyu bu kadar fazla FETÖ/PDY mensubunun MİT’e hangi ara girdiğini merak etmektedir.

Milli İstihbarat Teşkilatı hükümetin en önem verdiği kurumların başında gelmektedir. Hükümet son yıllarda MİT’in bütçesini cömert şekilde arttırmış, MİT kanununda kapsamlı yasal değişiklikler yapılmasını sağlamış, müsteşara kurumu yeniden yapılandırma ve kadrolaşma konusunda son derece geniş imkanlar tanımıştı. MİT’in denetime kapalı olması kurumun kanunda belirtilen görevlerini tam olarak yerine getirip getirmediğinin incelenmesine imkan vermiyor. MİT Müsteşarı, TBMM’de kurulan komisyonun müteaddit çağrılarına karşı komisyona giderek bilgi vermekten kaçınmıştı. Bununla birlikte iktidar partisinin MİT’e verdiği desteği ve ülkemizin milli güvenlik ve terörle mücadele alanında son yıllarda yaşadıklarını inceleyerek gerçekleri ortaya koymak mümkün olabilir.

MİT Müsteşarlığı’nın 2016 yılı bütçesi % 47 artışla 1.6 milyar liraya çıkarıldı. Sözkonusu artışın bir kısmı müsteşarlık için yapılan yeni binanın inşaatı için sarf edilecek olsa da bu son derece yüksek bir bütçe.[3]  MİT’in 2015 yılı bütçesi 1.1. milyar, 2014 yılı bütçesi 1.06 milyar, 2013 yılı bütçesi ise 995 milyon lira olarak belirlenmişti.[4] MİT’in 2012 yılındaki harcamaları 751 milyonluk bütçeyi aşarak 776 milyona ulaşmıştı.[5]  MİT’in 2011 yılı bütçesi 665 milyon [6], 2010 yılı bütçesi ise 523 milyon TL idi.[7] MİT’in son altı yılda bütçesi ve gerçekleşme oranlarına bakıldığında 2010 (523 milyon), 2011 (665 milyon), 2012 (776 milyon), 2013 (995 milyon), 2014 (1.06 milyar), 2015 (1.1 milyar), 2016 (1.6 milyar) gibi giderek artan bir tabloyla karşılaşmaktayız. Yani kurumun yıllık bütçesi beş yılda üç kattan fazla artmış.

Bugüne kadar MİT’in bütçe artışlarını meşrulaştırmak için çeşitli gerekçeler ileri sürülmüştü. Kurumun, 2014 yılı bütçe artışı alt yapısının teknolojideki son gelişmeler ışığında yenilenmesi ile ilişkilendirilmişti.[8] Yine yetkililerin ifadesine göre 2014 yılı itibariyle MİT’te 8 bin kişi çalışmaktaydı. Personelin çoğunluğunu tercümanlar, analistler ve yardımcı hizmetlerde bulunan görevliler oluşturmaktaydı. MİT, 2014 itibariyle 2473 kişinin telefonunu dinlerken, dinleme faaliyetleri genellikle terörizm ve casusluk faaliyetlerini kapsamaktaydı. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında gizli bilgiye erişecek kişilerle ilgili gelen talepler üzerine 250 bin kişinin arşiv araştırması ve güvenlik tahkikatını yapmıştı.[9]

Hükümet milli istihbarat alanına cömert bütçe artışı vasıtasıyla destek olmakla kalmıyor, MİT’in daha etkili bir şekilde çalışması, kanunda belirtilen görevlerini dosdoğru yerine getirmesi, Türkiye’nin terörle mücadele ve milli güvenlik alanında gerekli istihbaratı toplaması, dış politik hedeflere ulaşılması için istihbari ve operasyonel desteği vermesi, kurum personelinin görevini yerine getirirken önündeki olası engellerin kaldırılması, kurumun ülkedeki her türlü resmi ve özel veri tabanına ve iletişim kanalına erişebilmesi, personelin görevi nedeniyle karşılaşacağı hukuki sorunların giderilmesi amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapıyordu.

Oslo’da PKK ile yapılan görüşmenin ses kayıtları ve tapelerinin sızması üzerine, KCK davasını soruşturan Savcılar, Hakan Fidan ile birlikte bazı MİT personelini ifadeye çağırdılar. Bu gelişme üzerine Hükümet hızlı bir adım atarak MİT Müsteşarı’nın soruşturulmasını Başbakan’ın iznine bağlayan yasayı kabul etti. Yasanın geçici maddesine göre sözkonusu izin mevcut soruşturmaları da içerecekti. Bu amaçla 17 Şubat 2012 tarih ve 6278 sayılı kanun ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı kanununun 26.maddesi değiştirildi.[10] Son olarak 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6532 sayılı kanun ile 2937 sayılı MİT kanununda son derece kapsamlı değişiklikler yapıldı.[11]

Hakan Fidan, Nisan 2010’da MİT müsteşar yardımcılığına, 26 Mayıs 2010’da ise MİT Müsteşarlığına atandı. Fidan kuruma atandıktan sonra Teşkilat’ta hızlı bir kadrolaşmaya gitti.[12] Bu süreçte kurmun deneyimli, eğitimli ve donanımlı kadroları teker teker tasfiye edildi. Halbuki istihbarat gerek haber toplama gerekse haber değerlendirme ve analiz açılarından son derece kapsamlı bir faaliyettir. Haber toplama memurları kariyerlerine başladıkları ilk günden itibaren yıllarca süreyle sahada haber toplamaktadırlar. Haber toplamak için gerekli teknik ve insan kaynaklardan yararlanırlar. Konularında uzman olmak için yıllar geçer. Bilgi toplamaları gereken alanlarda canlı kaynak bulmak için günlerce, haftalarca araştırma yaparlar. Kaynakları bulduktan sonra güvenilirliklerini test için uzun zaman ve emek harcarlar. Güvenilir ve verimli kaynakları hizmete kazandırdıktan sonra onlara sık sık eğitim verirler. Gizli haberleşme ve buluşma yöntemleri uygulayarak kaynaklarıyla buluşur, hangi konularda bilgi ve belge getireceklerini, bunları gizlice nasıl temin edeceklerini, güvenli bir şekilde nasıl ulaştıracaklarını öğretirler.

İKK memurları yabancı istihbarat servislerinin Türkiye’deki faaliyetlerini tespit etmek için sahaya çıkarlar. Teorik ve günlük bilgilerden yararlanırlar. Usta ve çırak ilişkisi içinde deneyimli memurlarla birlikte yıllarca çalışırlar. Hedeflerinin etrafında görünmez bir erken uyarı sistemi kurarlar. İstihbari faaliyetleri tespit ve dokümante ederler. Yeri ve zamanı geldiğinde bu kişileri “suçüstü” yaparlar. Diplomatik statüye sahip olanlar “istenmeyen adam” ilan edilir ve resmi yollardan çağrı yapılarak ülkeyi terk etmesi istenir. Ya da “servis suçüstüsü” denilen bir uygulama yapılır ve servis usul ve metodlarına göre istihbaratçının ülkeyi sessizce terk etmesi istenir. Bu konuda medyaya bir bilgi verilmez.

Yıkıcı ve bölücü terör konularında çalışan personel yine masada ve sahada son derece komplike olaylar, örgütler ve kişiler üzerinde çalışırlar. En tehlikeli terör örgütlerinin faaliyetlerini izlerler. Örgütler içinden ve çevresinden kaynak temin ederler. Örgütlerin faaliyetlerini elektronik ve teknolojik vasıtaların yanısıra çevrelerine ya da içine kaynak sokarak takip ederler. Örgüt mensuplarıyla son derece tehlikeli koşullar altında, dağlarda, kırsalda, sınır ötesinde buluşurlar. Kaynaklarını hem eğitir, hem yönetir hem de sevk ve idare ederler.

Yurt dışı ünitelerde çalışanlar dünyanın her yerinde her türlü koşulda görev yaparlar. Bazen ev sahibi ülkenin son derece sıkı takip ve gözetleme sistemi altında gizli faaliyet yürütmeye çalışırlar. Askeri ve stratejik hedefler hakkında bilgi ve belge toplarlar. Kimi ülkelerde Türkiye’ye yönelik bölücü, gerici ve yıkıcı hedeflere nüfuz eder, faaliyetlerini izlerler. Devlet otoritesinin zayıf olduğu ülkelerde can güvenlikleri pahasına ülkesine ve devletine faydalı çalışmalar yaparlar. Zor durumdaki soydaşlarına yardım ederler. MİT’in yurt dışında şehit edilen pek çok kahramanı vardır.

MİT’in takip ve gözetleme memurları son derece güç koşullar altında, gece-gündüz, sıcak-soğuk, yaz-kış demeden,  açlık susuzluktan şikayet etmeden hedeflerini takip ederler. Evlerine, eşlerine, çocuklarına vakit ayırmazlar. Çoğunlukla eşlerinin doğumlarında, çocuklarının okula ilk başladığı günlerde, mezuniyet törenlerinde, doğum günlerinde birlikte olamazlar. Türk halkı huzur içinde yaşasın diye ailesiyle en güzel zamanlara ait anılardan mahrum kalırlar.Devlet, millet ve ülke için son derece büyük fedakarlık yaparlar.

Teşkilatın dinleme ve tercüme ünitelerinde çalışan personeli yorgunluk nedir bilmeden gece gündüz dinleme yapar, rapor hazırlar, tercümanlık yaparlar. Kulaklarını ve gözlerini devletin güvenliği, ülkenin bütünlüğü ve milletin bekası için feda ederler.

Kurumun koruma ve güvenlik personeli doğu-batı demeden memleketin her bir köşesinde gece gündüz kurumu, binalarını ve personelini tehlikelere karşı korur. Personelin ve ailelerinin huzur ve güvende olmaları, verimli çalışmaları için hizmet binalarını ve lojman bölgelerinin güvenliğini sağlar.

Kısaca kurumun haber toplama ve analiz memurlarından koruma görevlilerine, takip ve gözetleme memurlarından mütercim ve monitörlere, elektronik istihbarat personelinden Ar-ge çalışanlarına, koordinasyon birimi personelinden kütüphane hizmetlerine kadar tüm personeli MİT’in üzerine yüklenen bu kutsal görevi yerine getirmek için elinden gelen her türlü çabayı sarf eder.

Ancak 2010 yılından sonra aksi yönde adımlar atılmaya başlandı. Bu dönemde, MİT Personel Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak istisnai bir atama şekli olan “naklen atamalar” rutin hale getirdi. Bu kapsamda Başbakanlık’tan, Bakanlıklardan, Dışişleri Bakanlığı’ndan, TSK’dan, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından pek çok kişi MİT’in üst düzeyine ve kritik pozisyonlarına atadı. Atananlar arasında geçmişte mağduriyet yaşadığını belirten emekli askerler de bulunmaktaydı.[13] Medyada söz konusu atamalar kalın puntolarla verilip sürekli parlatılırken, bazı çevrelerde ise yoğun eleştirilere tabi tutulmaktaydı. Kimi yazarlar bu kadrolaşmanın son derece stratejik hedefi olduğunu, geleneksel kadroların sorgulayacakları kimi görevlerin bu kişilere yaptırılabileceğini ileri sürmekteydi.[14]

Hükümetin cömert bütçe artışlarına, her türlü yasal değişiklik desteğine rağmen, MİT son yedi yılda görevini gerektiği gibi yerine getirememiştir. Son yedi yılda istihbarat ve güvenlik zafiyeti zirve yapmış, ülkemizde onlarca terör eylemi gerçekleşmiş, 15 Temmuz’da hükümeti devirmeyi, anayasal düzeni bozmayı hedefleyen bir darbe girişimi meydana gelmiştir. MİT’in bu tür tehditlerle baş edememesinin başlıca üç nedeni bulunmaktadır. Birincisi MİT’in üst yönetim kademesinin milli istihbarat vizyonu, bilgi ve donanım açılarından yeterli performansı gösterememesi,  ikincisi kurumda gerçekleştirilen yapısal ve fonksiyonel değişikliklerin fayda sağlamaması, üçüncüsü ise dışarıdan getirilen yeni kadroların bazılarının FETÖ/PDY’ci çıkması bazılarının ise milli istihbarat alanına yabancı kişilerden oluşmasıdır.

MİT’in kariyer memurları yıllar süren hizmetleri karşılığında üst makamlara gelemezken, yeni kadrolar hızla Müsteşar yardımcılığı, Başkan, Başkan yardımcılığı ve Daire başkanlığı görevlerine atanmışlardır. MİT’in yeni kadroları yukarıda sıralanan geleneksel fedakar personele güven verememiş, taraflar arasında kurumun dokusuna uygun bağlar kurulamamıştır. MİT personeli doğuda terörle mücadele edip, yurtdışındaki çatışma bölgelerinde son derece zor şartlar altında haber toplama görevini yürütürken, yeni kadrolar Yenimahalle’deki makamlarına alışmaya çalışmışlardır. Milli istihbarata yabancı kadrolarla, ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar,  Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli güvenlik hedeflerine ulaşmak mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla MİT’in Darbe Komisyonu’na gönderdiği raporda yer alan kamuda liyakate özen gösterilmesi önerisini öncelikle kendisinin uygulamasında milli güvenliğimiz açısından büyük fayda görülmektedir.

 

../.

*Not: Bu yazı geçmişte bu blogda yayınlanmış bir başka yazının 15 Temmuz Darbe Komisyonu Raporu sonrası güncellenmiş halidir.

[1] İşte MİT’in 15 Temmuz raporu, 26.05.2017,  http://www.yenisafak.com/gundem/iste-mitin-15-temmuz-raporu-2684979

[2] ‘FETÖ yeniden sızmaya çalışıyor, 29.05.2017, http://www.hurriyet.com.tr/feto-yeniden-sizmaya-calisiyor-40472086

[3] MİT’in bütçesi % 47 arttı, 27 Ocak 2016, http://www.hurriyet.com.tr/mitin-butcesi-47-artti-40045690

[4] MİT’in personel sayısı ve bütçesi açıklandı, 23 Şubat 2014, http://www.radikal.com.tr/turkiye/mitin-personel-sayisi-ve-butcesi-aciklandi-1178099/; MİT’in Bütçesi İçin Devasa Artış Talebi, 12 Ekim 2015, http://www.haberler.com/mit-in-butcesinde-devasa-artis-talebi-7768233-haberi/5

[5] MİT’in bütçesi yüzde 40 arttı, 10 Kasım 2013, http://www.radikal.com.tr/turkiye/mitin-butcesi-yuzde-40-artti-1159978/

[6] MİT’e 751 milyonluk bütçe, 15 Ekim 2011, http://www.timeturk.com/tr/2011/10/15/mit-e-751-milyonluk-butce.html

[7] MİT bütçesi 523 milyon TL oldu, 4 Kasım 2009, http://www.sabah.com.tr/gundem/2009/11/04/mit_butcesi_523_milyon_tl_oldu

[8] MİT’in bütçesi yüzde 40 arttı, 10 Kasım 2013, http://www.radikal.com.tr/turkiye/mitin-butcesi-yuzde-40-artti-1159978/

[9] MİT’in personel sayısı ve bütçesi açıklandı, 23 Şubat 2014, http://www.radikal.com.tr/turkiye/mitin-personel-sayisi-ve-butcesi-aciklandi-1178099/

[10] Madde 26 – (Değişik: 17/2/2012-6278/1 md.) MİT mensuplarının veya belirli bir görevi ifa etmek üzere kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilenlerin; görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı ya da 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması Başbakanın iznine bağlıdır. Bkz.Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu, https://www.mit.gov.tr/2937.pdf

[11] Erhan Canikoğlu, Devlet istihbarat Hizmetleri ve MİT Kanunu Değşiklikleri:Beklentiler ve Mevcut Durum, 25 Haziran 2016, http://intelturk.com/2016/06/25/devlet-istihbarat-hizmetleri-ve-mit-kanunu-degisiklikleri-beklentiler-ve-mevcut-durum/

[12] Erhan Canikoğlu, Fidan Döneminde MİT:Kadrolaşmanın Milli Güvenliğe Zararları, 7 Temmuz 2016, http://intelturk.com/2016/07/07/fidan-doneminde-mit-kadrolasmanin-milli-guvenlige-zararlari/

[13] Erhan Canikoğlu, Fidan Döneminde MİT:Kadrolaşmanın Milli Güvenliğe Zararları, 7 Temmuz 2016, http://intelturk.com/2016/07/07/fidan-doneminde-mit-kadrolasmanin-milli-guvenlige-zararlari/

[14] MİT’in Medya Ağı ve Abdurrahman Şimşek Çetesi, 7 Ocak 2014, https://analizmedya.wordpress.com/2014/01/07/mitin-medya-agi-ve-abdurrahman-simsek-cetesi/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page

Yazar Hakkında

Dr. Erhan Canikoğlu
MGK'nın Dış Politika'daki Rolü teziyle yüksek lisans, Rusya'nın Yakın Çevre Politikası teziyle doktora derecesi aldı. Rusya, Yunanistan ve Irak'ta dış görevlerde bulundu. İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma konularında uzman ve yönetici olarak çalıştı.

İlk yorumu siz yapın "MİT’in Gizlenen Sorunu: Liyakatsizlik ve Kadrolaşma*"

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


*